Enver SEZGİN
Geçen ayın sonunda “İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Cezaevi Komisyonu” bir “cezaevleri raporu” yayınladı. Raporda Türkiye’nin hapishanelerinde yatan 145 bin 615 tutuklu ve hükümlünün karşılaştığı insan hakları ihlalleri ayrıntılı bir biçimde ele alınmış. Raporda, hâliyle hasta mahpuslarla ilgili bilgilere de yer verilmiş.
Buna göre, şu anda cezaevlerinde 620 hasta tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunların 202 kişisi ağır hastadır. Yani her gün her an ölümle burun burunadırlar. Tedaviye ve bakıma ihtiyaçları vardır.
Salih Tuğrul, on yedi yıldır cezaevinde yatmaktadır. Sağlığı son derece bozuktur.
Yürüyemiyor, konuşamıyor.
Üstelik hafızasını kaybetmiş durumdadır.
Uzun uğraşılardan sonra, Adli Tıp Kurumu’ndan “cezaevinde kalamaz” raporu alır. Ancak, savcılık “toplum güvenliği için tehlikeli olduğu” gerekçesiyle cezaevinde kalmasına hükmeder.
Hasan Kaçar, on bir yıl önce Hakkâri il merkezinde gözaltına alınır.
Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanır ve müebbet hapse mahkûm edilir. Van’dan Muş Cezaevi’ne sürgün edilir. Oradan da Rize’ye... Burada hastalanır. Yakınlarının ısrarları üzerine Metris Cezaevi’ne gönderilir. Ailenin amacı İstanbul’da tedavisinin yapılmasını sağlamaktır. Tahliyesi için Adli Tıp Kurumu’na başvururlar. Kurum üç ay tedavi sürecinden sonra karar vereceğini bildirir. Hasan için, hastanelerde yer bulunamaz(?) Üç ayın sonunda bir kez daha, Adli Tıp tedavide ısrarcı olur. Ailenin çabaları sonucu geçen ekim ayında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırılır. Burada “crohn hastalığı” teşhisi konur. Hastanede biraz toparlanır. Başka bir hastaneye transfer kararı verilir. Ancak, o hastane yerine cezaevine gönderilir. 10 Ocak 2014 tarihinde Adli Tıp beklenen raporu yazar. Raporda şunlar yazılıdır: “Mevcut tanıları, muayene bulguları ve son dönem tetkik sonuçları birlikte değerlendirildiğinde;
a- Kişinin cezaevi koşullarında cezasının infazının uygun olmadığı,
b- Kurulumuzun 06 Ocak 2014 tarih 164 notlu kararında belirtilen 6 (altı) aylık infaz tehiri süresi bitiminde sorulan diğer hususlar açısından değerlendirilerek görüş düzenlenebileceği oy birliği ile mütalaa olunur.”
Savcılık, raporu yeterli bulmaz. Adli Tıp Kurumu’na Hasan Kaçar’ın bakıma muhtaç olup olmadığını sorar. Kurum, yazdığı raporu biraz daha ayrıntılı hâle getirerek savcılığa gönderir. Savcılık, bu kez Terörle Mücadele Şubesi’ne, Hasan Kaçar’ın tahliyesinin “toplum güvenliği bakımından bir sakınca oluşturtup oluşturmadığını” sorar. Terörle Mücadele, “Toplum güvenliği bakımından bir tehlike oluşturduğuna dair bir bilgiye rastlanmamıştır,” yönünde bir yazı yazar.
Savcı ikna olmaz. Sonunda, “Hasan Kaçar’ın cezasının ertelenmesinin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturacağının değerlendirilmesi nedeniyle REDDİNE” doğrultusunda karar verir.
Bakın, Cumhuriyet Savcısı bu kararına nasıl bir gerekçe bulmuş: “Hasan Kaçar’ın cezaevinde kaldığı süre içinde PKK/KCK terör örgütünün talimatı ile gerçekleştirilen açlık grevine katıldığı yönünde istihbari bilgilerin elde edildiğinin belirtildiği görülmüştür.”
Hasan Kaçar’ın ağır hasta olduğu Adli Tıp Kurumu’nun raporuyla kanıtlandığı hâlde hâlâ cezaevinde tutulmaktadır.
Oysa Ergenekon sanığı Fatih Hilmioğlu’nun tahliyesi için, Çapa Tıp Fakültesi’nin doktorları tarafından hazırlanan sağlık kurulu raporu yeterli görülmüş ve isabetli bir kararla tahliye edilmesi sağlanmıştır.
Üstelik Hilmioğlu’nun toplum güvenliği için tehlike oluşturup oluşturmadığı da sorulmamıştır.
Bu çifte standartlardan vazgeçilmeli, yeni ölümlere izin verilmemelidir.
Tıpkı tüm “ağır hasta mahpuslar” gibi, Hasan Kaçar’ın da yeri hapishane hücreleri değil, hastane odaları ve evi olmalıdır.
Aynı zamanda hemşire olan abla Ayşe Çetintaş Kaçar, kardeşinin durumu ile ilgili şunları ifade ediyor: “Hastalık tüm bağırsaklarına ve karın kaslarına yayılmış durumdadır. Bağırsağında on beş santimetre darlık vardır. Yürümekte ve ayakta durmakta zorlanıyor, boynunu oynatamıyor.
Biyolojik ilaç kullandığı için doktorların yakın takibinde olması gerekiyor. Ayrıca hastalığı özel beslenme gerektirmektedir.”
Geçen yıl Türkiye’nin değişik cezaevlerinde yatan otuz üç mahpus yaşamını yitirdi.
On dört kişi Adli Tıp raporu beklerken aramızdan ayrıldı.
Yeni ölümler olmasın...
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENBir “İç cephe” yazısı – Havyar mı vatan mı? 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciKim çalıyor? 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİftarlar hatıraları canlandırıyor 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİran’ın menzili ABD olan füzeleri.... 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGücümüzü Büyüterek Çözümü ve Demokratik Toplumu İnşa Etmek; 2026 Newroz’u Önder Apo’nun Özgürlüğü... 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUYeni dünya düzeni ile 19 Şubat’ın görüntüleri 19.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRMehmet Şimşek’e rağmen ekonomi neden düzelmiyor? 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMahkeme Haberinde Neler Eksik? 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTrump İran’da ne çeviriyor? 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünDaha da dikkatli olmamız gerek… 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraAdalet ve Esat Âdil 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİki haftada İran savaşında değişen dengeler 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolTürkiye ve İran 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUErdoğan’ın ümmet bilinci 18.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYKüresel Savaş mı, Küresel Barış mı 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRİMAMOĞLU'NU EV HAPSİ KURTARIR MI? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTürkiye ile İran hem çok yakın hem çok uzak 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞNELER YAZILMAZ, NELER KONUŞULMAZ? 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBu fotoğraf da İslam ülkelerini utandırmayacaksa 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSavaş, Kürtler ve olası senaryolar 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞİfade özgürlüğü özünde bir iktisadi etkinlik konusudur ve Ahududu Oscar’ları 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTam yarım trilyon lira… Bilanço korkunç! 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKüresel Sistemdeki Yerimiz 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİKavramların anlamı onların kelime anlamı değildir 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRİran'da kaos: Otoriter yönetimlerin ürettiği krizler yeni bir kırılma dönemine işaret ediyor 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENABD İran’a saldırırken Çin’i sıkıştırıyor 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik hezimetler seti 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySavaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur? 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2016
13.04.2016
2.02.2016
16.02.2016
9.02.2016
26.01.2016
13.01.2016
30.12.2015
23.12.2015
8.02.2015