Bekir AĞIRDIR
Gündelik hayatın ritmi değişti, hızlandı. Daha karmaşık, daha hızlı bir gündelik hayat var artık. Üstelik hayatın içinde hem aktörler çeşitlendi ve çoğaldı, hem karar odakları. Hangi aktörün, hangi amaç ve dürtülerle aldığını bilmediğimiz kararlar gündelik hayatımızı doğrudan etkiliyor.
Böylesi bir ritm ve karmaşıklıkta geleceğe dönük olarak iki unsur hem davranışlarımızı hem de zihin haritalarımızı değiştiriyor. Birincisi, bu karmaşıklık içinde yarın ne olacağı, neyle karşılaşacağımız eskisi kadar kestirilebilir, bilinebilir değil. Bu kestirilemezlik her bireyde endişe duygusu yaratıyor, az veya çok. Bu endişe duyguları giderek korkulara ve paranoyalara dönüşüyor. Bu korkular ve paranoyalar üzerinden de ayrı bir manipülasyon ve politika üretme alanı açılıyor.
İkincisi kendini güvende hissetme ihtiyacı, güvenli alanlar yaratma ihtiyacı artıyor. Bu ihtiyaç teknolojiden devlet politikalarına kadar hem bireysel hem de ülke hayatı bakımından bir dizi yeni alan açıyor.
Bilgisayarların ekran koruyucu şifrelerinden antivirüs yazılımlara kadar teknolojiyle ilişkili tüm uygulamalarda kendimizi ve bilgilerimizi koruma amaçlı teknikler gelişiyor. Evlerde çelik kapılardan, kameralı koruma sistemlerinden, bina girişlerinde güvenlikçilerden, sitelerin etrafındaki yüksek duvarlara kadar bir çok koruyucu önlem sıradanmış gibi geliyor artık.
Tüm bu endişe ve güvenlik ihtiyacı bireysel hayat kadar ülke hayatını, toplumsal hayatı da etkiliyor. Neredeyse sokaktaki tüm binaların dış koruma kameralarından, yerel veya ulusal yönetimlerin döşediği elektronik kontrol sistemlerine, haberleşme veya bankacılık sistemlerinin güvenlik ihtiyaçlarından şehirlerin güvenlik ihtiyacına kadar hemen her yeni uygulama ile tüm bir hayat izlenmeye ve korunmaya çalışılıyor.
Bir yandan daha iyi ve hızlı hizmet için tüm nüfus, adres, sağlık, eğitim, adalet, bankacılık bilgi ve sistemleri gelişiyor, yayılıyor. Bu sistemlerin doğal sonucu olarak her birimizin her türlü bilgisi ve hareketi bir yerlerde kayda girmiş oluyor. Öte yandan bu sistemlerin ve bilgilerin güvenlik ihtiyacı artıyor.
İzleme mi, koruma mı?
Paradoks da tam bu noktada başlıyor. Hem daha iyi ve hızlı hizmet için bu sistemlere ihtiyacımız var hem de bilgilerimizin ve hayatımızın güvenliğine. Çünkü bu devasa sistemler bireylerin kontrolünde değil kamu otoritelerinin ve devletin kontrolünde.
Bir yandan hırsızdan, uğursuzdan korunmak için kameralara ihtiyaç var öte yandan o kameralar aracılığıyla tüm hayatımızın her bir saniyesi kayıt altında. Bir yandan kredi kartıyla simit bile alabilmekten mutlu oluyoruz, öte yandan her bir hareketimiz, ne yiyip ne içtiğimiz, nereden neyi satın aldığımız, tüm bir hayat örgü ve tercihlerimiz kayda alınmış oluyor.
Sorun da bu noktada başlıyor. Birincisi bu bilgiler nasıl korunacak ve saklanacak. İkincisi bu bilgiler nasıl kullanılacak.
Devlet aygıtı binlerce yılın becerisiyle yeni alana da uyum sağlayıp, hayatı ve vatandaşı denetlemek için yeni politika ve uygulamalar geliştirmek konusunda oldukça mahir.
Elektronik iletişimi, telefonları izlemek ve dinlemekten başlayarak, görünür amacı güvenliğimiz olan bir dizi uygulama hem yaygınlaşıyor hem de güvenlik ihtiyacımızdan meşruiyet üretiyor. Maillerimizden telefon konuşmalarımıza hemen her bir iletişimimiz bir yerlerde kayda alınmış, yığın bilgiler hâlinde biriktiriliyor. Devlet ve hükümetler görünürde haklı gerekçelerle bu iletişim bilgilerine ulaşabiliyor, izleyebiliyor, geriye dönük inceleme yapabiliyor.
Benzer mesele adreslerimizden, mali bilgilerimizden sağlık kayıtlarımıza kadar hemen her alan için geçerli.
Konforu genişletmeyi de sürdürmeyi de istiyor muyuz?
O zaman iki önemli soru ortaya çıkıyor. Birincisi, hangi kamu görevlisi ve kurumu, hangi bilgilerimize, hangi gerekçelerle bakabilir, kullanabilir? Güvenlik ihtiyacımız ile bireysel özgürlüklerimiz arasındaki sınırı, kim, hangi gerekçeyle çizecek?
İkinci soru, farklı yerlerde (nüfus idarelerinde, hastanelerde, dükkânlarda, lokantalarda) oluşan bu bilgiler nerede biriktirilecek, hangi noktalarda birbirleriyle ilişkisi kurulacak, bu bilgi yığını hangi kurum ve kurallar ile güvenlik içinde korunacak?
Bırakın büyük, skandal siyasi örnekleri, düşünün ki kritik bir sağlık bilginiz iş başvurunuzda önünüze gelebilir. O sağlık bilginizin ortalığa dökülmesi sizin toplumsal aidiyetiniz, itibarınız ve hayatınız için çok önemli bir şey de olabilir.
Toplumsal hayatın güvenliği için gerekli istisnai güvenlik amaçlı uygulamalar, giderek yaygın ve standart uygulamalar hâline dönüşüyor. Korunmaya çalışırken özgürlüklerimiz daralıyor.
Günümüz insanının önemli bir sorunu da bu noktada başlıyor: Güvenlik uygulamaları arttırılarak mı özgürlüklerimiz korunabilir? Ya da özgürlüklerimiz genişletilerek mi güvenliğimiz sağlanabilir?
Dengeyi nerede ve nasıl kuracağız? Bu dengeyi hangi kurum ve kurallarla nasıl sürdürülebilir kılacağız?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025