Bekir AĞIRDIR
Son yıllarda sıkça kullanılıyor “akil adamlar”. Genellikle de siyasi sıkışmışlık içindeki sorunlar için önerilen bir yöntem olarak akil adamlar heyeti dillendiriliyor.
Kürt meselesinin geldiği noktada da tekrar gündemde. Peki, Kürt meselesinde ihtiyacımız akil adamlar ve akılları mı?
Kürt meselesinde bu topraklarda ve bu gök kubbe altında bilinmeyen ve söylenmeyen bir şey kaldı mı? Yaşanan tıkanmışlığın ve tırmanan ölümlerin, şiddetin nedeni bilinmeyen ve söylenemeyenler mi?
Bence değil. Tıkanmışlığın yaşandığı nokta iki ayrı seviyede: Birincisi zihni engeller veya zihin haritalarındaki çıkmazlar. İkincisi de siyaset yapma tarzında, dilde, kullanılan yöntemlerde.
Zihni engeller, zihni hatalar, yanlış ön kabuller üzerine sıkça yazdım. Ama bugünkü tıkanıklık siyaset tarzlarında. Siyaset tarzları üzerinden bakılınca, hiçbir siyasi aktörü dışarıda bırakmaksızın, genel olarak siyasi aktörlerin hepsi ve devlet denilen mekanizmayla, devlet bürokrasisi hem örgütsel hem de psikolojik tıkanma yaşıyor.
Her aktör kendi içinde çatlamış durumda: çözümü barışçı yollardan düşünen ve arayanlar ile çözümü ötekini yenmek üzerinden düşünen ve arayanlar. O nedenle hiçbir aktör, net ve bütüncül bir çözüm önerisine sahip değil. En azından ben hiçbir aktörün bütüncül ve net bir çözüm projesini görmedim, okumadım. Bu ikili yapı nedeniyle, her bir aktörün her bir adımı ikircikli. O nedenle her aktör kendi içinde yeniden düşünmek, tüm örgütsel gücüyle arkasında durabileceği yeni bir çözüm projesi üretmek zorunda.
Akil adamlar denilen kişilerin, kendilerinin doğrudan dahil olmadığı veya üyesi olmadığı bir siyasi oluşumun beklenen zihin berraklığına kavuşmasına doğrudan katkısı olamaz. Olması da beklenmemelidir.
Siyasi aktörlerin psikolojik tıkanıklığının son bir yıldır yaşananlarda daha fazla ağırlıklı olduğunu düşünüyorum ben. Herkes kendi pozisyonuna ve fikrine aşık. Kimse, meselelerin değişen dinamiklerini, kendi örgütsel ve ideolojik yapılanmaları içindeki değişimleri ve kırılımları, yaşanan süreçleri ve bu süreçlerin meselelerdeki, psikolojilerdeki sonuç ve etkilerini dikkate almıyor.
Mesele, karşıdaki ve öteki üzerinden düşünülüyor, konuşuluyor. Böyle olunca da her bir farklılık en hafifinden sonuçsuz münazara, en ağırından şiddet ve ölümlere kilitleniyor.
Ülkede genel olarak yaşanan iktidar yandaşlığı ve karşıtlığı kutuplaşması, Kürt meselesi gibi bu ülkenin en önemli ve ağır meselesinde bile açık veya örtük zihni esaret üretiyor.
Her aktör, aynalar ve kameralar karşısında kendi kendine ürettiği siyasi şehvete teslim olmuş durumda.
İşte bu noktada, farklı fikir ve ideolojileri olsa bile, “biz” diyebilen, münazarayı değil, konuşmayı esas alan kişilerin oluşturabileceği diyalog zeminleri iyi örnekler üretebilir. Bir tane de değil, birçok diyalog zemini oluşabilmesi iyi örneklerin çoğaltılmasını sağlayabilir.
Gücünü ve meşruiyetini “bilmelerinden”, “bildikleri varsayımından”, atanmalarından, bilindik olmalarından değil, konuşabilmelerinden, diyalog hünerlerinden alan birçok gruba birden ihtiyaç var.
Yazıp imzalamalarla değil konuşmalarla, protest açıklamalarla değil önerilerle, kimlik siyasetlerinin içinden hak talepleriyle değil ortak yaşamın kurallarının ne olacağına odaklanmayla, karşıdakilere nutuklarla değil içinden geldiklerine dönük serinkanlı ve dönüştürücü cümlelerle yeni siyasi iklime katkıda bulunulabilir.
Eğer bu tespitlerim doğru ise akil adamlara değil temas ve diyalog gruplarına, temas ve diyalog için de yeni yol, yöntem ve dil üretmeye ihtiyaç var. Belki böylesi yöntemler ve yeni dil, siyasi aktörlerin kendilerini rehin ettikleri yollardan makas değiştirebilmelerine olanak tanıyacak zeminleri yaratabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025