Ali BULAÇ
“Din ve vicdan özgürlüğü” ile “dinden özgürleşme”yi birbirinden ayırmak lazım. Çoğu zaman modernizasyon politikaları desteğinde herkese su ve hava kadar gerekli olan “din ve vicdan özgürlüğü”, “dinden özgürleşme” olarak anlaşılmış ve bu yönde kullanılmıştır. Türkiye’nin modernleşme tarihi ve laiklik uygulamaları bundan ibaret sayılır.
Özgürlük müslüman zihnin hala sarahate kavuşturduğu bir kavram değil. “İnsanın Özgürlük Arayışı” kitabımızda bu konuyu enine boyuna ele almaya, modern psikolojisinin bilinçaltına itilmiş hurdalıkları dışarı attırmaya yarayan seanslarının gerçekte Hıristiyanlıktaki “itirafın seküler formu” olduğunu göstermeye çalışmıştık. Taşkent ve Orta Asya Metropiliti Vladimir de “Sopayla Gelen Özgürlük” adlı önemli makalesinde “Psikanalizmin Hıristiyanlıktaki günah çıkarmanın tahrifi olduğunu” söyler. Nefsin bilgisini (İlmü’n nefs) araştırmayan psikoloji, itiraf ile elde edilen rahatlığı özgürlük sayar. Bu hakikat değeri olmayan bir söylemden ibarettir. Oysa Allah’ı hatırımızda tutarak içten, pişmanlık ve kararlılıkla yaptığımız tevbe bizi özgür kılıyor. Psikanalist seanslarda günah itiraf edilir ama günah kiri ruhun derinliklerinden sökülüp atılmaz, çünkü kişi yaptığına pişman olmadığından, sadece yaptığını nesneleştirip dışarı atar. Bu demektir ki bir başka günaha yer açmaktan başka bir işlem yapılmış değildir.
Metropolit Vladimir, cesaretle Freudizm’in sinema ve televizyonlardaki şiddetin ideolojik temelini oluşturduğunu söyler. İddiaya göre bu türden filmler ve sahneler insanın içindeki saldırganlığı dışarı atmasına yarıyor, gerçekte ise çocuklardan başlayarak kitleleri zorbalık ve şiddet bağımlısı yapıyor. Seyrettiğimiz her aksiyon filminde onlarca insan kolayca ve ustalıkla öldürülüyorsa, işgal güçlerinin Afganistan, Irak ve başka yerlerde binlerce insanı katletmesi sıradan bir iştir, zira cinayet ve katliam sahnelerini seyrede seyrede cinayetler karşısında ruhlarımız nasır tutmuş bulunmaktadır.
Fıtraten insanın günaha, ayıba ve suça karşı gizemli bir ilgisi var; Hollyvood sineması insanın kan dökücülük ve ayıp, günah ve suç olana karşı bu eğilimini tahrik etmekte; böylece dine, ahlaka ve hukuka karşı küresel düzeyde savaş açmaktadır. Dinin, ahlakın ve hukukun mahkum ettiği fiilleri estetize ederek herkesi cürüm işlemeye teşvik eden sinema ve televizyonun bu yönüne yeterince dikkat çekilmiş değildir. Umberto Eco’ya göre Freud, eski ve yeni dünyanın milyonlarca insanını nevrasteni haline getirdi. Kim ne derse desin, modern dünyanın bilinçaltını dolduran Freudizm’dir.
Vladimir, ilginç bir noktaya dikkat çeker: İnsanlar tenha yerlerde günah işleyebilirler, bununla sadece kendi ruhlarına zarar verirler. Fakat günahın açıktan-alenen gösterilmesi dini duyguları rencide ve iğfal eder. Üstad Said Nursi, “batılın tasvirinin saf zihinleri saptırdığını” söylemişti. Amerikalıların Irak’ı işgal ettikleri ilk günlerde yaptıkları şey Bağdat sinemalarında porno filmleri seyrettirmeleriydi. Amerikalılara göre, porno filmler Irklıları dinin günah bağlarından özgürleştirecekti. Amerikalıların Irak’a götürmeyi vaad ettikleri özgürlük ve demokrasi buydu. Özgürlüklerin standartlarını belirleyen Amerikalılara göre, bu standartlar yer küresinin her yanına yayılmalıdır ve bunun için gerekirse savaşlar, askeri işgaller yapılmalı; masum sivillerin ölümü göze alınmalıdır. Vladimir “Amerikalıların Özgürlük Heykeli’nin insanların gözünde kana susamış ve daha çok insanın kurbanı olmasını isteyen bir puta döndüğünü” söyler.
Freud, dinin, ahlakın ve geleneğin günah, ayıp ve suç saydığı fiillerin dökümünü yapıp bunlara karşı insanın özgürleşmesi gerektiğini söylemişti. Ancak hala hukuk bazı günah ve ayıpları “suç” saymaya devam etmektedir; sübyancılık, çocukların istismarı gibi. Ama özgürleşmenin kriteri, insanın fıtrat tarlasında gömülü olan zehirli tohumların yeşertilmesi ise; zina, eşcinsellik ve barbarlığa dönüşen savaş serbest ise, bu çarpık kabule göre neden masum sivilleri hedef alan “terör” de suç sayılsın ki! Terör, insanın kandökücülüğüdür ve elbette temelinde fıtri güdüler yatmaktadır.
Herkesin din ve vicdan özgürlüğüne, düşünce ve ifade özgürlüğüne ihtiyacı var; devletler din, can, mal, akıl ve nesil emniyetini korumakla yükümlüdürler. Ama salt özgürlüğe indirgenmiş demokrasi din, ahlak ve sıranın kendisine geleceği Hukuk’tan özgürleşmenin yolunu açamaz.
Yazarlar
-
Fehmi KORUSeçime henüz vakit varken sandık hesabı 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuCeylanpınar cinayeti… 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAmerika çökmekte olan bir uygarlık mı? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZÖzel’in bütçe konuşmasında sürece dair mesajları 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAK Partili bir okurla sohbet 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAJohn Holloway ; Abdullah Öcalan’ın Kuramı Devrim İhtimali Fikrini Yeniden Düşünülür Hale Getiriyor! 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan Türkiye’nin siyasi serüveni içinde nereye oturuyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENFeti Yıldız kime sesleniyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEn büyük tehlike NÜFUS yokluğu 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden sanayileşemiyor: Sermayenin, güvenin ve kurumların zayıflığı öyküsü 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİDEM’in bütçeye Terörsüz Türkiye itirazı 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTElveda Lenin ve Düzce Belediyesi… 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSuriye bir kere daha çözümü bozabilir mi? 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.12.2025
23.10.2025
13.10.2025
4.10.2025
28.09.2025
22.08.2025
16.08.2025
7.08.2025
3.08.2025
25.07.2025