Yıldıray OĞUR
Önceki gün Tel Aviv ve Şam’da aynı gün iki ayrı zirve oldu.
Komplo teorisi, Yeni Osmanlıcılık ya da emperyal paranoya değil: İki zirve birbirine dönük meydan okumalardı.
Tel Aviv’de Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Güney Kıbrıs devlet başkanı Christodoulides ile buluştu.
Filistin dostu sol hareketlerin ve partilerin her zaman güçlü olduğu Yunanistan ve Kıbrıs’ı soykırımla yargılanan İsrail ve Başbakanı Netanyahu ile bir karede buluşturan iki güç oldu:
Leviathan ve Türkiye.
Ama bu Leviathan Tevrat’ta geçen mitolojik deniz canavarı ya da Hobbes’un kudretli iktidarı değil. İsrail açıklarında bulunan 620 milyar metreküplük dev doğalgaz rezervinin adı.
İsrail bu rezervin bir kısmını Mısır’la paylaşacak. Bir kısmını ise Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden denizden Avrupa’ya taşıyacak.
EastMed deniyor bu projeye. Aslında en kestirme yol bu değil. Pratik olan doğalgazın hemen yakınlarındaki Ceyhan’a taşınması ve zaten var olan boru hatları üzerinden Avrupa’ya satılması.
Ama İsrail-Türkiye ilişkileri buna engel. Türkiye, projenin kendi kıta sahanlığının ihlali olduğunu söylüyor.
Yani esas olarak bu üç ülkeyi bir araya getiren Türkiye oldu.
Zaten Netanyahu da iki misafirinin yanında basın toplantısında isim vermeden Türkiye’yi hedef aldı:
“Üçümüz de atalarımızın yurtlarındaki tarihimizle gurur duyarken, geleceği kararlılıkla kucaklıyoruz. Doğrudur; ülkelerimizin her biri geçmişte, art arda gelen imparatorluklar tarafından fethedildi. Ancak cesaret ve fedakârlık sayesinde modern çağda bağımsızlığımızı kazandık. Yunanistan 195 yıl önce; İsrail 78 yıl önce; Kıbrıs ise 65 yıl önce.
Topraklarımız üzerinde yeniden imparatorluklar kurabileceklerini, hâkimiyetlerini geri getirebileceklerini hayal edenlere şunu söylüyorum: Unutun bunu. Böyle bir şey olmayacak. Aklınızdan bile geçirmeyin. Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek güce sahibiz; aramızdaki iş birliği de bu kapasiteyi daha da güçlendiriyor. Doğu Akdeniz’de üç gerçek demokrasi olarak birlikte güvenliği, refahı ve özgürlüğü ilerleteceğiz.”
Tabii ki kastettiği imparatorluk Roma değil. Bu cümlelerin hepsinin hedefi Türkiye.
Ama esas olarak İsrail’i Türkiye’nin yayılmacı görmesinin sebebi Kıbrıs ve Yunanistan ile sorunlu ilişkileri değil, Suriye’de olanlar ve Türkiye’nin Suriye’deki ağırlığı.
Netanyahu’ya yakın sağcı İsrail medyasında bunu önceki gün çok daha açık ifade eden haberler ve yorumlar yayınlandı.
Jerusalem Post, yayımladığı analizde Türkiye’yi, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’i tehdit ettiği ileri sürülen yedi cepheye ek olarak “sekizinci ve en tehlikeli cephe” olarak tanımladı:
“7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in siyasi ve askerî liderliği, ülkenin yedi farklı cepheden tehdit edildiğini söylüyor. Ancak adım adım ve istikrarlı biçimde, diğerlerinden birçok açıdan daha tehlikeli olan sekizinci bir cephe oluşuyor.
Bu, Türk cephesidir. Yaklaşık 23 yıl öncesine kadar İsrail’in en büyük dostlarından biri olan Türkiye, Erdoğan’ın iktidara gelmesinden bu yana gerçek bir düşmana dönüşmüştür.
Türkiye’nin İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan’a yönelik meydan okuyucu ve tehditkâr yaklaşımını açıklayan temel faktörler; dinî bakış açısı, milliyetçi bakış açısı ve megalomanisidir.
Türkiye, bugün hâlâ geçerli olan sınırlara çekilmek zorunda bırakılmıştır. Ancak bu sınırlara çekilmesi, bu kararı kabul ettiği anlamına gelmemektedir.
1923’te bize dayatılan sınırları kabul etmiyoruz. Türkiye’nin doğal sınırları en az üç yerde genişlemelidir: güney sınırı, Ege Denizi ve Kıbrıs.
Son iki yılda, Türkiye’nin İsrail’e yönelik düşmanca tutumunda bir radikalleşme olduğu açıkça görülmektedir; bu radikalleşme aynı zamanda İsrail’le askerî bir çatışmaya yönelme isteğini de yansıtmaktadır.
Türkiye’nin büyük ve yüksek nitelikli bir donanması vardır ve İsrail’e saldırmaya karar verirse, İsrail’e karşı bir deniz ablukası oluşturma kapasitesine kesinlikle sahiptir.
