Ahmet TAŞGETİREN
İster “fiili” planda olsun ister “hukuki”, Türkiye Tayyip Erdoğan’ın etkin olduğu bir dönemi yaşayacak.Tayyip Erdoğan Başbakan olsa idi de, daha az “etkin” olması söz konusu değildi. Hatta cümle alem biliyor ki, Başbakan olduğunda, başkanlık meselesinin “fiili” sözcüsü Burhan Kuzu Hoca’nın ifadesiyle “Obama”nın “zavallı başkan” olduğu statüden daha etkindi. Üstelik Başbakan olarak kalsa, görevde bir zaman sınırlaması da yoktu. Allah ömür verdiği sürece Başbakan olarak etkinliğini sürdürürdü.
“Halk oyu” ile Cumhurbaşkanı oldu, 12 Eylül Anayasasında, askerler için “etkin” olması, siviller için “sembolik” kalması planlanan Cumhurbaşkanlığını, milletin yetkilendirmesi ile “hakkıyla” kullanmaya başladı.
“Siviller”de böylesine alışmayanlar da ne oluyoruz, demeye başladılar.
Tayyip Erdoğan, başkası olamazdı. O makamı yarı emekli gibi ya da ahir ömürde doldurulacak makam gibi kullanamazdı. Kendisi gibi kullanacaktı, öyle kullanıyor.
Düşünelim ki ikinci defa seçilme hakkı var.
Ve düşünelim ki Tayyip Erdoğan hep böyle olacak.
Ve düşünelim ki, önümüzdeki dönemlerde de henüz Ak Parti’ye alternatif bir iktidar adayı gözükmüyor. O durumda Cumhurbaşkanı, kendi kurduğu ve tabii lideri olduğu bir partinin hükümeti ile çalışacak bir Cumhurbaşkanı olacak.
Buna bir de, 15 Temmuz’daki “millet direnişi”nin öncüsü olmak gibi bir karizmayı, yani Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Paşa’nınkine benzer sembolleştirmeyi eklediğimizde, ortaya “Yeni kurucu” bir lider çıkıyor.
Şimdi CHP’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor:
- Bu süreci tersine çevirme imkanı, ihtimali var mı?
Diyelim Meclis’te 330 bulunmadı, -ki yaşanan süreç, Bahçeli’nin açtığı çığır Kılıçdaroğlu’nun Meclis’e ilişkin umutlarını güçlendirmiyor- seçim var ve seçimde 330’u bulma ihtimali yüksek.
Belki içerden dışardan pek çok odak, Tayyip Erdoğan’sız bir Türkiye’ye oynadı. 15 Temmuz bu hesabın en vahşi girişimi idi. “Seçimle gitmiyor, bari silahla götürelim” diyenler hüsrana uğradılar.
Eeee, n’olacak bu durumda?
Tayyip Erdoğan var olacak.
Ya fiili, ya hukuki.
Tayyip Erdoğan ve Ak Parti de diyor ki, “fiiliyi yaşıyoruz, ama biz de hukukisini istiyoruz.”
Bahçeli, evet parti içi gerilimlerle de bağlantılı oldu ama reel politik bir tavır sergiledi ve işi hukuka bağlama yolunda adımlar attı. Toplum, konunun, parti içi boyutunu da gördü ama şu an atılan adımı “15 Temmuz’dan sonra gösterilen bir devlet hassasiyeti” olarak algılıyor.
CHP’nin bir kanadı, mesela Baykal da tamam “Direnelim” falan diyor ama sanki reel durumu içine sindirmeşçesine “Biz gene de başkan adayımızı hazırlayalım, neden millet bize şans tanımasın” demekten geri kalmıyor. Bu cümlenin “başarı” umudundan ziyade reel duruma boyun eğme boyutunun ağır bastığı açık.
Bahçeli ve MHP, reel bir oyun noktasına geldi, denebilir. Diyor ki: “Ak Parti getirsin anayasa teklifini, bakalım.” Bundan sonrasında “İçimize sinerse Meclis’te destek veririz” demiyor ama o umudu vererek Ak Parti teklifini yönlendirme hesabı güttüğü açık. Bu da Meclis’te dördüncü sırada giren bir partinin süreci etkileyebilmesi açısından önemli bir başarı.
Kılıçdaroğlu ve CHP, “fiili veya hukuki Başkanlık uygulaması” konusunda, reel’den kopuk bir direnişi sergiliyor. Fiili durumu önleyemiyor, hukuki yapılanma sürecinde de devre dışı kalıyor.
Şöyle soralım:
Diyelim hukuki oluşum sağlanamadı, bu, Bahçeli’yi harekete geçiren “fiili durum rahatsızlığı”nı sona mı erdirecek?
Bunun imkansızlığını başta izah ettim.
Kılıçdaroğlu daha pozitif bir tavır sergilemeli bence. Sırf Tayyip Erdoğan’ın kişiliğine bağlı bir muhalefet çizgisi yerine, sağlıklı, hani eskilerin ifadesiyle “efradını cami ağyarını mani” , “denge - denetleme unsurlarını içinde barındıran bir başkanlık sisteminin nasıl olması gerektiğine kafa yormalı, yasalarda bağlantılı düzenlemelerin inşasına katkı sunmalı...
Bunun yanında halkın önüne revize edilmiş, problemlerinden arındırılmış bir parlamenter sistem modeli koyarsa, o da pozitif bir siyasi hamle olacaktır.
Hep negatif görüntü, bir süre sonra kişiyi işlevsizliğe mahkum ediyor çünkü.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026