Berrin Sönmez

Gürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’
15.02.2026
18

Akın Gürlek iyi ki bakan oldu. Başsavcılık döneminde, terörle mücadele görevi üstlenen bürokratlara ekstra koruma kalkanı getirilen yasa nedeniyle adını anmak kolay değildi. Artık siyasi kişiliği resmiyet kazandığı için eleştiriye açık kimlik kazandığından başlıkta, metinde rahatça kullanabileceğiz ismini. Bakanlık yemini usule uygun duyulmadığı için metni tam ve doğru telaffuzla okuduğu şüpheli. Toplum geneline yayılan bu şüpheyi gidermek için mi ayağının tozuyla canlı yayına katıldı, bilinmez. Ancak yayın boyunca pek çok defa kullandığı soruşturma kelimesini sadece bir kere tam söylemesi ve çoğunlukla soruşma şeklinde kısaltarak kullanması, “şaibeli yemin” kuşkusunu en azından bende gideremedi. Zira bir kelimenin bir hecesini yemin sırasında yutmuş olması halinde o yemin usül gereği tekrar ettirildi ama duyulmadığı ve başkanlık divanı yerini almadan, ismi anons edilmeden kürsüye yönlendirilmesi gibi aksaklıklar nedeniyle kuşkuların giderilmesi bu haliyle mümkün değil. Kendisi benden daha iyi bilir ki yemin bir formalite değil hukuki bağlayıcılık getirir ve kişiye makamına özgü işlemleri için anayasaya bağlılık yönünden somut ve bireysel sorumluluk yüklendiğinin idrakinde olduğunu dünya aleme ilan etmek bakımından önemlidir. AKP iktidarında yeminlere bağlı kalındığını gösteren pratiklere tanık olmadığımız bir gerçek olsa da vicdanları ve zihinleri diri tutmak açısından her seferinde tekrar hatırlatmakta fayda var, alışmayı önler.

İçerik tartışmasına geçmeden önce neden Akın Gürlek ile canlı yayın yapıldığını anlamaya çalışalım. Kariyerini yargı bürokrasisi üzerine inşa etmiş bir insanın hakim cübbesini çıkarıp Erdoğan’ın tanımladığı şekilde “siyasi memur” olup Adalet Bakan Yardımcısı görevinde siyaset stajı yaptığı söylenebilir. Tekrar yargıya dönerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı görevine getirilmesi hayli tuhaf ve alışılmadık durumlardan biriydi. Gerçi hakimlik döneminde de farklı mahkemelerdeki gezintisiyle ünlüydü. Hangi mahkemede kritik bir siyasi dava olsa kendisi o duruşmalarda mahkeme başkanı olarak karşımıza çıkardı. Ülkede yargının siyasallaşması konusunda akla ilk gelen isimlerden birisi olarak bilinirdi ismi. Kendisini tanıyan ise pek azdı. Mesleki kariyerindeki hızlı yükseliş ve gidiş gelişler kendisini müstesna insanlardan biri olarak görmesine yol açmış olabilir. Kaldı ki bir de siyasi stajı var. Kendi ifadesiyle “çiçeği burnunda bakan” olarak kendisini ekranda toplum karşısına, deyim yerindeyse ‘görücüye çıkmaya” hazır hissetmiş olmalı. 

İBB davasının canlı yayınlanması

Yayının bir başka nedeni de kuşkusuz CHP ile bağlantılı. Aylardır Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere CHP’liler İBB dosyasının duruşmaları için ekrandan canlı yayın istiyordu. Toplumda 3 bin sayfalık iddianameye güven, iktidar tabanında bile çok zayıftı. Hiç değilse kendi tabanında güven algısı yaratacak bir yayın kararı, bu nedenle Beştepe’ye ait olabilir.

Çok geçmeden yarın, öbür gün iktidar kanadından birileri “Adalet Bakanı canlı yayında açıkladı” ifadeleriyle, henüz başlamayan duruşmanın canlı yayınlandığı gibi bir algı operasyonu yürütmeye kalkışırsa hiç şaşırmam. Diyeceğim o ki AKP iktidarında herkes iktidara karşı konuşurken ne istediğine çok dikkat etsin. “İstediler canlı yayınladık, onu da beğenmediler” minvalinde sözlerle CHP’yi tutarsız parti gibi gösterme çabasına tanık olabiliriz.

