Bekir AĞIRDIR
Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Macaristan'da altı muhalefet partisinin otokrat lider Victor Orban'a karşı birleştiği, ancak seçimleri 12 yıllık iktidarını sürdüren Orban'ın kazanması sonrası Türkiye siyasetine benzetilen süreci kaleme aldı.
Altı muhalefet partisinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hedefiyle bir araya gelmesi nedeniyle, Macaristan'daki seçim sonuçlarının bir benzerinin Türkiye'de de yaşanabilme olasılıkları üzerinde tartışmalar yaşanıyor.
Bekir Ağırdır, Oksijen'de kaleme aldığı yazısında "Macaristan'daki tablo Türkiye için olası mı?" sorusunu yanıtlıyor. Bu soruya "Evet" diye yanıt veren Bekir Ağırdır'ın yazısı şöyle:
Erdoğan’ın seçimi kazanması bugünden bakılınca hala olasıdır. Muhalefet kesin kazanacak demek için erken. Bu tereddütlü hali üreten de Erdoğan değil muhalefetin yapamadıkları esas itibarıyla.
Çünkü Erdoğan’ın ve Ak Parti’nin maharetini, gücünü hafife almak ve yalnızca hatalarına bakarak seçimi kaybedeceği varsayımı gerçekçi ve yeterli değil. Yine Macaristan’dan alınacak asıl derslerden birisi, iktidarın hataları, popülist otoriter politikalarına itirazın tek başına yeterli olmaması.
Merak ediyorum, gerçekten Türkiye muhalefetinin partileri, liderleri Macaristan’da ne oldu ne olamadı, neden olamadı üzerinde düşünüyor, kendi stratejilerini o gözle yeniden değerlendirme ihtiyacı duyuyorlar mı?
Her şeyden önce Macaristan ile Türkiye sosyolojisi farklı. Tek benzerlik popülist, otoriter yönetim biçimleri. Bir başka benzerlik orada da altılı muhalefet ittifakı, ikili iktidar ittifakı olması. Ama unutmayalım ki 2010’da Orban Macaristan’da iktidara geldiğinde işsizlik yüzde 11 iken 2020’de yüzde 4.3’e düşmüş, enflasyon yüzde 4.3 iken 2020’de yüzde 3.3’e gerilemiş, kişi başı gelir 13 bin 100 dolarmış 2020’de 15 bin 900 dolara yükselmiş. Yani Orban popülist, otoriter ve keyfi davranan bir lider ama ekonomide de bazı şeyleri başarmış. Bizdeki ekonomik durum ise büyük bir enflasyon ve işsizlik sarmalına, insanların kazanımlarını, pozisyonlarını kaybettikleri derin bir yoksullaşmaya dönüşmüş durumda.
Her iki ülkenin küresel dinamiklerden etkilenme kapasiteleri yüksek. Ama Türkiye, Macaristan’dan farklı olarak küresel ekonomik ve siyasal bölüşüm kavgasının hem sahnesi hem öznesi. Öte yandan Macaristan da Avrupa Birliği ülkesi olması nedeniyle AB’nin tüm risk ve fırsatlarından doğrudan etkileniyor.
Pandemi süreci de Ukrayna krizi de popülist liderlerin bizatihi yeni sorunların kaynağı olduklarının anlaşılmasını sağladı. Ulus devletlerin ve popülist hareketlerin güçlendiği bir dönemin sonunda aslında problemlerimizin ne denli küresel olduğunu, küresel problemlerin çözümlerinin de küresel olması gerektiğini anladık. Kendiliğinden ve hoyratça gelişen küreselleşme yerine şimdi gerçek küresel kurumların, kuralların ne olması gerektiği tartışılıyor. Bu arayışlar, tartışmalar, iş birlikleri ve çözümler sayesinde insanlık daha hızlı bir değişim sürecine girecek. Tıpkı 2. Dünya Savaşı sonrasındaki arayış ve ekonomik, siyasi, sosyal sıçrama gibi yeni bir sıçramanın eşiğindeyiz.
