Bekir AĞIRDIR
Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin (hYd) Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) üzerine yürüttüğü kapsamlı çalışmanın bir parçası olarak KONDA tarafından Diyanet’e dair toplumsal algı, memnuniyet ve beklentiler araştırması yapıldı ve geçen hafta bulgular kamuoyuna açıklandı. Araştırmanın tüm raporuna hYd ve KONDA’nın web sitelerinden ulaşılabilir. Araştırmanın saha çalışması 11-12 Ekim 2014 tarihlerinde, Türkiye’deki 18 yaş üstü yetişkin nüfusu temsil eden, 32 ilin merkez dâhil 112 ilçesine bağlı 150 mahalle ve köyünü içeren bir örneklem içinde, 2627 kişiyle hanelerinde yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi.
Diyanet’in varlığı
Toplumun dörtte üçü (yüzde 77) Diyanet’i “İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarına dair işleri yürüten bir kurum” olarak görmektedir. Dörtte bire yakın (yüzde 23) bir kesim ise Diyanet’i “devletin dini hayatı kontrol etmek ve yönlendirmek için kurduğu siyasi bir kurum” olarak değerlendirmektedir.
DİB’in varoluşunu, fonksiyonunu tanımlayan yasal tanım toplumun dörtte üçü tarafından içselleştirilmiş görünürken, toplumun dörtte birinin bu tanıma itirazı vardır ve DİB’in varlığını siyasi temelli görmektedir.
Araştırma bulgularına göre toplumun yüzde 72’sine göre Diyanetin varlığı laikliğe aykırı değildir. Yine benzer biçimde toplumun yüzde 77’sine göre Diyanet’in varlığı din ve vicdan hürriyetine de aykırı değildir. Diyanet’in varlığının laikliğe aykırı olup olmadığı konusundaki kanaat yaş ve eğitim kümelerine ve hatta hayat tarzı farklılıklarına göre radikal bir değişiklik göstermemekte ve esas itibariyle tüm kümeler “DİB varlığı laikliğe aykırı değildir” noktasında dolaşmaktadır. DİB varlığına bakıştaki radikal farklılaşmalar din/mezhep aidiyeti, dindarlık seviyesi ve siyasi tercihe göre oluşmaktadır.
DİB’in yasal tanımı olan din ve ibadete dair işleri yürüten kurum olma algısından yola çıkarak da toplum DİB’in güncel siyasete bulaşmaması beklentisine sahiptir. Nitekim “Diyanet İşleri Başkanı gündemdeki siyasi meselelere dair yorumlar yapabilir” fikrine onay verenler yalnızca yüzde 33 oranında, karşı çıkanlar ise yüzde 49 oranındadır. Benzer biçimde “Diyanet’in açıklamalarıyla Kürt meselesinin çözüm sürecine katkısı olduğunu düşünüyorum” önermesini onaylayanlar yüzde 36 oranında, karşı çıkanlar da yüzde 39 oranındadır.
Toplum Diyanet’i yalnızca din ve ibadet işleri yürüten bir kurum olarak algılamakta ve konumlamakta, hizmetleri bu kapsamda değerlendirmekte, beklentilerini bu noktadan hareketle biçimlemektedir.
Yeterlilik ve memnuniyet
Toplumun üçte ikisi (yüzde 66) DİB’in hizmetlerinden “memnun” görünürken, yüzde 57’si de hizmetleri “yeterli” görmektedir. Yüzde 18’lik bir kesim hizmetlerden “memnun değilken”, yüzde 24’lük bir kesim de hizmetleri “yetersiz” görmektedir. Sünni inanca mensup olanların, memnuniyet ve yeterlilik açısından Diyanet konusundaki değerlendirmeleri olumluyken, Alevilerin memnuniyet ve yeterliliğe dair değerlendirmeleri olumsuzdur.
Diyanet’e güven, yeterlilik ve memnuniyet notundan bir nebze daha yüksektir. Diyanet’in fetva ve açıklamalarına güvenenler yüzde 72 oranında iken oranındayken, kanaati belli olmayanlar yüzde 16 ve güvenmeyenler yüzde 12 oranındadır.
Buna karşılık Diyanet hizmetlerinde tarafsızlık ya da ayrımcılık konusu sorgulandığında memnuniyet, yeterlilik ve güven değerlendirmelerinin oldukça gerisinde olan bir tablo ortaya çıkmaktadır. Diyanet’in tarafsız davrandığını düşünenler yüzde 50 oranındayken nötr düşünenler yüzde 28 ve olumsuz düşünenler ya da taraflı davrandığı algısına sahip olanlar yüzde 22 oranındadır.
