Bekir AĞIRDIR
Çözüm süreci, Suriye, üçüncü havaalanı ihalesi gibi tartışmaların gölgesinde hükümet nükleer santrallerin yapım sözleşmesini imzaladı. Bu gürültü içinde nükleer enerji meselesi de yeterince tartışılmadan arada kaynatılmış oldu.
Ülkenin ekonomik gelişmesi, enerji ihtiyacı gibi oldukça kapsamlı bir tartışmayı hak eden nükleer enerji meselesi de siyasal kutuplaşmanın ruhi ambargolarına kurban edildi.
Üstelik hala ve yeterince toplumun nükleer enerjiye bakışı da konuşulmadı. Bir yandan da siyasal kutuplaşmalar, pozisyonlar dışından bakıldığında toplumun ve gündelik hayatın içinde çevre meseleleri giderek ağırlık kazanıyor.
Hidroelektrik santraller kurulması, nükleer enerji santrali kurulması, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) hakkında yasal düzenlemeler ya da boşluklar, geri dönüşüm, denizlerde balıkların azalması, tüketim artışının doğaya etkisi, küresel ısınma… Çevre sorunlarına dair bilinç son yıllarda arttıkça, bu tür konulardaki tartışmalar da oldukça hararetleniyor.
Greenpeace, TEMA gibi çevre kuruluşlarının bu konularda mücadele verdiğini, Karadeniz’de yaşadıkları vadiye hidroelektrik santrali kurulmasını istemeyen veya Ege’de sahillerine balık çiftliklerinin kurulmasını istemeyen köylülerin bu alanlarda mücadele verdiğini biliyoruz. Ancak, çevre bilinci toplum geneline ne kadar yayılmış durumda? Acaba kendini çevreci olarak tanımlamayan ya da kendi yakın çevresinde bir tehdit hissetmeyen sade vatandaş çevre konularında ne düşünüyor? Çevre deyince ne anlıyor? Çevre bilinci varsa dahi, bu bilinç gündelik hayatındaki davranışlarına ne şekilde yansıyor?
Toplumdan bakılınca, toplumun çevre sorunu konusunda ne kadar bilgili ve bilinçli olduğu, çevre sorunları konusundaki görüşleri ve gündelik hayatta çevre sorunun çözülmesine yönelik davranışları gibi farklı boyutlardan meseleye yaklaşmak gerekiyor.
Elbette 2013 Türkiye’si toplumunun gündelik hayattaki şu iki karakteristik davranış biçimini unutmadan toplumun nükleer enerji ve çevre meselelerine bakışını anlamaya çalışmalıyız. Birincisi toplum bireysel hayatı ile ülke hayatını ayrıştırarak, iki ayrı düzlemde ve iki ayrı zihin dünyasında yaşıyor. İkincisi, toplumun değerleri, doğru bildikleriyle gündelik hayat pratikleri arasında kayda değer bir boşluk var.
Bu iki davranış ve düşünüş biçiminden dolayı sade vatandaşların gündelik hayattaki çevreye karşı özensiz davranışları, toplumun çevre bilincini, farkındalığını açıklamaya yetmiyor.
Toplumun hayatta kalma, hayatını sürdürme güdüsü ve iradesi o denli güçlü ki çok bilgi sahibi olmasa bile duyguları ve sezgileriyle tehlikeleri hissediyor.
KONDA Barometreleri araştırma dizisinde “çevre bilinci ve farkındalığı” konulu Şubat’2012 araştırmasının iki temel bulgusunu aşağıda görüyorsunuz.

Toplumun üçte ikiye yakını nükleer enerjiye de HES’lere de karşı çıkıyor. Her hafta sonu yeniden, yeniden referandum yapsak ve toplumun fikrini alsaydık, tüm kutuplaşmaların zihni ve ruhi ambargolarına karşın yine de toplum nükleer enerjiye “evet” demeyecekti.
Bu savımı dayandırdığım, toplumun çevreye dair tutumunu açıklayan bazı bulgulara da yarın değineceğim.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Dünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek?
2.03.2026 - Kutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak?
23.02.2026 - Gülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı mı?
16.02.2026 - Yakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek
9.02.2026 - Türkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu
2.02.2026 - Yalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağlarını nasıl onaracak?
26.01.2026 - Yılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araştırmalar ne söylüyor?
19.01.2026 - Toplum değişmek istiyor mu, Kürt meselesinde açılım neden hep aynı yerde tıkanıyor?
12.01.2026 - Araştırmalarla Kürt meselesi: Kutuplaşmanın niteliği artık ideolojik değil, duygusal
5.01.2026 - Türkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet?
29.12.2025
Yazarlar
-
Cihan Tuğalİran rejimi ve antiemperyalizm 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdalete güven... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAmerikan PDY’si 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuYangının ortasında… 13.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTerörsüz Türkiye’ye adalet yakışır 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünyanın en büyük terör örgütü 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasYerli ve milli füzelerimiz nerede? 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYBarbarlık Çağında Savaşlar Kaçınılmaz 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN15 Yaşındaydı… 12.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİranlılar neden rejimi devirmek için ayaklanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları



























Ad Soyad Giriniz...
Eh, insan bu kadar az zamanda bu kadar çok yalan söyler ve tahrifat yaparsa, ipin ucunu kaçırır tabii..
Ad Soyad Giriniz...
http://www.agos.com.tr/makale.php?seo=torosyandan-ote-yol-var&detay=355
ada ne gerek
http://www.agos.com.tr/makale.php?seo=torosyandan-ote-yol-var&detay=355