Celal DENİZ
İstanbul Beşiktaş'ta patlatılan bombalar ile 44 can hayata istemsiz bir şekilde veda etti. Eylemi TAK adlı örgüt üstlendi.
Daha olayın perdesi aralanmadan o anda hazır nazır olarak Televizyonlarda olan ''uzmanlar'' hedefin başkanlık olduğu yönünde yorumlar yapmaya başladılar. Yaşanan acı duyumsanmıyordu. Ölenler sadece sayıdan ibaretti. Patlama ve can kayıpları başkanlık hedefi için bir araçsallaştırma gerekçesi oldu.
Ertesi gün İstanbul Emniyet Müdürlüğünde düzenlenen cenaze töreninde içişleri bakanı Süleyman Soylu duygusal bir konuşma yaptı. Ve konuşmasında “Devletin kılıcı uzundur hesap soracağız. Bu anı izleyen, belki de gülerek izleyen tavrımızı merak edenler vardır. Bu şehitlerimizin önünde söz veriyorum bunu yapanlardan intikam alınacak” dedi.
Geçtiğimiz dönemlerde de PKK yöneticisi Cemil Bayık TİMES'a verdiği röportajda şöyle diyor. "Türkler, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı Kürt kentlerinde mümkün mertebe her şeyi yağmalayıp yaktılar. Bu nedenle halkımız intikam hisleriyle dolu. Gerillalarımıza, onlara yapılanların intikamını almaları çağrısında bulunuyorum. Bu, halk mücadelesinde yeni bir dönemdir.’’ "Kısa bir süre öncesine dek Türk ordusu ile savaş sadece dağlardaydı. Daha sonra kasabalara ve kentlere de taştı. Artık her yerde olacak.’’ "Mücadelenin bu aşamasında, gerillalarımıza yerine getirmeleri yönünde verilecek her emir, meşru olacaktır."
Bugün hem devlet hem de örgüt tarafında baktığımızda intikam düşüncesi savaşan iki gücün ortak paydası haline geliyor. İntikam düşüncesi toplumu un ufak edercesine bir arada yaşam ve birbirini anlama yerine kin tohumlarını ekiyor. Bu tohum bugünümüzü değil geleceğimizi de yok edecektir.
İntikam ilkel öç alma yöntemidir. Ne devlet ne de örgüt intikam siyaseti yapacaksa bu açık bir şekilde acizliktir. İntikam acz siyasetidir.
Şiddet şiddeti doğurur gerçeğini hepimiz biliriz. Devletin şiddetine karşı şiddet, karşı şiddetin şiddetine devlet şiddetle karşılık verdikçe bu bir girdap haline dönüşür. Bu girdap çözümsüzlüktür. Bu girdap bir intihardır.
TAK kontrolsüz bir şiddet yöntemini seçmiş bulunmaktadır. Kontrolsüz şiddetin hedefi ''herkestir'' . Ki ölen polislerin yanında sivillerin çeşitliliğine bakarsak bu tespitin haklılığı ortaya çıkar. Diyarbakır'lı şoför Kürt Velat'tan Sinop'lu tıp öğrencisi Berkay Akbaş'a şiddet herkesi vurabilmiştir.
Artık şunun anlaşılması gerekmektedir. Bir ülkede ne kadar demokrasi varsa o kadar az şiddet, ne kadar çok şiddet varsa o kadar az demokrasi vardır. Şiddeti besleyen en önemli etken adaletsizlik, hukuksuzluk ve geleceksizliktir.
Şiddeti ortadan kaldırmanın yolu intikam almak değildir. Hele de devlet ise söz konusu olan, devlet vatandaşların can güvenliğini sağlamakla görevlidir. Devletin görevi önce can güvenliğine dönük önlemler almaktır. Bu kısa erimli bir önlemdir. Uzun vade de ise şiddete neden olan gerekçeleri ortadan kaldırmak gereklidir. Şiddet intikam yeminleri ile, hamaset söylemleri ile yok edilemez.
OHAL koşullarında bir canlı bomba ve bomba yüklü araç İstanbul gibi her adımda kamera olan yollardan geçerek hedefine ulaşıyorsa burada çözüm güvenlikçi politikalardan çok şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak hukuki, siyasi ve sosyal tedbirler almayı gerektirir.
44 insanımızın hunharca katledilmesinden sonra televizyonlara, sosyal medyaya şöyle bir bakın. Duygu yoksunu hamaset söylemleri vardır. Kimse şiddete maruz kalanların yada yakınlarının yaşadığı acının penceresinden bakmıyor. Herkesin bir bagajı var ve o bagajı doldurmakla meşguller.
Şiddeti sadece sonuçları üzerinden değerlendirmek ya da kınamak bize doğru yolu göstermez. Evet sonuçlar acıdır. İstemediğimiz ve kabul etmememiz gereken bir durumdur. Ancak Şiddetin nedenlerini düşünmezsek, sorgulamazsak doğru sonuçlar üretemeyiz.
Bugün şiddetin amacı toplumu, bizleri tarla sıçanı kadar korkak ve görünmez, toprak altında yaşamaya mahkum etmektir. Korku imparatorluğu kuranların tam da istediği budur. Şiddete karşı daha fazla adalet, daha fazla barış, daha fazla hukuk istemezsek, barış için bedel ödemezsek ekilen kin tohumları gelecek yüzyılımızı da kanla sulamaya devam edecektir.
Yazarlar
-
Taha AkyolBağımsız yargı Trump’a dur dedi 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTaha Akyol’dan Albert Camus’ye… 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump İran’ı vurdu mu, vuracak mı? 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURKemal’in masumiyet karinesi… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİGeçinemeyen milletin geçinemeyen siyasetçiye bakışı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBirlikte mi, ayrı ayrı mı: Bütün mesele bu… 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçKomisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu? 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017