Celal DENİZ
AKP ilk iktidara geldiğinde o günkü başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dilinden''Medeniyetler ittifakı'' sözü düşmüyordu. Bunun için Viyana'da, Madrid'de toplantılar yapıldı. Erdoğan dünyada ırkçı saldırıların çoğaldığını, hoşgörüsüzlüğün arttığını belirterek, buna karşı çoklukta birlik ve farklılıkların birer zenginlik anlayışında olduklarını ve bu suretle de yeni bir dünya kurulabileceğini ifade ediyordu.
Erdoğan’ın bu yaklaşımı halkta bir umut yaratmıştı. Eninde sonunda defalarca halktan güvenoyu almış tek başına iktidara gelmişti.
Dış politikada "sıfır sorun" anlayışıyla hareket edileceği müjdeleniyor, bir çok ülke ile anlaşmalar yapılıp vizeler ortadan kaldırılıp vizesiz seyahat imkanları sağlanıyordu. Bu yaklaşım ekonomiye yansıyor, bölge ülkeleri ile ticaret hacmi oldukça yüksek bir rakama yükselmişti.
Domino taşları gibi birer birer yıkıldı bu olumluluklar.
İnsanların yaşam tarzı hedef alındı. Çözüm süreci yerini çatışmalı sürece bıraktı. Alevi açılımından, Kürt açılımına hiçbir şey kalmadı. Tersine Aleviler yaşam tarzı ile Kürtler inançları ile suçlandı. Gerilim siyaseti toplumda bir kutuplaşmaya bıraktı yerini.
Ekonomide alarm zilleri çaldı, İhracatta azalma başladı, büyüme hızı düştü. Komşularla sıfır sorun yerini sıfır komşuya bıraktı.
AKP'deki bu değişim önce medyanın dilini bozdu. Medyada düşmanlık körükleyen bir dil hakim oldu. Bu olumsuz değişim topluma yansıdı. Bu değişimin en büyük vebali AKP ve Erdoğan'a aittir.
Bu özeti neden yapma gereği duydum? Son Ankara'daki katliamda 100'ü aşkın barış insanı can verdi. Vicdanları devlete endeksli insanlar bu katliam, bu acı yaşanmamış gibi davrandılar. Konuyu sessizce geçirmeye çalıştılar. Oysa bir asker, polis öldürüldüğünde PKK'ye ağız dolusu küfürler ederlerdi.
Bunlar yine anlaşılabilirdi. Kimileri o kadar ileri gitti ki (Akit gibi gazeteler de cabası) "bu saldırı HDP'ye oy kazandırsın diye yapıldı" diyenler bile oldu. Yetmedi ''bugün çok da mutluyum çayımı keyifle yudumlayabilirim'' diyen vicdansızlar çıktı.
Tüm bunlar yetmedi, Ankara'da katledilenlerden Alanya'da yaşayan iki HDP'linin cenazelerinin, Alanya Mezarlığına defnedilmesine MHP'li belediye "Alanyalı olmadıkları" gerekçesiyle izin vermedi.
Yetmedi, Konya'daki rezalete de tanık olduk. Türkiye - İzlanda milli maçı öncesi Konya'da statta saygı duruşu yapılmak istendi. 1 Dakikalık saygı duruşu esnasında tribünde bulunan bir kalabalık hem yuhaladılar hem de sürekli tekbir getirerek saygı duruşuna engel olmak istediler. Mevlana'nın hoşgörüsü o kentte yaşayanlara hiç yansımamıştı.
Tüm bunları lokal davranışlar olarak nitelemek mümkün mü?
Toplumda yıllar yılı gerilim siyaseti yürüterek, insanları siyasi düşüncelerinden, etnik kimliklerinden ve dini inanç ve mezheplerinden dolayı karşı karşıya getirirsen sonuç bu olur. Bu durum bugün için bizleri korkutuyor. Ancak önümüzdeki dönemde bu siyasetin devamı halinde bir iç savaş olasılığı mümkündür. Asıl korkutucu olan da budur.
İç savaşın mesajı, Rize'de Erdoğan’a destek mitingi yapan mafya lideri Sedat Peker tarafından verildi. "Oluk oluk kan akıtılacağını" açık açık söyledi ve hemen ertesinde Ankara'da gerçekten oluk oluk kan aktı. Ne utanç vericidir ki bu bir mafya liderinin desteğine muhtaç kalmış bir cumhurbaşkanı var?
Bu ülkede her fırsatta Türk - Kürt kardeşliğinden söz edilir. Kardeş olan birisi kardeşinin acısını paylaşmaz mı?
Kardeş olan birisi mezarlığa ambargo koyar mı kardeşinin cenazesine?
Kardeş olan kardeşinin ölümünden duyduğu keyfi yaşamak için çay mı yudumlar gülümseyerek?
Bu nasıl bir kardeşlik? Bu kardeşlik daha cumhuriyetin kuruluş yıllarına denk gelen bir yalandan ibaret. "İmtiyazsız kaynaşmış bir kitleyiz" yalanına, sonrasında ilave edilen ve baskın kılınan "din kardeşiyiz" söylemi ile ifade edilen sözde bir kardeşlikti bu.
İnsanlar, dinler, etnik kimlikler, kültürler eşit olmadan, eşitlikleri anayasal güvencelere kavuşturulmadan kardeşlik ifadesi retorik olmaktan öteye gitmeyecektir.
Tarih kardeş cinayetleri ile doludur oysa. Büyük kardeş Kabil'in küçük kardeş Habil'i öldürdüğünü bütün dinler kabul ederler. Osmanlı'da taht uğruna kaç kardeş cinayeti işlendi. Osmanlı'nın kurucusu Osman beyden, Fatih Sultan Mehmet'e, Yıldırım Beyazıt'tan Yavuz Sultan Selim'e daha nice kardeş, evlat ya da amca katili Padişahları saymak mümkün iken hangi kardeşlikten söz edilir ki?
Ülkede gerginlik siyaseti, retorik düzeyde de olsa kardeşlik söylemini yok etti. AKP çıkış noktasından çok çok gerilere düşerek bir çürüme noktasına gelmiştir. Ve bu çürüme topluma, toplumsal ilişkilere de yansımıştır. Dün medeniyetler ittifakından söz eden bir iktidar bu gün toplumda iç çatışmayı körüklemiş, komşunun komşu ile selam verecek bir zeminini bile ortadan kaldıracak hale getirmiştir.
Oysa bu toplumun kişisel ihtiraslar uğruna bir arada yaşama zeminini kaybetmemesi gerekir. Bunun için de önümüzdeki seçim bir fırsattır. Bir arada yaşam savunusu yapan, inadına barış diyen bir siyasete destek kaçınılmazdır.
Eğer ki ülke 1 Kasım seçimlerinde Erdoğan vesayetinden kurtulamazsa, Ankara katliamına şükür eder hale geleceğiz. Bunun işareti hükümetin İŞİD militanlarına karşı takınmış olduğu tavırda görülmektedir.
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017