Ali BAYRAMOĞLU
Ne var ki, siyasetin bizdeki şekli bu değildir.
Ataerkil siyasi bir kültür, rehber ve lidere verilen anlam ve önem, dar alanda yaşanan topluluk itişmeleri ve teşkilat içinde yapılan yer tutma, yol alma faaliyetleri buna izin vermez. Kurumlar, yapılar, siyasi partiler gücü taşıyan, iradesiyle çeliği bile bükebileceğine inanılan kişilere ve liderlere bağlı kılmıştır. Bizim hikayemizde demokratik nitelikli toplum siyaset bağını koparan esas unsurdur bu,
Yakın tarihimizde siyasi partilerin yaşadıkları büyük tıkanıklar, program, ilke, kurumsal kimlik meseleleri kadar, belki bunlardan daha çok İnönü’den Erdoğan’a lidere endeksli bir elitler mücadelesi ve yer değiştirmesiyle ilgili olmuştur. Bu mekanizma siyasi partilerde demokratik siyaset alanını daraltan önemli bir faktördür. Zira bu işleyişte, “müzakere, katılım, uzlaşma” gibi unsurlar, kağıt üzerinde varlığını korusa da, asli karar alıcı şahsileşmiş güç merkezleridir. O zaman değişim şemsiyesi bu rüzgar altında açılmakta, doğal olarak sık sık o rüzgarla ters dönmektedir.
1950’den bu yana geçirilen pek çok evreye, verilen pek çok kavgaya, kimi kesimlerin kazandığı alanlara rağmen, Türk siyasi rejiminin geldiği son aşamada bu ağır geleneği, anayasası, yasaları, yeni uygulamalarıyla yerleşik hale getirmesi başka nasıl açıklanır?
Bu fasit daire neden hiç kırılmaz?
Çünkü zor bir coğrafyada yaşarız ve bu coğrafya toplumsal, siyasal, kültürel geleneklerimizi besler ve zamana dirençli hale getirir.
Toplumsal mutabakatlara ilişkin derin sorunlarımız vardır. Daimi çatışma halindeki farklı değer sistemlerinin yarattığı ‘taraflaşma’ bu açıdan ülkenin değişmeyen meseleleri arasında yer alır.
Toplumsal dokumuz bizatihi kırılgandır, toplum olma sorunumuz bulunur. Farklı cemaatlerin birbirine değmeden yan yana yaşadıkları Osmanlı’nın milletler sistemi âdeta sosyolojik ve yeni bir yüzle devam eder.
“Cemaatçi bir siyasi kültür”e sahibizdir, cemaat içi dayanışma, cemaatler arası kuralsız yarışma siyasi anlayışımızın temelini oluşturur. Böyle olunca eylem ve arayışlarımızda “ilke” yerine “fayda” daha önde yer alır. Siyasetteki partizan eğilimler, doğal bir popülizm de bu yüzden yakamızdan düşmez.
Otoriter bir devlet geleneğine sahibizdir. Dün askerî vesayeti soluyorduk, bugün ataerkil siyasetin hegemonyasıyla bunalıyoruz.
Tüm yakın tarihimiz, aslında bu meselelerle, yani kendi yapısal sorunlarımızla baş etme, bu sorunları yönetilebilir bir şekle sokma ve çağın dinamiklerine ayak uydurma çabaları içinde geçmiştir.
Ve o büyük soru hep baş köşede durmuştur:
Toplumun farklı kesimleri, cemaatleri, toplulukları, grupları arasında bağlar, köprüler, geçişler kurup “demokratik, sivil, eşitlikçi bir medeniyet projesini” inşa edebilecek miyiz?
Türkiye’nin kimi kuşakları, grupları zaman zaman, toplumsal iradenin etkisiyle aydınlarının itişiyle, taşıyıcı bir siyasi gücün oluşmasıyla, bir araya gelmiş ve bu sorulara olumlu bir yanıt vermiş, tarihsel determinizme meydan okumuştur. AK Parti, böyle bir örnekti. Bir meydan okumayla başladı, bu meydan okumayla destek buldu. İlk dönemi, toplumsal siyasalı kuşattığı bir evreydi ve fasit dairenin kırılabileceği umutlarını bu nedenle taşıdı. Ama sonra siyasi-kültürel yer çekimi devreye girdi, önce bu projeyi baş aşağı çevirdi, sonra AK Parti’yi bu projenin anti tezi, karşı gücü haline getirdi.
Son yerel seçimler bu tabloda yeni bir sıçramaya, en azından sıçrama ihtimaline işaret ediyor. Toplum, bu seçimlerde kendisini ve ağırlığını hissettirdi. Muhalif seçmen kendi iradesiyle CHP’de toplandı. Bir yenilenme arzusuna işaret etti, yeni siyasi tahayyül gerekliliğini talep etti.
Bu bir fırsata dönüşebilecek mi? Bu kez taşıyıcı gibi görünen CHP, toplumun kuşama ve yönlendirmesinin hakkının verebilecek mi?
Önümüzdeki dönemin en önemli soruları bunlardır.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026