Ama henüz büyük dönüşümün liderleri ve politikaları ortada olmadığı için dünya krizlere doğrudan müdahale yerine, krizin sürece etkisi üzerinden bakıyor. Yani bugün dünya Türkiye veya Macaristan’da ne olduğuna, kimin ne yaptığına bakmıyor, buralardaki olası krizlerin bu değişimi nasıl etkileyeceğine bakıyor. O nedenle AB, üyesi olduğu halde Macaristan’daki demokrasiyi zorlayan uygulamalara açıktan karşı çıkmıyor.
Türkiye muhalefetinin bunun ne kadar farkında olduğundan emin değilim. Ama Ukrayna krizi nedeniyle Türkiye’yi ziyaret eden hiçbir siyasetçi muhalefet aktörleri ile temas kurmuş, onların fikrini merak etmiş değil. Demek ki hala Batı ülkeleri siyasetçi ve yöneticilerinde muhalefetin seçimi kazanacağına dair bir kanaat oluşmuş değil. Nasıl olsun ki, muhalefetten hiç kimse dünyanın gidişatı ve Ukrayna meselesinde Türkiye’nin pozisyonuna dair bir tutum, vizyon açıkladı mı?. Hatta cumhurbaşkanlığı adaylığı için açık veya örtük arzu ve niyeti olanların da gidişata dair bir vizyonunu, kanaatini, önerisini duyan oldu mu?
Dolayısıyla muhalefetin birinci ve derin açmazı henüz dünyanın gidişatı, o gidişat içinde Türkiye’nin pozisyonu üzerine bir vizyonunun olmaması. Kastettiğim emekli diplomat parti sözcüleri üzerinden mahcup bazı açıklamalar değil, bir dünya vizyonu sahibi olmak. Bu vizyon seçmeni ikna etmek için değil, etkilenenleri etkileyen aktörleri ikna etmek, ülke için dünyanın olası yeni sıçramasında bir fırsat aralığı oluşturmak ve küresel muhalif hareketlerle, iklim ve çevre hareketiyle, küresel yoksullukla mücadele, emek hareketiyle, göçmen hakları hareketleriyle karşılıklı beslenme imkanlarını yaratmak için gerekli. Yerel muhalefetin küresel muhalefet ve yeni arayışlarıyla karşılıklı beslenmesi gibi bir konu henüz ne partiler de ne de aday adaylarında var. Çünkü zihni bir bariyer var. Partiler ve aktörler, toplumun milliyetçi ve muhafazakar, Batı’ya kapalı olduğu kabulüyle hareket ediyor. İktidarın kurduğu yerli ve milli kavramının dışına çıkmayı hala sakıncalı gören, iktidarın çizdiği aralık ve gündem içinde oyuna razı olan bir muhalif zihin hakim.
Muhalefetin ikinci büyük açmazı hala 28 Şubat mutabakatını gündeme getirememesi, toplumsallaştıramaması. 28 Şubat’ta altı liderin imzaladığı ilkeler manzumesi üzerine ben henüz herhangi bir partinin toplantısını, konferansını görmedim. Partiler bu mutabakattaki ilkeleri kendi parti kurullarına, örgütlerine, il ve ilçe başkanlarına anlattılar mı, seçmene o ilkelerin ne anlama geldiğini anlatma çabasına girdiler mi, emin değilim. O zaman beklentileri bir arada durmanın yeterli olduğu belki de. Ama işte Macaristan örneği gösteriyor ki bir arada olmak, tek aday çıkarmak yetmiyor. Eğer bir aradalığın gereğini, amacını, içeriğini doğru içselleştirip, doğru anlatmıyorsanız bir arada olmanın anlamı yalnızca yüzde elli artı bire ulaşmak olarak kalıyor. En azından seçmen böyle kodluyor. Bu algı güçlendikçe de muhalefet ittifakının handikapı “güçlü, otokratik lideri ancak altısı bir araya gelince yenebileceklermiş” görüntüsünün içine sıkışmak oluyor. Bu algı ise muhalefetin değil iktidarın lehine bir duygusal ve zihni atmosfer üretiyor.
Macaristan’daki gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşamak hala mümkün görünüyor. “Türkiye Macaristan’a benzemiyor ki” kanaatine sığınmak mı “yeniden her şeyi düşünsek mi” seçenekleri arasında muhalefetin hangisini seçeceğini göreceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025