Alevilerin DİB’in tarafsız olup, olmadığı, hizmetlerinde ayrımcılık yapılıp yapılmadığına dair algıları olumsuzdur. Ak Parti seçmenleri arasında daha kuvvetli olmak üzere, Ak Parti ve MHP seçmenlerinde bu algı pozitif, CHP ve HDP seçmenlerinde negatiftir.
“Çevrenizde sizin ihtiyacınız açısından cami/cemevi/kilise sayısı yeterli mi?” sorusuna yüzde 71 oranında “yeterli” cevabı alınırken, yüzde 17 oranında “yetersiz” cevabı alınmaktadır. Alevilerin yarıya yakını ise ibadethaneleri yetersiz bulduğunu belirtmektedirler.
Bu bulgular üzerinden bakıldığında toplumun yarısından fazlasının ve bazı konularda dörtte üçe yakın bir kesiminin DİB’in hizmetlerinden yeterlilik, memnuniyet, güven ve ayrımcılık bakımından olumlu bir algıya sahip olduğu söylenebilir. Öte yandan toplumun üçte bir ile dörtte bir dolayındaki yabana atılmayacak büyüklükteki bir kesiminin ise DİB’e bu konularda eleştirel ve olumsuz baktığı da dikkat çekmektedir.
DİB ve kadınlar
Nitekim bu eleştirel bakış kadınlara dair konularda daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bir başka deyişle Diyanet’e dair olumlu görünen genel değerlendirmeler konu kadınlar olduğunda değişmektedir.
“Diyanet vatandaşlık temelinde, kadın-erkek eşitliğini destekleyen hizmetler veriyor” kanaatinde olanlar yüzde 53 oranında; “Diyanet’in kadın görevlilerinin sayısı artırılmalıdır” fikrinde olanlar yüzde 71 oranında; “Camilerde kadınlara ayrılan yerler yetersizdir” fikrinde olanlar yüzde 56 oranında; “Cuma namazında camilerde kadınlara yer ayrılmalıdır” cümlesini doğru bulanlar yüzde 48 oranındadır.
DİB ve Aleviler
Kanımca araştırmanın en önemli bulgusu, toplumdaki DİB’in yapılanmasında ve hizmet yelpazesinde çoğulculaşma talebinin çok belirgin biçimde gözleniyor olmasıdır.
Toplumun yüzde 53’ü DİB’in “Müslümanların yanı sıra diğer dinlere de hizmet vermesini”, yüzde 34’ü “Aleviler dahil tüm Müslümanlara hizmet vermesini” savunmakta, yüzde 13 gibi çok küçük bir küme “yalnızca Sünni Müslümanlara hizmet vermeli” demektedir.
Aleviler arasında Diyanet “yalnızca Sünni Müslümanlara hizmet vermeli” fikrinde olanlar yüzde 12 oranında ve “Aleviler dahil tüm Müslümanlara hizmet vermeli” fikrinde olanlar yüzde 46 oranındayken, “Müslümanların yanı sıra diğer dinlere de hizmet vermeli” fikrinde olanlar yüzde 43 oranındadır. Bu oranlar daha çoğulcu bir Diyanet fikrine Alevilerin Sünni Müslümanlara kıyasla daha fazla destek verdiklerini göstermektedir.
Toplumun yüzde 41’i “Diyanet Alevilere de hizmet sunmalıdır” fikrine, yüzde 32’si “Diyanet’in Alevilere yalnızca hizmet sunması yetmez, yapısı değiştirilerek Alevilerin temsilcileri de yer almalıdır” fikrine, yüzde 27’si de “Aleviler için Diyanet benzeri ayrı bir kurum oluşturulmalıdır” fikrine destek vermektedir.
Alevilerin yüzde 45’i Diyanet benzeri ayrı bir kurum talep ederken, yüzde 48’i Diyanet’in hem hizmetlerine Alevileri de kapsamasını, hem de Diyanet’te Alevi temsilcilerin yer almasını talep etmektedirler.
Toplumun yarıyı aşkın kesimi Cemevlerinin devlet tarafından ibadethane olarak tanınmasından yanadır (yüzde 52).
Toplumun dörtte üçü dolayında bir kesiminin Diyanet’in çoğulculaşmasını desteklediği söylenebilir.
Elbette araştırma kapsamında yukarıda değinmeye çalıştığımız seçme bulgulardan çok daha fazla soru ve bulgu vardır. Ama araştırma bulgularının tümüne bakıldığında şu kısa özet değerlendirmeyi yapmak mümkündür.
