Ali BAYRAMOĞLU
Türkiye, dış politik bir boyut kazanan, çözüm-siyaset hattından tümüyle çıkan, Kürt hareketinin silah tercihli stratejisi karşısında, genel olarak Kürt meselesinde ne yapmalı?
Sorulara yanıt aramak için çözüm süreci günleri geri dönmekte fayda var.
Çözüm süreci döneminin bugüne oranla iki önemli özelliği bulunuyordu.
İlki Türkiye'nin Kürt meselesinin hem tanımı ve alanı itibariyle, hem çözüm araçları ve hedefi açısından bu sürecin “ulusal sınırlar” içinde yer almasıydı. Irak ve Suriye Kürtleri ve Kürt hareketlerinden görece bağımsız, merkezi Güneydoğu ve Türkiye olan bir işleyiş söz konusuydu.
İkinci özellik ise “siyaset” kavramının özünde gizliydi. Çözüm fikri, Kürt meselesinin temelini egemenlik ya da egemenlik paydaşlığı hususunu demokratik bir dönüşüm projesi çerçevesinde ele alıyordu. Silah bırakma ve af gibi mekanizmalarla hem entegrasyon hem eklemlenmeyi bir arada varsayan bir nitelik taşıyordu. Sorunun hak ve özgürlük boyutu, alan kontrolü boyutunun önünde duruyordu.
Bugün gelinen nokta malum. Davutoğlu, retoriği ileri götürerek “PYD'nin Rusya'nın paralı askeri olduğunu” söylüyorsa, gerek devlet algısı gerek sorunun dinamikleri açısından manzaranın nereden nereye geldiği bellidir.
Bölge dinamikleri, devletin çözüm sürecini ağırdan alması, Kürt tahayyülü ve stratejisinde yaşanan değişikliklerle gelinen son noktanın iki temel özelliği şu:
1. Türkiye'nin Kürt meselesi ulusal sınırları aşmış, uluslararası alana yayılmış ve uluslararası güçlere kapısını açmıştır. Bu durum Türkiye açısından Kürt meselesini bir dış dinamik konusuna ve büyük güç kavgasına çevirirken, Kürt hareketi için de ittifaklar ve fırsatlar çerçevesinde bir meşruiyet ve fiili egemenlik arayışına dönüştürmüştür.
2. Kürt meselesi çerçevesinde “siyaset”, uzlaşma ve mutabakat esaslarına dayalı demokratik siyaseti ifade etmekten çıkmış, alan kontrolüne ve güç mücadelelerine endeksli bir çatışma siyasetine evrilmiştir.
Bu iki kritik değişikliğin somut sonuçları ortada:
PKK-PYD Rusya, İran gibi ülkelerle dirsek teması içinde ve türlü ittifaklarla Kuzey Suriye'de kantonları birleştirerek bir siyasi alan oluşumu politikası izliyor. Türkiye'nin Kürt bölgesini de bu oluşumun bir devamı olarak görüyor. Türkiye topraklarında yürüttükleri sokak savaşlarının anlamı bu. Kürt sorununun merkezini yeni koşullar, imkanlar ve ittifaklar çerçevesinde bir bakıma Türkiye'den Suriye'ye taşınmış bulunuyorlar.
Siyasi iktidar ise kendisi açısından bu girdabı dışarıdan set çekerek durdurmaya çalışıyor. Ancak bölge dinamikleri, Batı, Rusya ve İran'ın ulusal çıkarları dikkate alındığı takdirde bu konuda başarı son derece zor görünüyor. Bu durum, ayrıca Türkiye içinde sürekli kriz alanları ve çatışma bölgeleri varlığını ima ediyor. Kaldı ki, bu tür bir ilerleyişin yarın çok daha sıkışık durumlar üretebileceğini tahmin etmek hiç zor değil.
Buradan geri dönüş mümkün müdür?
Siyasi olarak her şeyi zorlamak mümkündür.
İlk yapılması gereken “Türkiye'nin Kürt meselesinin yeniden ulusal sınırlar içine çekilmesi”dir.
Bunun yolu, Güneydoğu'daki çatışmaların durdurulması ya dondurulmasıyla açılır, İmralı'nın devreye sokulmasıyla tekrar uzlaşmaya yönelik siyaset sürecinin harekete geçirilmesiyle devam eder. Bu kapı, devletin elinde güç ve imkanlarla, Kürt hareketinin izlediği keskin stratejiye rağmen açılması, en azından zorlanması mümkün olan bir kapıdır. Siyasi iktidarın bu istikamette bir söylem kullanması, kimi meşru siyasi temaslara, örneğin HDP'yle, yol vermesi bile iklimi değiştirebilir.
İkinci atılması gereken adım ise, “Kuzey Suriye'deki Kürt oluşumuyla ilgili Türkiye'nin temel bakışını gözden geçirmesi” ve o alana serbestiyet tanımasıdır.
Rojava'yı demokratik açıdan kuşatmak, PKK'yı ve varsa ayrılıkçı beklentisini o bölgeye itmek dahil, Kürt tahayyülüne yol ve yön vermek, model oluşturabilecek bir çözüm süreciyle paralel hayata geçirebilir. Bunun için Irak, Suriye ve Türkiye Kürtlerinin modellerine ve varlığına ayrı ayrı bakmak, Rojava'nın siyasi özgül ağırlığını ve o bölgede tarihsel olarak bir Kürt oluşumunun kaçınılmazlığını görmek yeterlidir.
Tehdidi bertaraf etmenin yolu budur.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026