Ali BAYRAMOĞLU
İlter Turan'ın dün Cansu Çamlıbel'e verdiği söyleşideki şu tespit önemliydi:
“Yargı, özerkliği aşınmış bağımsız bir güç olma niteliğini kaybettiği (…) için tartışma çıkıyor. İçişlerine bakıyorsunuz kolluk kuvvetlerinin ve ülke yönetiminin çok partizanlaştığı endişesinden kaynaklanan bir inatlaşma var. Milli Eğitim ideolojik cihazlanma diyebileceğimiz bir mücadeleyle ilgili. Siyaset bir dünya görüşünün başka bir dünya görüşüne egemen kılma gayreti olarak görülünce, tabii bunun araçları önem kazanıyor. Yerleşik bir demokraside bunlar tartışma konusu değildir. Bizim böyle bir bünyesel problemimiz var…”
Bu köşede altını çok çizmişimdir:
Toplulukçu-ataerkil bir dokuda siyaset, toplumsal grupların yaşam alanlarını fayda ve kavga üzerinden diğer grupların aleyhine genişleme arayışına dayanır. Fayda ve kavga, bunun devamı olarak denetim ve sadakat arayışı, ilkeyi, kuralı, kurumu, ortak değeri, tüm hakemlik mekanizmalarını yok eder, en azından bozar. Böyle bir gelenekte uzlaşma kültürünün gelişmesi, ortak alanların, ilke eksenli düzenleyici mekanizlamaların oluşması zordur.
Türkiye, yönetilebilmek için uzlaşmaya muhtaç olduğu bir dönemde bulunuyor. Koalisyon görüşmeleri bir süre sonra başlayacak. Bu görüşmelerin önündeki en büyük engel bu ataerkil dokudur, İlter Turan'ın tarif ettiği o bünyesel problemdir.
Nitekim daha görüşmeler başlamadan kimi siyasi partiler tarafından yapılan açıklamalar, uzlaşmadan çok kiminle, neden ve nasıl uzlaşmayacaklarının tarifi üzerine kurulu. Muhalif entelektüel kesimden gelen pek çok değerlendirme aynı istikamette, hesap sorma, ceza verme, rövanş, gücü geri alma (özetle takıntı muhalefeti) temel öneriler olarak karşımızda. Parti tabanlarında koalisyon, farklı bir toplulukla değil, (AK Parti-MHP örneğinde olduğu gibi) benzer bir toplulukla uzlaşmaya beklentisine oturuyor.
Tam bu noktada İlter Turan'ın şu vurgusunun da altını çizmek gerekir.
“Biz yargıyı, içişlerini, emniyeti güncel siyasi tartışmanın dışına çıkarmak istiyorsak bu ancak iki ayrı dünya görüşündeki partinin birlikte çalışmasıyla olabilir. MHP ile AK Parti'nin yapacağı müzakerelerle halledilemez.”
Milliyetçi Cephe hükümetlerinde, 1970'lerin sonunda devlet gücünün ortadan ikiye yarılması ve binlerce ölüm hala yakın bir örnektir.
Bugün cemaatin devlet içindeki konumunun bu bünyesel problem çerçevesindeki ağırlığı, buna karşı alınan tedbirlerin, olması gerekenin tersine, yargı ve emniyet yeni bir sadakat furyasına, ataerkil tazelenmeye ve otoriter bir baskıya yol açması, sonuçta ortaya çıkan hukuk ilkelerinden şaşmamak gereği bile tek başına yukarıdaki önerinin altını doldurur.
Yeni Türkiye'nin inşası, siyasal ve devlet alanının yeniden inşası sadece yeni anayasayı, sadece yazılı kuralları değil, somut ve pratik deneyim ve uygulamaları içerir.
Türkiye farklı eğilimlerin uzlaşmasıyla gerçekleşebilecek bir restorasyonun fırsatını hiç zaman kullanamadı, yaratamadı.
Bu kez, mümkün olur mu, bilemiyorum.
Kolay olmadığı ortada.
Ancak seçim sonuçları, ülkedeki demokratik istikrar gereği, sorunların çıktığı mecraların ataerkil siyaset tarzıyla doğrudan ilişisi, “yapısal ihtiyacın” ne olduğunu da ortaya koyuyor ve bugün bunun altını çizmek ahlaki bir gereklilik haline geliyor.
Yapısal ihtiyaç, devletin kimi hakemlik kurumlarını ve hakemlik işlevlerini demokratik değer sistemiyle ve liyakat esasıyla kuşatmaksa, kurumlaşmaya, kollektifliğe ve katılıma ağırlık veren bir yönetim tarzıysa, AK Parti ve CHP'nin siyasal anlayışlarını değil, bu anlayışların sivriliklerini törpüleyecek onlar arasındaki muhtemel bir etkileşimi esas almak gerekir.
Yakında göreceğiz: Siyasi partiler koalisyon görüşmelerinde uzlaşmaya mı çalışacak, yoksa uzlaşmazlık halinin faturasını diğerine yıkarak erken seçimlerden fayda sağlayacak bir strateji mi izleyecek?
İlki temennimizdir.
İkincisi ise (şimdilik) görünen gerçek…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026