DİB’in hizmetlerinden genel olarak bir memnuniyet ve yeterli görme hali olmakla beraber toplumun DİB’in yapısı ve hizmetlerinde çoğulculaşma talebi de gözlenmektedir. Toplum hem Diyanet’in kadınlara verdiği hizmetleri yetersiz bulmakta, hem de kadınların hizmet verenler arasında daha fazla yer almasını talep etmektedir.
Yine DİB’in Alevilere de hizmet verir hale gelmesi ve hatta Alevi temsilcilerinde içinde olması konusunda da toplumda bir duyarlılığın ve çoğulculaşma talebinin olduğu da görülmektedir. DİB’in organizasyonuna ve işleyişine dair sorulan sorularda toplumun Diyanet’e sorgulayıcı biçimde baktığı gözlenmektedir.
Bulguların detaylarına inildiğinde ve bulgular demografik, sosyolojik, kültürel ve ekonomik farklılaşmalara göre analiz edildiğinde, Diyanet’te çoğulculaşmaya ve demokratikleşmeye dair destek toplumun tüm kümelerinde kayda değer seviyelerdedir. Toplumun büyük çoğunluğu Diyanet’i din ve ibadet işlerini yürütme görevi içinde görmekte, buna karşılık güncel siyasi meselelerin içinde görmek istememektedir.
Araştırmanın tüm bulguları bir arada kümeleme analizi yapıldığında dörtte üç ve dörtte bir şeklinde toplumdaki iki küme istatistiki olarak tanımlanabilir durumdadır. Büyük küme diğerine kıyasla bir nebze daha yaşlı, eğitimi düşük, daha muhafazakar hayat tarzları içinde, daha dindar görünmektedir. Bu iki kümenin hemen tüm demografik, sosyolojik ve kültürel özellikleri küçük veya büyük farklılıklar göstermektedir.
Büyük kümenin yüzde 92’si için DİB din işleriyle ilgili kurumken, küçük kümenin yüzde 37’sine göre DİB siyasi bir kurumdur. Demografik, kültürel ve siyasi farklılıkları yanı sıra DİB’in varlığını anlamlandırmakta bile bu denli farklı bakışa sahip iki kümenin Diyanet’in çoğulculaşması konusundaki talepler benzer oranlardadır.
Büyük kümenin yüzde 34’ü, küçük kümenin yüzde 32’si Diyanet’in Aleviler dahil tüm Müslümanlara hizmet vermesinden yanadır. Büyük kümenin yüzde 44’ü DİB’in Alevilere de hizmet sunmasını, yüzde 29’u DİB içinde hizmet yanı sıra Alevi temsilcileri olmasını savunmaktadır. Küçük kümenin yüzde 35’i DİB’in Alevilere de hizmet sunmasını, yüzde 38’i DİB içinde hizmet yanı sıra Alevi temsilcilerinin de olmasını savunmaktadır. Görüldüğü gibi DİB’in yapısında ve hizmetlerinde çoğulculaşma talebi DİB’e bakış ve değerlendirmelerde bu denli farklı iki kümede de benzer oranlardadır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTYatırım Var da, Ödenek Nerede? 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayDavos, jeoekonomi ve emperyalizm 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolPencereleri açmak 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de ateşkes, Türkiye’de çözüm: İki gerilim 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciPiyasalar seçime hazırlanıyor 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti’nin millet iradesine yabancılaşması… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSıra artık İran’a gelmişe benzer… 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBir devletin nasıl yönetildiği hapishanelerinden anlaşılır 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNSaatler yine savaşa kuruldu 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidarın seçim planı 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTrump çıpası ile yeni Gazze’ye doğru... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasGaribanın oyu… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Dünyada canavarlar zamanı! 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava Devrimi Tüm Dünya ve Kürdistan’ın Devrimidir... 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni bir dünya kuruluyor… 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALDış politikada yeni motto: Yurtta barış, dünyada barış, Suriye’de savaş… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKayıt dışı ekonominin büyüklüğü 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞTÜRK USÜLÜ “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ…” 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklide CHP in, Cumhur İttifakı out 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYalnız kalabalıklar, dijitalleştikçe daralan güven çemberi, kaleye dönüşen aile: Toplum, kopan bağla 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİsmet Özel: Bir dava adamının aktif nihilizmi 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞ“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi? 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm yolunda duygusal kırılmalar… 26.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
17.11.2025
11.11.2025