Celal DENİZ
Yine bir İŞİD saldırısı daha yaşandı Antep'te. 50 den fazla çocuk kadın genç insanın öldüğü olayda hala ağır yaralılar var. Yaşamını yitirenlerin sayısı artabilir.
Bu olayda sorulması gereken soru şudur? İŞİD Neden Kürtleri hem de düğüne katılan sivilleri hedef aldı? AKP yetkilileri ve Cumhurbaşkanı İŞİD'i neden asıl sorumlu göstermekten imtina ederek kokteyl örgüt tanımı yapıyor?
Türkiye'de İŞİD'in üstlendiği ya da yaptığı bariz olan tüm eylemler Kürtlere, Kürt siyasal hareketi ile birlikte siyasal ittifak içinde olan güçlere sol ve sosyalistlere yapılmıştır.
Diyarbakır HDP mitinginden Suruç saldırısına, Ankara barış eyleminden son olarak Antep'te ki Kürt düğününe yapılan saldırının hep failleri İŞİD olmuştur.
Peki neden?
Bu sorunun çoklu cevabı vardır.
İŞİD'e karşı Suriye topraklarında savaşan en etkili güç Kürtlerdir. Kobani'de uğradıkları bozgun İŞİD'in Suriye'de ki geleceğini bitirici en etkili bir savaş oldu. İŞİD Kobani’de ki uğradığı yenilginin intikamını Suruç'ta, Ankara'da almıştı. Yüzlerce insanı katletmişti.
Son olarak bir zamanlar AKP hükümetinin kırmızı çizgi olarak gördüğü Fırat’ın batısında olan Menbiç Suriye Demokratik güçlerinin denetimine geçti. Ve İŞİD sivilleri kalkan yaparak ilçeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu stratejik noktayı kaybetmesi İŞİD'in Suriye'de geleceğini de tehlikeye atmıştı. Çünkü sırada İŞİD'in önemli üssü olan Rakka vardı. Aynı zamanda burası lojistik desteğin kesilmesini de sağlıyordu.
Antep'te Kürtlerin düğününe saldırının etkenlerinden birisi Menbiç'te ki yenilgidir.
Ancak İŞİD'in Kürtleri ve Kürt siyasal hareketini hedef almasının sebebini sadece intikam alma amaçlı olarak açıklamak yetersiz kalır.
İŞİD sadece silahlı bir terör örgütü değildir. Aynı zamanda bir İslam devleti kurma gibi bir hedefi vardır. Bu anlamda da toplumsal bir tabana ihtiyacı vardır.
Kürt hareketi seküler bir harekettir. İŞİD'in Seküler bir hareketi hedefe koyması onun toplumsal zeminde güçlenmesini sağlamaktadır. Bugün Türkiye'de Kobani sürecinde Kürt düşmanlığının nasıl İŞİD sempatizanlığına dönüştüğünü toplumsal tepkilerden görmemiz mümkündür. İŞİD'in Kürtlere verdiği her zarar milliyetçi Kürt düşmanı çevrelerce sesli sesiz bir sempatiyle karşılandı. Nasıl olsa düşmanımın düşmanı dostumdur.
Kürt hareketinin İŞİD'in hedefleri arasında olmasının bir başka nedeni demokratik, sol sosyalist güçlerle işbirliği içinde olmasıdır. İŞİD her tür seküler örgütlenmenin karşısındadır. Hele de sol sosyalist kesimler İŞİD'in en çok rahatsız olduğu örgütlenmelerdir.
Peki AKP ve cumhurbaşkanı Erdoğan her İŞİD saldırısı ardından neden kokteyl örgüt tanımı yapmaktadır?
Bunun nedeni çok basit ve açıktır. İŞİD ve ona bilerek ve isteyerek yardım yapanları gizlemeye dönüktür. AKP yıllarca İŞİD ve benzeri örgütlerin Türkiye de örgütlenmelerine bilerek ve isteyerek göz yummuştur. Sınırlar İŞİD militanları için ardına kadar açılmıştı. Suriye'ye giden yardım tırlarının içinde silah ve mühimmat olduğunu söyleyen savcısından gazetecisine bugün yargılanmakta hatta hain ilan edilmektedir.
AKP İŞİD ile açık gizli tüm ilişkilerinin ortaya çıkmasından rahatsızdır. Dış politikanın Türkiye'yi getirdiği süreç İŞİD karşı koalisyonun içinde olmak zorunluluğu oldu. Bu süreçte İŞİD'e önceden yapılan yardımlar kesilince ya da azalınca İŞİD Türkiye'ye karşı eylemler içerisine gireceğini söyledi. Ve bazı eylemlerde gerçekleştirdi.
AKP bu süreçte İŞİD'e karşı çok net açık bir tutum alamamaktadır. İŞİD'in saldırılarını kokteyl örgütler listesi vererek flulaştırmasının ardında yatan gerçek geçmişte ki kirli ilişkileridir.
AKP Suriye politikalarından vaz geçmezse, İŞİD'e karşı ciddi ve kararlı bir duruş sergilemezse önümüzde ki süreçte Antep benzeri katliamlarla çok karşılaşacağız.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017