Ümit KARDAŞ
Polislik eğer hukuk kuralları içinde, toplumsal uzlaşmaya ve rızaya dikkat edilerek yapılıyorsa geçerli ve meşrudur. Polisin meşruiyeti toplumsal uzlaşmaya ve rızaya dayanabileceği gibi zor kullanmaya da dayanabilir.
Eğer siyasi ve toplumsal alanda kutuplaşmalar, gerilimler, çatışmalar varsa ve bu gerilimler ve çatışmalar uzlaşma-işbirliği içinde yumuşatılamıyorsa, sorunlar siyaset aracılığıyla ve siyasi yollardan çözülemiyorsa, hele siyasi aktörler kışkırtıcı bir dil kullanıyorlarsa siyasete ve topluma şiddet egemen demektir. Yani Elias’ın deyişiyle “medeniyetsizlik”. Medeniyetsiz bir toplumun ya da rejimin polisi ancak zor kullanmaya dayalı polislik yapabilir.
David Bayley, polisin meşruiyeti ile ilgili aşağıdaki değerlendirmeyi yapmaktadır... “Uygulanan fiziksel sınırlandırmalar halk tarafından meşru olarak kabul edildiği zaman polis meşruiyet kazanır.. Dolayısıyla, polis meşruiyetini yitirdiği veya toplum tarafından hiçbir şekilde kabul edilmediği zaman belirli sorunlar meydana çıkar. Bu durumlarda bir toplumun kabul edilmez, gayrimeşru ve hatta illegal polisinin olabileceğini söylemek yanlış olmaz.” (Ahmet Hamdi Aydın- “Meşruiyet ve Polis” Türkiye’de Devlet, Toplum ve Polis)
Bu tespit başarılı polisliğin, halkın özgürce rıza göstermesi yoluyla mümkün olabileceğini göstermektedir. Kuşkusuz bu “zoraki rıza gösterme” (forced consent) olmamalıdır. Sözkonusu rızayı özellikle polis uygulamalarıyla sık sık karşılaşan azınlık gruplarının özgür bir şekilde göstermesi gerekir.
Ancak bu konuda tarihsel birikim ve gelenek çok önemlidir.. Türkiye’de bu gelenek zor kullanmaya dayalı olduğu hâlde İngiltere’de gerçek bir uzlaşmaya dayanır. İngiliz geleneği “uzlaşmacı polislik” veya “rızaya dayalı polislik” (policing by consent) olarak bir kavramlaştırma yaratmış olup, bu durum polis ile toplum arasındaki ilişkileri geliştirme çabalarına dayanır. İngiltere’de polis örgütü genelde hukukun üstünlüğüne dayanarak kendisini meşrulaştırmaya çalışmıştır. Demokratik toplumlarda polis otoritesinin meşruiyet kaynağı hukuki ve rasyonel, yönetim sistemi yerinden yönetim olup, sistem uzlaşmaya dayalıdır. Demokratik olmayan toplumlarda ise polis otoritesinin meşruiyet kaynağı geleneksel, yönetim sistemi merkeziyetçi, sistem ise zor kullanmayadayalıdır. (Aydın- a.g.y.)
Türkiye’de devletin merkeziyetçi ve otoriter özelliği ve zor kullanmaya dayalı polis geleneği, halkın polis uygulamalarına rıza göstermemesinin ana nedenidir. Polis halkın desteğini ve rızasını alabilirse ve meşruiyetini hukukun üstünlüğüne dayandırırsa hem toplumsal barışı sağlayıp demokrasiyi koruyacak hem de kamu düzeninin bozulmasını engelleyebilecektir.
Cumhuriyet yeni kurulan siyasal ve ekonomik düzeni korumak üzere otoriter bir polis örgütü kurmuştur. Polis ve jandarmaya resmî ideolojinin istediği şekilde hareket etme görevi verilmiştir. (Hüseyin Ece- Transition Between The Ottoman Empire And New Turkish Police) Türkiye her ne kadar demokratikleşme yönünde adımlar atsa da polis bu yönde bir gelişme sağlayamamıştır. Aksine Türkiye’de terörle mücadele amacıyla asker tipi anti-terör polis birimleri ve ağır silahlar ve zırhlı araçlarla donatılmış polis birlikleri oluşturulmuş, Terörle Mücadele ve Özel Harekât Daireleri kurulmuş, rızaya dayalı, uzlaşmacı polislik yerine aşırı zor kullanmaya dayalı polislik yönünde adımlar atılmıştır.
Bu konu toplumsal barışın sağlanması ve korunması ve adil yargılanma hakkı bakımından çok önemlidir. Bu nedenle devam edeceğim.
www.umitkardas.com
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’nin Ak Partili aydınları ve yargıçları Amerikan Yüksek Mahkemesi kararını okur mu? 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENAnadili, kimin dili! 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezLaiklik 100 yaşında: Elbette birlikte savunmalıyız 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraUmut Hakkı 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBaşkanın tüm tarafları 21.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENEve Dönüş 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNTop Artık Meclis ve İktidarda 20.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025