Ali BAYRAMOĞLU
Çalışan bir çark var. 2000'lerin 2010'lara devrettiği güçlü bir miras ve değişim pusulası var. Çark ana hatlarıyla aynı istikamette dönüyor, dönmeye gayret ediyor.
Ancak aksaklıklar büyük... Siyaset ve toplum gergin...
Sorunlar üzerinden gidelim.
1. 'Barış süreci' sıkıntılı bir evreye girdi.
Bir süredir güvensizlik esastı. Örgüt işi ağırdan alırken, hükümet bunu işaret ederek demokratikleşme evresiyle ilgili olumlu mesajlar vermekten uzak duruyordu.
Önceki gün kritik noktaya gelindi. Kandil, hükümetin adım atmadığı gerekçesiyle geri çekilmeyi durdurduğunu açıkladı. Öcalan yeniden devreye girmez ya da yeni bir paket tıkanıklığı açmaz ise, barış süreci daha birinci aşamasında askıya alınmış olacak. Denebilir ki, 'bu tür süreçler, zaman zaman ivme kaybedebilir, hatta durabilir, ancak bir kez kapı açıldı mı, ana istikamet değişmez, çözüm ışığına doğru ilerlenir'.
Muhtemelen doğrudur.
Ancak şu da açık ki, Kürt meselesinde kaybedilen her 'an' mekanizmayı ters taraftan da zorlamaktadır, sorunun aktörleri çoğalmakta ve çözüm koşulları zorlaşmaktadır. Yine açıktır ki, bu tür köklü ve zorlu sorunlar yakalanan kimi tarihi fırsatlarla çözüme yol alırlar. Türkiye barış süreciyle, bu sürece verilen toplumsal destekle, onu canlı tutan siyasetçileri ve aktörleriyle büyük bir fırsat yakalamış durumda.
Şöyle söyleyelim: Bu fırsatı Türkiye siyasi irade ya da iradelerle yarattı. Bugün bu fırsat heba edilecek noktaya ilerliyorsa, sorumluluğu yine siyasi irade ve iradelerde aramak gerekir.
Kandil'in isteksizliği ve meydan okumaları bu açıdan belli bir rol oynuyor, buna şüphe yok. Ancak asıl unsur ülkedeki, demokrasi rüzgarlarının hız kesmesi ve siyasi ortam ve tartışmaların demokratik eksenden uzlaşması ve bu durumun siyasi aktörler ve özellikle siyasi iktidar üzerindeki etkileridir.
2. Sıradaki sorun 'Alevi hareketlenmesi'ne ilişkindir.
Cami Mescit projesinin karşılaştığı tepkiyi ciddiye almak gerekir. Bu tepki ve diğerleri, Alevilerin Gazi Mahallesi ve Okmeydanı gibi yerlerde sık sokağa dökülmesi iç içe girmiş dört meseleye birden işaret ediyor.
İlki Aleviler içindeki farklı eğilimlerin, din/vatandaşlık temelindeki fay kırığının iyice siyasallaşmasıdır. İkincisi kimi sol örgüt ve muhalefetin Alevilik zemini üzerinden eylem alanı arayışıdır. Üçüncüsü Gezi olaylarıyla açılan talep ifadesinde 'demokratik tartışma ve ifade' yerine 'direnç, çatışma, sokak egemenliği' üzerine kurulu siyasi sayfanın Alevilik üzerindeki etkisidir. Sonuncusu ise siyasi iktidarın Ortadoğu, özellikle Suriye politikalarının verdiği Alevi karşıtı görüntünün bu siyasallaşmayı beslemesi, Alevilik ve Nuseyrilik arasındaki siyasi bağların bu çerçevede kurulmaya başlamasıdır.
Bu ülkenin tarihini iyi bilenler Alevilik meselesinin hafife alınmaması gerektiğini de iyi bilirler.
3. Bir başka soruna geçen hafta ODTÜ işaret etti.
Bir grup başörtülü öğrenciye yapılan muamele aslında ülkenin içinde bulunduğu bir hali de tanımlıyordu: Bir tür geri dönüş, kimliklere, kimlik savaşlarına yeniden sarılma hali.
Bu iklimi sadece ODTÜ'de, başörtüsüne yönelik tahkirde, 28 Şubat virüsünün kısmi canlanmasında görmüyoruz. Hemen her noktada 'kim haklı, kim suçlu' tartışmalarına endekslenen, karşılıklı bir nitelik taşıyan 'yoğun kimlikçi' pozisyon alışlarla yaşıyoruz.
Bu iklimi sadece laikçiler değil, İslami kesimin kimi aktörleri de taşıyor.
Bu iklimi sadece Gezi olaylarından üreyen kimi virüsler tahrik etmiyor, aynı zamanda siyasi iktidarın ve çevresinin, adeta kendi ürettiği sentezi hedef alan bir şekilde, her geçen gün yükselen kimlikçi iç ve dış politikası ve söylemi de besliyor.
Bomba gibi gergin bir toplum oluyoruz...
Sorun Alevi meselesi, kimlik tartışmaları açısından temel olarak aynı:
Demokrasiden geri kalma, demokratik siyasetin, özü çoğulcu bir duruşun değişim ve huzur pusulası olmaktan çıkması.
Bunlar oldukça başat gerginliklerin fay hatları kımıldıyor.
Dikkat...
Ve önce siyasi iktidar...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026