İsrail, Suriye semalarında Türkiye ile sınırlı bir askerî çatışmanın içinde bulabilir kendini; çünkü İsrail, Suriye’nin güneyinin tamamındaki hava kontrolünden vazgeçemez.”
Yüksek tirajlı Israel Hayom ise Türkiye’yi “İsrail’in bir sonraki büyük stratejik tehdidi” olarak tanımladı:
“Türkiye, özellikle Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi üzerinden, İsrail’in bir sonraki büyük stratejik tehdidi olarak ortaya çıkmaktadır.
İsrailli güvenlik yetkilileri, Türkiye’nin Suriye’deki yerleşik varlığının İsrail’in hareket serbestisiyle doğrudan sürtüşme yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Ankara artık kendini yalnızca sert söylemlerle sınırlamıyor. Bölgesel duruşu, giderek artan biçimde güç kullanmaya hazır olduğunu yansıtıyor”
Keshet 12’de çıkan İsrail devlet yetkilileri kaynaklı güvenlik değerlendirmelerine göre ise İsrail yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetlerini yakından izliyor ve “kırmızı çizgilerin” aşılması hâlinde hızlı biçimde harekete geçmeye hazırlanıyor.
Bu analizlerin kaynağının Netanyahu hükümeti olduğu açık.
Peki, Tel Aviv’de bu zirvede bu sözler edilirken Şam’da kim vardı?
Şam’da Şara’nın Türkiye’den üç misafiri vardı: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Savunma Bakanı Yaşar Güler.
Üçü farklı zamanlarda Şam’da gitmişlerdi ama bu kez böyle bir çıkarma yaptılar.
Tam da Tel Aviv’deki üçlü zirveye cevap olarak.
Hakan Fidan, mevkidaşı Şeybani ile yaptığı basın toplantısında açıktan İsrail’e, SDG ve Şam ile ilişkileri üzerinden mesajlar verdi:
“İsrail ile Suriye arasındaki görüşmelerin sonuca ulaşmasını Türkiye olarak istiyoruz. Bu bölgenin istikrarı için Suriye’nin istikrarı için fevkalade önemli. İsrail’in yayılmacı politikalar izlemek yerine bölgedeki ülkelerle karşılıklı uzlaşıya dayanan bir anlaşmaya varması, anlayış birliği içinde olması bölgenin istikrarına ve küresel güvenliğe katkı yapacak bir husus. “SDG’nin Suriye yönetimine entegre olması istikrar için çok önemli. SDG’nin entegrasyonu herkesin lehine olacak şekilde gelişmeli. SDG’nin çok fazla ilerleme kaydetmeye niyeti olmadığını görüyoruz. SDG’nin belli faaliyetlerini İsrail ile koordinasyon içinde yürütüyor olması, aslında Şam ile yürütülen görüşmelerde de şu anda büyük bir engel.”
SDG’yi İsrail ile koordinasyon içinde hareket etmek ve Şam’la 10 Mart Mutabakatına bu nedenle uymamakla suçlayan kişi önyargılı bir uzman ya da bir gazeteci değil. Konuşan eski MİT Başkanı ve Dışişleri Bakanı.
O zaman bu sözlere sadece “Hakan Fidan’ın tehditleri” gibi bakamayız.
Fidan’ın süreç ve Suriye ile ilgili dili Kürtleri çok rahatsız ediyor. PKK ve Öcalan ile ilk ciddi müzakereleri yürütmüş bir ismin tabiri caizse sürekli negatif basması öfkeye neden oluyor.
İşi ilk Kürt MİT Başkanı’nı Kürt karşıtlığıyla suçlamaya kadar vardıranlar var.
Evet karşımızda hakkında çok fazla siyasi öngörü, dedikodu olsa da henüz siyasetçiliği devlet adamlığı kadar güçlü olmayan biri var.
Ama ya doğrudan bu suçlamaları bir bilgiye dayanıyorsa?
Ya SDG gerçekten sahada ABD’nin pozisyon değiştirmesi ve İran’ın bölgeyi terk etmesiyle kendi aleyhine dönen güç dengesinde Türkiye ve Şam’ı ikisiyle de problemli İsrail’le dengelemeye çalışıyorsa?
Kürtler bu tezden hoşlanmıyor. Çünkü bu Türk ve Arap milliyetçilerinin Kürtleri dış güçlerle işbirliği içinde hareket eden hainler suçlamasıyla akraba bir iddia.
Abartılı yorumları da dolaşımda.
Ama bu tamamen bir paranoya olduğunu göstermiyor.
Özellikle de karşımızda böyle işbirliklerinde her zaman pragmatik olmuş, her zaman maksimalist davranmış ve daha iyi fırsatlarda gözü kalmış bir örgüt varsa.
Nitekim Hakan Fidan’ın Şam’da SDG’yi İsrail ile koordinasyon içinde hareket etmekle suçlamasından bir gün sonra Washington Post gazetesinde istihbarat kaynaklı olduğu açık uzun bir haber yayınlandı.
