Yıldıray OĞUR
Havf, kelime anlamı olarak korku demek, reca ise ümit.
İkisi arasında kalmak doğal olarak ilk başta kararsızlık, gelecek endişesi, depresif bir hal, çaresizlik, fetret gibi hissettiriyor.
2025’den 2026’ya girerken Türkiye ve Dünya’ya hakim olan duyguları bu kavramlarla anlatmak mümkün.
Fetret deyince herkesin aklına tarih kitaplarında okuduğumuz 1402-1413 arası Osmanlı’daki şehzadeler arası taht kavgaları geliyor.
Şükür ki tarih o kadar geriye sarmadı ama Dünya ve Türkiye bir fetret döneminden geçiyor.
Eski hal muhal ama yeni bir hal de izmihlal de henüz ufuklarda görünmüyor.
Ama bu fetret sadece siyasal değil; aynı zamanda zihinsel bir fetret.
Büyük fikirler, ideolojiler, geleneksel partiler hatta inançlar modern dertlere çare olmuyor.
Bir zamanlar her derde çare gibi gelen insan hakları, demokrasi, hümanizm diyenlerle “woke” diye dalga geçiliyor.
Kavramları temsil edenlerin artık gözlere sokulan çifte standartları savunulmalarını zorlaştırıyor.
Toplumlar, saldırı altındayken ortaya çıkan hayatta kalma dürtüsüne hitap eden fikirlere doğru geri çekiliyor.
Yapay zeka videolarla doğrudan ilgisi olmasa da genel olarak gerçeklik hislerimiz flulaşıyor.
Anlaşılması zorlaşan, emek ve zaman isteyen ve işimize gelmeyen dünya hakikatleri yerine keyfe keder gerçekler, hazır hızlı cevaplar, komplo teorileri, yalan haberler rağbet görüyor.
Müzakere, kritik düşünce, özeleştiri demode kavramlara dönüştü, demogoji, hamaset, cerzebe, belagat rağbet görüyor.
İnsanlar neye inanacağını, neyi savunacağını, neye itiraz edeceğini bilemez halde.
İşte bu anlamda havf ve reca arasında salınan bir fetret devrinden geçiyoruz.
Sonu bir insan ömrü için belirsiz bir fetret olabilir bu.
Türkiye de birkaç onyıldır benzer bir fetret döneminden geçiyor.
Eski rejim yavaş yavaş yıkılıyor ama yenisi kurulamıyor.
Eskinin artık eskide kaldığını kabul etmek istemeyenler hala ancien regime’i özlüyor, yenisini kuramayanların eskiye karşı hıncı geçmiyor.
2025’de ise Türkiye havf ve reca arasında gidip geldi.
Çözüm süreci ile reca ve 19 Mart sonrasında yaşananlarla havf duygusu arasında salınıp durdu ülke.
Öcalan’ın çağrısı, PKK’nın kendini feshi, silah yakma töreni, Meclis’te komisyon, PKK’nın çekilmesi ile ilerleyen 50 yıllık PKK meselesinin halli ile kabaran reca duygusu, 19 Mart operasyonu ve yılın son günlerine kadar süren yargı operasyonlarıyla artan havf duyguları, ekonomik kriz, Gazze’de kıyımla geleceğin belirsizleşmesi…
Dünya da benzer bir fetret devrinden geçiyor.
Batı dünyası gözlerimiz önünde hem parçalanıyor hem itibarsızlaşıyor. ABD hem evine çekiliyor hem çekilmiyor.
Gazze katliamıyla uluslararası düzen, insan hakları normları ağır yaralar aldı. Rusya-Ukrayna savaşı ile Atlantik İttifakı sarsıldı.
Ama bir taraftan da en sürpriz yerlerden yükselen küresel direniş reca hislerini artırdı.
Her fetret dönemi gibi Türkiye ve Dünya’da hakim duygular “Bir daha normalleşmeyecek” ile “Bu böyle devam etmeyecek” arasında gidip geldi.
Fetret dönemleri geçicidir, ümide meyilli insanlar “Bu böyle devam etmeyecek” diye düşünür ama nasıl devam edeceği de bu fetret sürecinde olan bitenlerle belirlenecek.
Ve eğer buradan önümüze felaha çıkan kapılar açılacaksa bu da ancak havf ve reca arasında kalmakla mümkün olacak.
İslam düşüncesinde havf ve reca arasında salınmak bir kararsızlık ya da zayıflık değil; olgun ve sahih bir imanın işaretidir.
Çünkü havf; Allah’ın adaletinden ve hesap gününden korkmaktır. Bu korku insana zayıf ve güçsüz olduğunu hatırlatır. İnsanı gevşemekten, kendini yeterli sanmaktan ve kötülüklerden alıkoyar.
Reca ise Allah’ın rahmetine, bağışlayıcılığına ve lütfuna güvenmektir. İnsanı umutsuzluğa düşmekten, hayattan kopmaktan ve kaderciliğe sapmaktan korur.
