Yıldıray OĞUR
Cumhur İttifakı (AK Parti-MHP-BBP) ve Millet İttifakı (CHP-İYİ Parti-Saadet Partisi-Demokrat Parti) geçen hafta ittifak bildirilerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim ettiler.
Kısa bildiriler, bu ittifakların hangi ilkeler ve siyasetler etrafında kurulduğu hakkında Türkiye siyasetini hiç takip etmeyen birine bile genel bir fikir verebilecek cinsten atıflar ve kavramlarla dolu.
Cumhur İttifakı bildirisinde neden bu ittifakın kurulduğu şöyle tarif edilmiş:
“Cumhur İttifakı” sadece bir seçim ittifakı olmayıp, Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında, millî ve ahlâkî bir duruş ve bu çerçevede sürdürülecek tarihi bir birlikteliktir.”
Millet İttifakı ise kendisini şöyle tarif etmiş:
“Farklı yaşam tarzı ve siyasal görüşü olan toplumsal kesimlerin demokratik ilkeler etrafında sağlayacakları uzlaşma, milletimizin ihtiyacı olan barış, huzur ve istikrarın ön şartıdır. Bu işbirliğinin temel amacı tuzak ve hileleri aşıp milli iradenin tecellisini sağlayarak, mutlak kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü meclisin olduğu, güçlü bir Türkiye’yi yaratmaktır. Bu iddia ve amaçla bir araya geldik ve milletvekilleri seçimi için bir işbirliği kararı verdik ve ittifak kurduk. Bu ittifakımızın adı MİLLET İTTİFAKI’dır.”
***
İki bildiride sık kullanılan kavramlar, kelimeler ve kullanılmayan kavramlar, kelimeler de ittifaklar hakkında çok şey söylüyor.
Millet İttifakı bildirgesinde “Millet”ten sonra en çok tekrarlanan kavram “demokrasi” (dört kez). Cumhur İttifakı bildirisinde ise demokrasi kelime hiç kullanılmamış.
Yine Millet İttifakı bildirisinde üç kez huzur kelimesi kullanılmış. Kardeşlik, güven, normalleşme, basın ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar Millet İttifakı bildirisinde kullanılan diğer kavramlar
Bu kavramlara yer verilmeyen Cumhur İttifakı bildirisindeki hava ise tam tersi.
Kısa bildiride “Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı”, “Türkiye’yi hedef alan saldırılar karşısında”, “Türkiye’yi hedef alan sistematik saldırılara karşı”, “Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında” diye başlayan cümleler dikkat çekiyor.
AK Parti’nin seçim bildirgeleri ve kullandığı siyasi dilde sık sık atıf yapılan “milli irade” kavramı da bu kez Millet İttifakı’na kaptırılmış.(iki kez)
Cumhur İttifakı bildirisinde milli kelimesi başka kavramlarla birlikte kullanılmış; “milli duruş”, “milli beka”, “milli diriliş ruhu”, “milli şuur”, “milli ve üniter bir devlet” gibi.
İlginç olan CHP ve İYİ Parti gibi iki net Atatürkçü partinin de içinde olduğu bir ittifakın bildirisinde Atatürk’e hiç atıf yokken, Cumhur İttifakı bildirisinde “Cumhur İttifakı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma” hedefini yakalama azmi ile milli ve üniter devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk Milletini ilelebet yaşatma iradesidir” deniyor.
Ama aynı bildiride bu Atatürk ve muasır medeniyet seviyesi atfından biraz sonra şöyle de denmiş: “İ’la-yı Kelimetullah uğruna asırlarca dünya barışının ve adaletinin teminatı, İslam aleminin ve bütün mazlum milletlerin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel bir güç haline getirecek, 2053 ve 2071 vizyonun alt yapısını adım adım inşa edecektir.”
Cumhur İttifakı’nin söylemi ittifakın küçük ortağı MHP’nin söylemine daha yakınken, Millet İttifakı ise ittifakı oluşturan partiler ise liberal bir dil üzerinde anlaşmış görünüyor.
Aslında çok şaşırtıcı da değil.
Türkiye’de iktidarlar genelde güçlü ve otoriter oldukları için, muhalifler genelde liberal olurlar. Daha sonra onlar iktidara gelir, devletin ideolojisini kuşanır, bu sefer muhalefete düşenler aynı liberal kavramlarla iktidara muhalefet ederler.
Liberalizm genelde bir muhalefet ideolojisi olmuş bir türlü bir iktidar ideolojisi olmayı ya da kalmayı başaramamıştır.
Ama AK Parti açısından durum biraz daha farklıydı.
***
16 yıllık iktidarı sırasında AK Parti, güçlü bir iktidar olmasına rağmen, muhalefete göre her zaman daha liberal, özgürlükçü, statüko karşıtı bir dil kullandı. Özellikle seçim kampanyalarını bu dil etrafında kurdu.
Muhalafete ise genelde mevcudu savunmak, değişime, açılımlara karşı çıkmak, tehlikelere işaret etmek, korku tacirliği yapmak düştü.
Ama 2015 çifte seçimleri, 16 Nisan referandumuyla değişmeye başlayan bu rol dağılımı, 24 Haziran seçimlerine giderken tamamen değişmiş görünüyor.
Değişim, demokrasi, milli irade, özgürlük gibi pozitif kavramlar muhalefetin eline geçmiş görünürken, AK Parti ve MHP ittifakı sürekli beka kaygısından, iç ve dış saldırılardan, düşmanlardan, tehlikelerden bahsediyor, galiba bütün seçim kampanyası da böyle geçecek.
Roller öyle bir değişti ki CHP’nin en ulusalcı, Kemalist kanadından, şahin, polemikçi diliyle meşhur ismi olan, 2010’da “Liboşlara kapak olsun” diye bir tweeti dolaşan Muharrem İnce, neredeyse kampanyasını liberal bir dil üzerine inşa etmiş görünüyor.
Kampanyasını Hacı Bayram Camii ve Birinci Meclis’ten başlatması, diğer adayların demokratik haklarına sahip çıkması, mizahı kullanması, Kürt meselesini çözmekten, Demirtaş’ı ziyaret etmekten bahsetmesi cesurca ve bundan bir kaç yıl öncesine kadar AK Parti’den beklenecek siyasi adımlar.
AK Parti’nin 2011 ve 2015 seçimlerinde kullandığı meşhur seçim şarkısı “Aynı yoldan geçmişiz biz”den, bu seçim kampanyasında kullandığı “Dostun kim düşmanın kim sez oğlum” arasındaki fark bile değişimi net anlatıyor:
Bakalım seçimlerde hangisi daha çok iş yapacak?
Yazarlar
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025