Celal DENİZ
Parlamenter sistem yürütmenin ( yani hükümetin ) yasamanın (yani meclisin) denetiminde olduğu bir kurulun işleyişini ifade eder. Devlet başkanı ile hükümet başkanı aynı kişiler değildir. Bizde uygulana geldiği gibi cumhurbaşkanın yetkileri sınırlıdır. Sorumluluk yürütmenin başındadır yani başbakandadır. Liberal temsili demokrasilerde mecliste bulunan milletvekillerinin kürsü dokunulmazlıkları vardır.
Başkanlık sisteminde ise devlet başkanı ile hükümet başkanları genellikle aynı kişilerdir. Devlet başkanı yasamaya karşı parlamenter sistemde ki gibi sorumlu değildir.
Ülkemizde Erdoğan ve AKP Türk tipi bir başkanlık getirecekleri iddiasındadırlar. Bu anlamda Erdoğan daha cumhurbaşkanlığına adım atar atmaz fiili başkanlık konusunda adım atmıştır. Seçimlerde siyasi parti lideri gibi meydan meydan dolaşmış muhalefete en ağır eleştirileri yapmış ve muhalefet liderlerine polemik içeren sataşmalarda bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesinin kararını tanımadığını söylemiş, hangi konuda bir şeyi dile getirse AKP onu anında yasalaştırmak için meclisteki çoğunluğunu harekete geçirmiştir. AKP meclis gurubu Erdoğan'ın emir eri konumunda hareket etmiş meclisin özgür iradesini Erdoğan'a teslim etmiştir. MHP bu süreçte gönüllü bir teslimiyet sergilemiştir.
AKP mecliste böylesine bir çoğunluğu sağlayınca başkanlık yolunda önce Başbakan Davutoğlu'nu bertaraf etti. Sonrada dokunulmazlıkları meclise taşıdı. Dokunulmazlıkların kaldırılması Başkanlık yolunda önemli bir eşiğin atlanmasını sağlayacaktı.
Nitekim 20 Mayıs 2016 mecliste başkanlık yolunun temizlenmesi için meclisin devlet refleksi ile hareket ettiği bir gün oldu. AKP, MHP, ve CHP'li vekillerin oyları ile referanduma bile gerek kalmadan çoğunluğu ve hedefi de bu olan HDP'li vekillerin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasında ki oylama göstermiştir ki devlet bir yana HDP'li vekiller bir yana düşmüştür.
AKP MHP Kürt sorunu konusunda nasıl bir tavır içinde oldukları bellidir. Onlara göre Kürt sorunu yoktur. Ancak CHP Kürt sorunu konusunda 1989 SHP raporunun bile gerisinde kalsa da o raporu her fırsatta referans vermişlerdir. Ve Kürt sorununun Parlamentoda çözülmesi gerektiğini söylemişlerdir. Yürüyen çözüm sürecine getirdikleri eleştiride de çözüm yerinin parlamento olduğunu söylemişleridir.
CHP'nin tutumu özel olarak irdelenmeye muhtaçtır.
Dokunulmazlıkların kaldırılması HDP'li bir çok vekilin meclisin dışına itilmesini getirebilecek, hatta tutuklanabilecek sonuçlar üretebilir. Böyle bir durumda CHP Kürt sorununun çözüm yeri parlamentodur derken Kürtlerin atıldığı, siyaset yapma imkanı olmadığı bir parlamentoda hangi çözümü kiminle konuşacaktır? Bir başka sonuç ise Kürt sorunu parlamentoda çözülür diyerek Kürtlerin meclisten atılmasına katkı sunarak çözümü dağa havale ettiler. Bundan böyle akacak kanın sorumluluğunu taşıyacaklar.
Kılıçdaroğlu Erdoğan'a karşı muhalefet dilini sert ifadelere dönüştürmüştü. Erdoğan'a Diktatör bozuntusu demişti. AKP Dokunulmazlıklar konusunda Erdoğan'ın emri ile harekete geçti. CHP ve bizzat Kılıçdaroğlu dokunulmazlıklar konusunda kurumsal olarak evet diyerek diktatör dediği kişinin emrine itaat etmiş olmuyor mu? Madem siz AKP ile farklı siyaset yürütüyordunuz neden aynı refleksi gösterdiniz. Hem de anayasaya aykırı olduğunu bile bile bu oyuna ortak oldunuz?
CHP'nin adında halk var. Ancak dokunulmazlıkların referanduma götürülmesini istemeyip referandum sınırını aşıracak oy kullandılar. Neden ? Çünkü halka anlatabilecekleri somut bir gerekçeleri olamayacaktı. Ne evet ne de hayır diyemeyecekleri için iki cami arasında beynamaz durumuna düştüler.
7 Haziran öncesinde HDP'nin AKP ile anlaştığı, özerklik karşılığında HDP’nin Erdoğan'ı başkan yaptıracağı yalanları seçmenin epey kafasını karıştırmıştı. Seni başkan yaptırmayacağız sloganı bu kafa karışıklığını gidermede bir ilaç oldu. 7 Hazirandan bu yana geçen sürece bakıldığında kimin Erdoğan'ın başkanlığına giden yolda nasıl bir duruş sergilediği bu dokunulmazlık oylamasında net görüldü.
Dokunulmazlık oylamasının en belirgin sonucu şu ki mecliste sistem partileri sistemin geleceği adına devlet refleksinde buluştular. Onların bu buluşma zemini ise Kürtlerin Siyaset yapma hakkının gaspı oldu.
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017