Aydın ENGİN
Bu Tırmık için bilgisayarın başına tastamam 1 saat 40 dakika önce oturdum. O saatten bu saate kadar Türk Ceza Kanunu’nun cezayı gerektiren maddelerinden birinin (herhangi birinin) içine girmeden bir yazı kotarmak için neyi, nasıl yazacağımı düşünüyorum.
Düşünüyorum, çünkü önceki gün görülen ve 27. Ağır Ceza yargıçlarının karşısına bir kez daha dikilen biz "13 Cumhuriyet davası" sanığının duruşmasından söz edeceğim.
Bir çözüm bulduğumu söyleyemem.
N’apayım, inceldiği yerden kopsun…
* * *
Bizleri mahkum eden 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin üç yargıcı ve duruşma savcısı tamamen değişmiş. Bu değişikliği hayra yormak mı gerektiğini başlangıçta bilemedik. Yani "Nasıl olsa eskisinden beteri olamaz" mı desek, yoksa "'Beterin beteri vardır' diyen halk deyişine mi sarılsak" arasında gittik geldik. Ama duruşmanın sonunda"Beterin beteri varmış"ta karar kıldık.
Duruşmanın omurgasını Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin verdiği ve Ahmet Şık hariç geri kalanların tümünün beraat ettirilmesini öngören kararı oluşturuyordu. Yasa gereği dava dosyasının sahibi olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Yargıtay kararına uyup bizleri beraat ettirmesi ya da Yargıtay kararına karşı direnip bizlere verilen hapis cezalarında ısrar etmesi gerekiyordu.
Mahkeme ikinci seçeneği tercih etti.
Zaten önemli olan bizlerin hapis cezalarında mahkemenin ısrar etmesi, Yargıtay kararına karşı direnmesi değildi. Asıl Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin kararının gerekçesi önem taşıyordu, hem de çok büyük önem taşıyordu. Hukukun hemen her gün ve hemen ülkenin her yerinde çiğnendiği, "bağımsız yargı" yerine, "AKP yargısı" nitelemesinin yaygınlık kazandığı günümüzde, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin "Cumhuriyet davasına" ilişkin verdiği karar, basın özgürlüğünden düşünce özgürlüğüne kadar çok kilit ve yakıcı alanlarda umutlar filizlendirebilecek bir karardı. 1. derece mahkemede (Bu yazı bağlamında 27. Ağır Ceza Mahkemesi oluyor) karar benimsenseydi başka ve sayıları pek çok olan davalarda emsal oluşturacaktı, başka mahkemeleri de bağlayıcı, hukuk dilinde "içtihat" denen bir geçerlik ve yürürlük kazanacaktı.
Öyle olmadı.
27. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay kararına uymak yerine, yeni duruşma savcısının herhangi bir katkı yapmaya gerek görmeden tekrarladığı, kendisi FETÖ sanığı olarak ömür boyu hapis cezası ile yargılanan "soruşturma savcısı"nın o yüzkarası iddianamesine uymayı yeğledi.
Şimdi bizimle ilgili kesin ve herkesin uymakla yükümlü olduğu kararı "Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu" verecek.
Peki o "Genel Kurul" o kararı ne zaman verecek?
Bilen olduğunu sanmıyorum. Benim bilgilerim o genel kuruldan kararların 2,5-3 yıldan erken çıkmadığı yönünde.
Kendi adıma bunun anlamı, çok özlediğim ama ana-babalarıyla birlikte Kanada’da yaşadıkları için göremediğim iki torunumu daha iki üç yıl görememekten ibaret. Yani katlanılmaz bir sorun yok.
* * *
Ancak 27. Ağır Ceza Mahkemesi yargıçları için bir "sorun" var.
Perşembe günkü duruşma sırasında öteki sanıklar gibi bana da "son sözüm" soruldu. Kısa bir "son söz"üm oldu. Hemen hemen aynen aktarıyorum…
"Sayın yargıçlar,
Ben, sanıyorum bu ülkedeki en kıdemli basın sanığıyım. Meslek yaşamım boyunca galiba yedi kez hapse girdim. Kimi çok kısa, kimi biraz daha uzun.
Hakkımda vereceğiniz karar beni çok ilgilendirmiyor. Hapis cezasında ısrar ederseniz ve hapse girersem yatarım, çıkınca mesleğime kaldığım yerden devam ederim. Yok Yargıtay kararına uyar, beraatıma karar verirseniz mesleğe ara vermeden devam ederim.
Ama vereceğiniz kararın sizler için bir sınav olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de yargının aşırı siyasallaştığı, Saray'lardan edilen telefonlara uygun kararların verildiği yargısı toplumda çok yaygın. Sizler bugün bu davada işte böyle bir sınava giriyorsunuz. Kolay gelsin… "
Bu sözleri savcı yüzünde kıl kıpırdamadan, "Acaba anlamadı mı?" dedirtecek kadara kıl kıpırdamadan dinledi.
Duruşma boyunca bilgisayar ekranına bakan üye yargıçlardan biri "Bu sizin sınavınız" cümleciğini duyunca hafifçe irkildi ve kulak kesildi. Başkan, duruşmanın başından beri değişmeyen gülümsemesi ile dinledi.
Sonuç:
27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yeni heyeti (de) sınavda çaktı, sınıfta kaldı…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021