A.Turan ALKAN
Önce tespit, sonra tahlil: Saray yönetimi ile PKK arasındaki çatışma, her iki taraf için –tırnak içinde- elverişli, doğurgan ve siyaseten ‘faydalı' bir iklim oluşturdu. Çatışmanın mağduru halktır ve elbette birlikte yaşama ümididir.
Ardı ardına gelen siyasi başarısızlıklar ve gitgide bir kâbus haline gelen vahim gelişmeler, saray yönetiminin sıradan politik enstrümanlarla üstesinden gelebileceği ölçeği aştı. Siyasî açıklar, çatışmalar kullanılarak örtülüyor ve insanlara ‘Ya bizdensin, ya onlardan' tercihi dayatılıyor. Bir ucunda ‘TC Devleti'nin bulunduğu her çatışmada halk insiyakî olarak ‘devlet'ten yana tavır koyar ve hasarın aslında kime yazılacağına aldırış etmez, zira halkta ‘varlık ve bekâ endişesi' uyandırılınca başkaca seçenek yoktur.
Yönetimin, PKK ve dolayısıyla PKK sempatizanı Kürtleri ‘düşman' kategorisine koyması için PKK'nın ‘oyun'a katılması gerekiyordu. PKK bu dâveti canına minnet bildi; her yerde şiddeti yükseltip kana bulayarak müsabakayı kabullendi. PKK nâmına bir “win-win” (kazan veya kazan) durumu söz konusu. Sonuçta kaybetme ihtimâli yok; kazanırsa kurtarılmış bölgelerde siyasi otoritesini uluslararası tasvibe açacak; kaybederse (ki büyük ihtimâl budur) Kürt kitlesinin daha büyük bir kısmını his (duygusal kopuş) ve fikir (PKK'nın siyasi önderliğini kabulleniş) plânında yanına çekmiş olacak. PKK ve HDP, çatışma yerine sivil ve barışçı direnişi seçselerdi, iktidar şahinleri büyük hayal kırıklığına uğrayacaktı!
Saray yönetiminin kazan-kazan oyununda başarı ihtimali, sadece kararsızlar da dahil kamuoyunu desteğini kendi yanında tutmakla mümkün; zira Güneydoğu'daki çatışma dışında iktidarın meşrûluğunu gösterebileceği başka bir sebep veya dayanak kalmadı; terörizm bu noktada cankurtaran gibi imdada yetişti! Kamuoyumuz iktisadi refahı ve istikrarı konusunda çok hassas; 7 Haziran'da bu talebin sinyalini verdi. Bu talebi uyuşturup, ‘dur hele, önce bekamızı emniyete alalım' diyebileceği tek ihtimâl, orta halli ve gariban aile yuvalarına gelmeye başlayan şehit haberleri olabilirdi ancak. Normal şartlarda iktidara oy kaybettirmesi beklenen şehit cenazeleri, çatışma yükseltilince şaşırtıcı şekilde oyların kararlı hale gelmesine hatta destek artışına yol açıyor. Tarih boyunca silahlı çatışma olgusunun bu kadar çok tekrarının temel motifi budur; “Vatan tehlikede, vatanseverler bayrak altına” alarmı, daima yönetim ve ordu etrafında kenetlenme getirir ve politik sorgu ve eleştiriyi geriletir.
Akademisyenler bildirisi etrafında koparılan gürültü bu şablona tamamen uyuyor ve insanlar tarafını seçmeye zorlanıyor; bu fırtınada en dikkat çekici konu, daha önce demokrat kimliğiyle bilinen insanların, “Ama bu bildiride PKK terörü hiç kınanmamış; hep devlet suçlanmış” yollu çekimserlikleridir.
“Vatan tehlikede!” iken taraf seçmeye zorlanan insanlar, geride sağduyudan boşalmış gri bir bölge bırakırlar; gri bölge, barış ve hakkaniyet alanıdır ve bu alanın tenhalığı endişe veriyor. Fransız İhtilâli'nden beri ‘vatan tehlikede'yken sağduyu üssünde tutunmaya çalışmanın diğer adı, vatana ihanettir. Vatana ihanet suçlaması bugünlerde kıraathane sohbetlerinde bile sıkça tüketilmeye başlandı.
Kürt siyasi taleplerinde en azından birkaç haklı hususun bulunduğunu düşünenler için artık susma veya vatanseverler korosuna katılma tercihinden başka yol kalmadı; oysaki muhayyel bir barışın tutkalı işte bu zümre idi. Bir yanda PKK ve onun çekimindeki HDP, öte tarafta devletin savaşan şahinleri basiret ve sulh taraftarlarını sindirdi. Böylece milli birlik ve beraberlik çağrısı devletin ve dolayısıyla iktidarın yörüngesinde toplanmak anlamına geldi.
Bu kanlı bir oyun ve bu oyun iki seçim arası sürecinde başlatıldı. Her şeye rağmen basiret ve sulh cephesinde tutunmak gerek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.07.2016
13.07.2016
11.07.2016
10.07.2016
8.02.2016
7.02.2016
6.02.2016
4.02.2016
3.02.2016
2.02.2016