Bekir AĞIRDIR
Toplumda birçok fay hattı beraber çalışıyor. Türk-Kürt, Sünni-Alevi, siyasal İslamcı- endişeli modern gerilimleri giderek gündelik hayatta hayat tarzları kutuplaşmasına dönüşüyor. Elbette bu kutuplaşmaların çoğaltıcısı Ak Parti yandaşlığı – Ak Parti karşıtlığı eksenindeki siyasal kutuplaşma.
Bugün “KONDA Barometresi Kutuplaşma Endeksine” göre bu siyasal kutuplaşma toplumun üçte ikisine yakın bir kesimini sarmış durumda. Ne tartışırsak tartışalım, hangi yasal düzenlemeyi konuşursak konuşalım toplumun üçte biri bir tarafta, üçte biri diğer tarafta kategorik pozisyon alıyor.
Yaşanan siyasal kutuplaşma siyasi zeminde de gündelik hayatta da gri alanları, ilişki ve uzlaşma zeminini küçültüyor. Giderek toplum iki uca yığılıyor ve kristalize oluyor. Hemen her siyasi mesele Ak Parti yandaşlığı – karşıtlığı ekseninin ürettiği gerilimin gölgesi altında düşünülüyor, konuşuluyor.
Bu büyük akıntının yanı sıra başka dip dalgalar da var ve bu dip dalgalar giderek daha büyük bir dalgalanmayı yaratma potansiyeli taşıyor.
2010’a kadar geçen 8 yıllık Ak Parti iktidarı döneminin ekonomik başarısı ve bazı alanlarda devleti dönüştürücü hamleleri toplumdan destek buldu. Bu desteğin zirve noktası da 12 Eylül 2010’da yapılan referandum oldu.
Toplum 2011 seçimlerine giderken, ekonomik büyümenin, kamu hizmetlerindeki iyileşmelerin ardından siyasal ve hukuksal değişimlerin beklentisi içindeydi. Yeni anayasa talebinin tüm partilerce sahiplenilmesini dayatan da toplumdaki bu beklentiydi.
2009’da başlayan küresel ekonomik krizin ima ettiği tüm ekonomik risklere karşın toplum Ak Parti’ye desteğini sürdürdü. Toplumun yarısı Ak Parti’nin meseleleri yönettiğini, artık devletin, yönetimin, hukukun değiştirebileceğini düşünüyordu.
Son bir buçuk, iki yılda Ak Parti siyasi meselelerde aksamaya, tıkanmaya başladı. Özellikle Kürt meselesi başta olmak üzere siyasi meselelerde “acaba Ak Parti de mi bu meseleleri çözemeyecek” duygusu kendi tabanında bile gelişmeye başladı.
Yaşanmakta olan siyasal kutuplaşma bu sorunun daha yüksek sesle sorulmaya, tartışılmaya başlamasını engellemiş oldu. En azından geciktirdi.
Bu süre içinde Kürt meselesinin terör ve güvenlik boyutunda yaşanan yükselme, ölüm sayılarındaki artış, önce Uludere daha sonra Şemdinli ve Gaziantep olayları hem Türk-Kürt gerilimini artırdı hem de Ak Parti yandaşlığı-karşıtlığı gerilimini.
Fakat gelişmekte olan Suriye meselesi, Suriye’deki iç çatışmanın Türkiye’yi etkileme potansiyeli ve kapasitesi bir anda toplumun başka bir duyarlılığını (belki de travmasını) harekete geçirdi.
Bu toplumun var olma, yaşamını sürdürme içgüdüsü son derece yüksek. Bu bağlamda savaştan, savaş riskinden kaçınma duygusu da son derece yüksek. Toplumsal gururu önemsiyor ama o gurur için dövüşmeyi istemiyor.
Suriye ve PKK meseleleri bu denli iç içe olunca ya da toplumda iç içe algılanınca toplumun tüm duyargaları şimdi harekete geçti.
İki yıl önce küresel ekonomik krize karşın ülke yönetiliyor ve risk yok algısı yaygınken, şimdi toplum enflasyon veya işsizlik rakamlarındaki bir puan artış veya eksilişe kulak kabartmaya başladı. Toplumsal psikolojiye etkisi açısından bir yıl önce Güney Doğu’dan gelen ölüm haberiyle bugünkü arasında önemli bir fark var.
Toplumun ağrı eşiği düştü. Şimdi her haberin, olayın, gerilimin, riskin, ölümün karşılığı var artık. Tüm duyargalar, seziler, kaygılar, korkular harekete geçti.
Bu duygusal değişikliğin radikal tercih ve karar değişikliklerine dönüşeceğini söylemek henüz mümkün değil. Gündelik dilden söylersek, toplumun önemli bir kesimi arabasını emniyet şeridine aldı, dörtlüleri yaktı, bekliyor.
Yeniden ülkenin geleceğine dair bir güven ortamı oluşur mu, yoksa tercih, karar, kavşak değişikliği gelebilir mi? Bu soruya cevap verebilmek hele bugünkü siyasi aktörler ve siyaset zemini üzerinden öngörüde bulunabilmek zor. Ama önümüzdeki üç yıl ve yapılacak üç seçim, ülkenin meselelerini siyasetin yönetip yönetemeyeceğini olan inancın ve güvenin de sınanması olacak.
Not: NTV’de her Çarşamba saat 22:15’te Oğuz Haksever’le beraber Pandoranın Kutusunu aralayacağız ve memleket ahvalini sizlerle paylaşacağız. Bekleriz efendim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025