Ali BAYRAMOĞLU
Türk siyasi hayatını etkileyen üç çember olduğu söylenebilir.
Türkiye, Batı modernliği ve modelinin güçlü bir şekilde yansıdığı, yerli doku, gelenek ve zihniyetle birleşerek kendisine has bir nitelik kazandığı bir periferi ülkesi. Batı’daki hakim siyasi iklim, gereklilikler ve zorunluluklar üzerinden Türk siyasetini önemli ölçüde etkiler. Türkiye’de siyasi hayatın akışını yönlendiren ilk çember budur.
İkinci çember, zaman güç kazanan zaman zaman silikleşen toplumsal iç dinamiklerimizdir. Kültürel ve toplumsal tabakalar, bu tabakalarda değişmeler, kaymalar, aralarındaki ilişkiler buna endeksli talepler, temsil ve katılım mekanizmaları üzerine oturan, zaman zaman büyük değişim dalgalarıyla kendisini gösteren, siyasi hayata yön veren toplum-siyaset ilişkisidir.
Üçüncüsü ise devlet cihazı ve aktörlerinin siyaset üzerindeki etkisi, devletin bir siyasi alan oluşturması hali, diğer bir ifadeyle devlet-siyaset ilişkisidir. Devlet sahasında çeşitli aktörler arasındaki rekabet, çatışma ve dengeyi ifade eden bu üçüncü ilişki katmanı, Türk siyasi yapısı için belirleyici faktörler hiyerarşisinin üst noktasında yer alır.
Her zaman olduğu gibi bugün de esen dalga, dış çemberden iç çembere doğrudur.
İlk çemberin baskın kefesinde otoriter popülizm, kültürel kutuplaşma, içe kapanma, ulusalcı-kimlikçi toplumsal hassasiyetler bulunuyor. Dünyanın sıcak ve belirleyici merkezlerinde bu çerçevede oluşan faydacı eğilim artan oranda ilkesel olanın yerini alarak işlevsel bir anlam taşımaya başlıyor. Türkiye’ye yönelik beklenti faydacı. Türk siyasi rejimi bu iklimden gelen tatsız rüzgarlarla uyum sorunları çekmiyor. Bunun yanında Türkiye birçok ülke gibi otoriter ve kapitalist bir modelle global ekonomik düzenin parçası olmakta da sıkıntı yaşamıyor. Ahmet İnsel’in Pierre-Yves Hénin’le birlikte yazdığı, yakında Türkçe de çıkacak, “Le national-capitalisme autoritaire: une menace pour la démocratie” başlıklı kitapta belirtildiği gibi liberal Batı demokrasinin karşısında, ona tehdit olarak söyle bir varoluş bulunuyor ve Erdoğan bu varoluşun bir parçası.
İkinci çemberi oluşturan toplumsal dalgalar da bu iklimden çok kopuk değil. Bugün Erdoğan’a yönelik itirazlar belki zirvede, ancak aldığı toplumsal destek hala önemli miktarda ve cumhurbaşkanı muhtemel bir seçimin en güçlü başkan adayı olmayı sürdürüyor. Erdoğan’ın uluslararası konjonktüre uygun dış politik hamleleri ve burada ortaya çıkan “başarı” öyküsü, yeni bir milliyetçilik tutumu, muhafazakar kesimler için toplumsal güvenceyi ifade ediyor olması, yine İnsel’in ifadesiyle “seçimli bir otokrasi”yi mümkün kılıyor. Bu, çok hafife alınmaması gereken ve sürmesi mümkün bir tablo.
Üçüncü çember ise eskiye oranla paramparça. Burada alfa aktör uzun süre malum silahlı kuvvetlerdi. Darbe girişimi bunu alt üst etti ve geleneksel denge kayboldu. Ne var ki, bu kayboluş demokratik, en azından ilkesel bir hukuki yapının lehine olmadı. Bu alanı tahakkümcü ve güvenlikçi bir siyasi mekanizma doldurdu. Bu mekanizmayı hem simgesel hem fiili olarak İçişleri Bakanlığı’nın temsil ediyor olması anlamlıdır. İçişleri Bakanlığı, tüm politik ve sosyal alanlardaki uygulamacı, denetleyici varlığıyla, jandarma kuvvetleri, emniyet ve diğer güçlerin başındaki unsur olarak askerin eski yaptığı fonksiyonu siyaseten yapmaya çalışıyor.
Bu çemberler iç içe giren bir bütün oluşturuyor.
Velhasıl önümüzde aşılması gereken bir dağ var.
Ama mecliste, sokakta, basında muhalefet bu durumun ne kadar farkında?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026