“İsrail, Suriye’deki gizli faaliyetleriyle yeni hükümeti nasıl engellemeye çalışıyor?” başlıklı haberde İsrail’in Suriye’deki grupları kullanarak Şara hükümetine karşı yürüttüğü istihbari ve askeri operasyonların tüm ayrıntıları var.
Özellikle de İsrail’in Dürzileri nasıl silahlandırdığı, milislerine maaş verdiği, Dürzi askeri konseyini bizzat nasıl oluşturduğu anlatılıyor ama bu anlatırken SDG-İsrail ilişkilerini ifşa ediyor haber:
“İsrail, Şara’ya şüpheyle yaklaşıyor; onun yönetimine karşı duran milislere silah, istihbarat ve para sağladı. İki Dürzi yetkiliye göre İsrailliler ayrıca yaklaşık 3.000 Dürzi milise aylık 100 ila 200 dolar arasında ödeme yapıyor. Eski İsrailli yetkili ile Suriye’deki iki Dürzi komutana göre, SDG tarafından Dürzi Askeri Konseyi’ne yarım milyon dolara varan bir meblağ aktarıldı. Dürzi davasına destek amacıyla SDG, kuzey Suriye’deki Kürt bölgelerinde Suriyeli Dürzileri kadınlar dâhil eğitti. Bu ilişkinin günümüze kadar sürdüğü eski bir İsrailli yetkili tarafından doğrulandı. Bir Suriyeli Dürzi milis lideri, ayrıca İsrail’den keskin nişancı tüfekleri, gece görüş ekipmanları ve 14 mm ile 23 mm’lik ağır makineli tüfekler için mühimmat aldıklarını anlattı. Süveyda’daki iki Dürzi milis komutanına göre, bazı Dürzi liderler Kürt muhatapları aracılığıyla tanksavar füzeleri ve İsrail uydularından elde edilen muharebe görüntülerine de erişti”
Cumhuriyetçilere yakın Washington Post’un bu ayrıntılı suriye’de İsrail’i ifşa haberi tabii sebepsiz değil.
İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki rolünden ve ağırlığından duyduğu rahatsızlık aleni artık. Ama ABD’nin Suriye’ye desteğinden de rahatsız Netanyahu. Sezar Yaptırımları’nın tümden kaldırılmaması için Trump’a lobi yaptıkları ama Trump’ın bunu reddettiği geçen hafta ABD ve İsrail medyasında yazıldı.
Şam’ı defalarca vurdu İsrail. İsrail, Şam’dan Suriye’den elini çekmek için ağır güvenceler istiyor. Muhtemelen Şam, 1967’den beri zaten elinde olmayan Golan Tepeleri’nden vazgeçecek. Ama İsrail bununla da yetinmeyebilir. Güneyin tamamen silahsızlanmasını, Türkiye’nin askeri olarak Suriye’de bulunmamasını da istiyor.
Tam SDG ile Şam mutabakatında görüşmeler sürerken Deraa’da İsrail askeri olarak ilerleyip, kendine kontrol noktaları oluşturdu.
Tabii bu arada IŞİD yeniden dirilip, üç ABD askerini öldürdü. Ama o saldırı tam tersi bir etkiye neden oldu, Trump-Şara ittifakını güçlendirdi. Artık ABD için Suriye’de IŞİD’le mücadelede müttefik Şam. Hatta iki gün önce bu konuda New York Times gibi Suriyeli Kürtler konusunda hassas bir gazetede çıkan analizde SDG’nin adı bir kere bile geçmedi.
Ortada çok açık bir gerçek var: Şu anda Suriye’de Türkiye ve İsrail arasında bir soğuk savaş yaşanıyor.
SDG-Şam ilişkisi bu soğuk savaşın ortasındaki en sıcak ve çatışmalı konu.
En son Fidan-Kalın-Güler Şam’dayken bir anda Halep’te SDG ile Şam yönetimi güçleri arasında çatışmalar çıktı.
Türkiye ve İsrail arasında Suriye’deki bu soğuk savaşın sıcak savaşa dönmesinin önündeki tek engel ise ABD.
Peki böyle bir soğuk savaşta SDG ne yapar? Ya da İsrail, Türkiye’yi sıkıştırmak için SDG kartını kullanmak istemez mi? Şam ve SDG mutabakatını ister mi?
Bu sorular artık eldeki verilere göre meşru sorular.
Açık ki burada artık SDG’nin bir tercih yapması gerekiyor.
Ya risklerini de alıp Türkiye ve Şam’la anlaşacak ya da bu iki ülkeyle gerilim içinde ne vereceği belirsiz İsrail’le koordinasyon içinde olacak?
Bu kadar açık bir tercih anı bu.
İçeride çözüm süreci hızlanırken, yasa tasarısı Ocak ayında Meclis’in önüne gelmeye hazırlanırken, PKK yeni adımlar atmaya hazırlanırken her şey bu cevabı bekliyor.
Peki birlik ve beraberliğe uzun süreden sonra sahiden ihtiyacı olan Türkiye ne bekliyor?
Ela Rümeysa Cebeci’nin itirafçı olup olmayacağını ve Sadettin Saran’ın test sonucunu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026