Ali BULAÇ
Bir bölgede masum Müslümanların yaşadıklarını bile bile hedefin askerî veya stratejik değeri için onları öldürmeye kalkışmak ‘hataen öldürme’ kategorisine girmez, cinayet olur.
Hudeybiye barışının getirdiği çok yönlü kazanımlardan biri, savaş durumunda Mekke’de yaşayıp da kendini gizleyenlerin Müslümanların muhtemel bir çarpışma sırasında zarar görmelerinin önüne geçilmesiydi. Fetih Sûresi’nin 24-25. ayetleri buna değinir. Bu sayede kendini gizleyen zayıf Müslümanlar adeta İlahi müdahale ile korunmuş oldu. Mekke’de sayısı ve nerede ikamet ettikleri bilinmeyen mü’min erkekler ve kadınlar eğer savaş çıksaydı hiç kuşkusuz mağdur olacak, kim bilir onlardan nicesi öldürülmüş olacaktı. Yüce Allah savaş ortamını ortadan kaldırmak suretiyle hem masum yere öldürülecek Müslümanları korumuş hem onları belki de hayatları boyunca unutamayacakları bir musibetten, sıkıntı ve üzüntüden kurtarmış oldu.
Demek ki masum insanlar bir yerde ikamet ediyorken yaşadıkları yerin stratejik değeri veya savaşta Müslümanlara kazandıracağı görece avantaj bir gerekçe olarak öne sürülerek saldırı düzenlenemez. Her ne kadar Ebu Hanife “genelin menfaati veya muhtemel zararının önlenmesi için küçük bir grubun kısmi zararı göze alınabilir” fikrini öne sürmüşse de, genelin menfaatinin nerede başlayıp nerede bittiği, zararın hangi ölçülerle tespit edilebileceği konuları kişilere, savaşan gruplara göre değişeceğinden mümkün mertebe bu tür uygulamalardan kaçınmak gerekir. Nihayet İmam Şafii ve İmam Malik, bu tür saldırılara cevaz vermemişlerdir. Kurtubi, “Düşman bir inkârcı, bir Müslüman’ı kendine kalkan olarak kullanacak olsa, ona ok atmak caiz olmaz” der. Şayet biri düşmana ok atayım derken kalkan olarak kullanılan Müslüman’ı öldürecek olsa hem diyet hem kefaret ödemek zorunda kalır.
Çağımızda da maalesef birtakım gruplar, belli stratejik hedeflerin imhası veya ele geçirilmesi ya da baskıcı bir rejimin devrilmesi gerekçesiyle kitlesel imha silahlarına hedef olabilecek masum sivillerin öldürülmesine, ülke içinde iç savaşın çıkmasına, milyonlarca insanın yurtlarından kaçarak başka ülkelerde mülteciler durumuna düşmesine cevaz vermekte, “öldürülen masum siviller, kadınlar, yaşlılar ve çocuklar nasılsa cennete gidecek, mağdur olan siviller de hak ettikleri sevabı alacak” diye kendilerini rahatlatmaktadırlar.
Bu geçerli bir gerekçe olamaz, zira Müslümanlar Mekke’de gizli Müslüman olduğunu bilmiyorlardı, nerede yaşadıklarının bilgisine de sahip değillerdi. Bu durumda hata sonucu (hataen) öldürdükleri her Müslüman için kefaret ödemek durumunda kalacaklardı. Bir bölgede masum Müslümanların yaşadıklarını bile bile hedefin askerî veya stratejik değeri için onları öldürmeye kalkışmak “hataen öldürme” kategorisine girmez, cinayet olur. Kurtubi, Müslümanlar Mekke’ye saldırı düzenleyip de çaresizlikten hicret edemeyen Müslümanları öldürecek olsalardı Mekkeli müşrikler “Gördünüz mü Müslümanlar kendi dindaşlarını öldürdü” diye etrafa propaganda yapacaklardı. Maalesef zamanımızda bu türden öldürme vakaları sürüp gitmektedir. Kurtubi’nin asırlar öncesinden işaret ettiği üzere bu katliamları seyreden gayrimüslim dünya “Müslümanlar birbirlerini öldürüyor, sivil, masum ayrımı yapmıyor” diye yıpratıcı bir propaganda yürütüyorlar. Aynı şekilde, bir rejimin devrilmesi uğruna yüz binlerce insanın hayatına ve milyonların mülteci durumuna düşmesine mal olacak iç çatışma ve savaşlara cevaz verilemez. Suriye iç savaşına cevaz verenler ve sebep olanlar böylesine büyük bir günah yükünün altına girdiler.
Eğer yüce Allah masumların öldürülmesine izin vermiş olsaydı “Saldırın, ölen masumlara cennet vaadedilmiştir” buyururdu. Böyle bir şey düşünülemez. Zira zaten savaşın meşru gerekçelerinden biri savaş durumu ortaya çıktığında veya ağır baskıların vukuunda maddi, mali veya fiziki çaresizlik dolayısıyla yerinden hareket edemeyen, hicret etme imkânı olmayan müstaz’afların korunması ve kurtarılmasıdır (bkz. 4/Nisa, 75). Şu halde savaştan gaye, zayıfları ve masumları kurtarmak iken, onları öldürmek ve bu amaçla intihar eylemleri düzenlemek asla meşru değildir. (Daha geniş bilgi için bkz., Kur’an Dersleri, IV, 348 vd.)
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Nifak ve münafık
1.12.2025 - İki din, iki tanrı tasavvuru
23.10.2025 - Kant’ın problemi: Tanrı’yı akılla bilmek
13.10.2025 - “Siyasette zorlama yoktur!”
4.10.2025 - Zaferden hapishaneye
28.09.2025 - Kudüs, ey Kudüs!
22.08.2025 - Mülteci sorununa çözüm
16.08.2025 - İsa’nın takipçilerine sığınan Muhammed’in takipçileri
7.08.2025 - İltica ve mülteciler
3.08.2025 - Hüseyin için matem, Gazze için ağıt
25.07.2025
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























mehmet çelik
Demirtaşı yazamasın sen çünkü o hem yeni türkiyenin yüzü hemde ezilen horlanan dışlanan herkesin dostu üstüne üstlük ne bankalarda nede ayakkabı kutularında öyle milyon dolarları yada tayip liraları yok