Sahih bir iman bu ikisinin dengesinde ortaya çıkar. İman iki kanatlıdır. Kuş tek kanatla uçamaz. Sadece havf insanı yılgınlığa, sadece reca ise rehavete sürükler.
Esas olan havfin reca’yı boğmaması, reca’nın da havfi geçersiz kılmamasıdır.
Ne “her şey bitti” duygusuna kapılmak ne de “nasıl olsa düzelir” rahatlığına sığınmak…
Sorumluluk alarak yaşamak tam olarak bu salınımın içinde mümkün olur.
Görünen o ki 2026’da da havf ve reca arasında gidip geleceğiz.
Ama en kötü ihtimal bu değil. En kötüsü ikisinden birine teslim olmak ve böylece ya nihilizm ya da apati tuzağına düşmek.
2026, havf ve reca gerilimi içinde kalacağımız böylece yeise teslim olmayacağımız bir yıl olsun…
Serbestiyet’in geleneksel yeni yıl anketine verdiğim cevaplar
Türkiye’de yılın olayı:
Çözüm süreci ve PKK’nın kendini fesh etmesi. Son 40 yıl içinde herhangi bir yılında bu yaşansaydı o yılın olayı olurdu. O yüzden sadece 2025’in değil, son çeyrek asrın en büyük olayı bu. Bu süreç başarılı olursa hem Türkiye’yi 100 bin insanın öldüğü, milyonları etkilemiş ve hala etkileyen bir meseleden kurtaracak, hem de fena halde cerayan yapan pek çok kötülüğün kapısını kapatacak. Türkiye’yi düzlüğe çıkaracak görünen tek yol da buradan geçiyor.
Dünya’da yılın olayı:
Bütün yılı etkileyen Trump’ın başkanlığı. Tek bir kişinin koca bir küreyi ve yapısal zannedilen küresel sistemi nasıl maymuna çevirebileceğini gösterdi. Bunu görmeden, eski düzenin bittiğini anlayamayacaktık.
Türkiye’de yılın kişisi:
Buranın hakkı iki isim.
Tabii önce Devlet Bahçeli. 2025’de ülkeye yük olmayıp yük alan bir lider oldu Bahçeli. Bir nevi yıl boyu her mevsimde kar küreme makinesi gibi yolları açtı. En şahin isim, bir güvencine dönüştü ama ürkek değil, korkulan ve güven veren bir güvercine. MHP, hukuk ve demokraside başı sıkışanın başvurup çare aradığı, bir nevi 2010 AK Partisine döndü. Bahçeli’nin makam odasında yanyana poz vermek bugün solcuların bile rüyasını süslüyor.
Ve Öcalan. 26 yıl hapiste bir hücrede yaşayıp hala örgütüne bir talimatla kendini fesh ettirerek durumunun kudretli olduğu gösterdi. Hain ilan edilme riskini barış için aldı, dünyada kendi örgütüne gönüllü olarak silah bıraktıran ilk silahlı örgüt lideri oldu. 30 yıl önceki röportajları yeniden dolaşıma çıkıyor ve videoları milyonlarca izleniyor, bir gün Galatasaraylılığıyla konuşuluyor sonraki gün bebek katili olduğu hatırlatılıyor. Karar verilememiş imajı kurucu önder ile teröristbaşı arasında gidip geliyor. Meclis Komisyonu’nun da gittiği İmralı adası şimdiden bir tecrit hapishanesi değil, oradan gelen mesajların cümle cümle analiz edildiği bir siyasi odak.
Dünya’da yılın kişisi:
Donald Trump. Onun antidotu olarak da Zohran Mamdani.
Türkiye’de yılın değeri en anlaşılmamış olayı:
Tom Barrack’ın ABD Büyükelçisi olması. Bir ABD elçisinden hayır gelmeyeceğine inananların oranı İslam’a inananlardan fazla olduğu için Türkiye’nin bu kadar lehine bir ABD elçisinin olabileceğine kimse inanmıyor ama Suriye’de yaptıkları sayesinde çözüm süreci mümkün oluyor.
Dünyada yılın değeri en anlaşılmamış olayı:
ABD’de artan İsrail karşıtlığı.
Türkiye’de yılın en saçma olayı
Narin Davası’nda hakikatin herkesin onayıyla bükülmesi
Dünya’da yılın en saçma olayı:
Louvre’dan güpe gündüz merdiven dayayarak hırsızlık
Yılın kitabı:
Bu yıl çıkmayan ama ben yeni okuduğum için benim yılımın iki kitabı; David Graaber’in Her Şeyin Şafağı ve bu yıl ölen Mario Vargas Llosa’nın Katedral’de Konuşma’sı.
Yılın filmi:
En sevdiğim yönetmen Paul Thomas Anderson’ın Savaş Üstüne Savaş’ı.
Yılın dizisi:
Kitlelerin çıldırtılması üzerine ibretlik bir seyirlik olarak; Mussolini; Yüzyılın Oğlu. Sonra The Pitt ve Adolessence.
Yılın şarkısı:
Not Like Us/Kendrick Lamar- Sen Ağla/ Sezen Aksu
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026