“Artık siyasetin yargısallaştığını söylemek gerek”

Yayının bütününe dair değerlendirme yapmak gerekirse izlerken zihnimde dönüp duran ve Ünsal Ünlü’ye ait bir yorumla özetlemek mümkün sanırım. Yayından çok önce Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevine getirilmesi üzerine yaptığı yayında “siyasetin yargısallaşması” temasını öne çıkarmıştı. Yargının siyasallaşması aşamasını geçtik. Artık siyasetin yargısallaştığını söylemek gerek.

Gündem yoğunluğu içinde bulanıklaşan hafızamızı biraz zorlayınca bu tanımı hak eden bir açıklamanın 5 Kasım 2025 günü Erdoğan tarafından dile getirildiğini hatırlıyoruz. Grup toplantısı çıkışında bir gazeteci Selahattin Demirtaş’ın tahliye ihtimalini sormuştu. Bir gün önce MHP grup toplantısında Bahçeli’nin sözlerine dayalıydı bu soru. İzlerken Erdoğan’ın cevabında -safiyane- dil sürçmesi olduğunu düşünmüştüm. Heyhat, olayların gelişimi bu sistemde temiz kalpliliğin hata payı ne kadar yüksek, gösterdi. Erdoğan, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili soruya, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı ne derse ona her zaman uyarız” demişti. Ben ise hukuk devleti yerine yargı ülkesi ifadesini, insani basit bir dil sürçmesi sanmıştım. Sistem öğretiyor. Her sözün, her uygulamanın altında bir bit yeniği, her kararın ardında bir art niyet aramak, bulmak ve bulguya dayalı karşı politika geliştirmek zorunlu imiş. Siyasetle değil yargı pratikleriyle yönetim aşamasına geçileceğinin habercisiymiş bu sözler. Ve sadece birkaç ay içerisinde bu adım tamamlanmış görünüyor. Çünkü söz konusu yayın soruları ve cevaplarıyla yargı ülkesi tanımını pekiştirdi. Tam bir jüristokrasi mi planlanıyor? yoksa yargıçların politikacılardan daha değerli görüldüğü bir oligarşiye evrilmek mi isteniyor? Hangisiyse artık istenen gerçekleştirildiği takdirde yargının politika ve politikacıya ihtiyacı kalır mı? Artık bunlar böylesi arkaik sisteme doğru yol alan iktidara dert olsun. Bize düşen hukuk devletinden, hukukun üstünlüğü ilkesinden vazgeçmemek.

Tutukluların avukat görüşmeleri

Yayında dikkatimi çeken sorulardan birisi iktidarın karın ağrısını dillendiriyordu: Tutuklular nasıl oluyor da sosyal medyada mesaj yayınlıyor, dışarıya yazı gönderebiliyor? Bakan cevaba başlamadan “eyvah” demiştim. Savunma hakkının kısıtlanmasına zemin hazırlayacak bir soruydu çünkü. Gürlek pası aldı ve hiç yumuşatmadan yargısal boşluktan söz etti ve hükümlülerin böyle bir olanağı olmadığını ama tutuklular hakkında 24 saat bile avukatlarıyla görüşme yapabildiğini belirtti. Bu konuda yasal düzenleme yapacağını açıkça ifade etti.

Bu ifadenin neresinden tutup eleştirelim. Bakan yasa yapmaz. Normalde yasayı Meclis yapar. Ancak ucube sistemde yasa sarayda yapılıp bakanlıklara ise sadece ara konak olarak kullanılır. Yasaya dair yapacağı tek iş lüzum görürse birkaç teknik detay üzerinde kalem oynatıp Meclis AKP grubuna iletmektir, yıllardır sistem böyle işliyor. Fakat milletvekilleri taslakları okumaya bile ihtiyaç duymadan imza attıkları taslak metni kendileri hazırlamış gibi kamuflaj işlevi üstleniyor. Şimdi soru şu; bakan ucube sistemin işleyişini mi bilmiyor yoksa artık yargı ülkesinde Adalet ve İçişleri bakanlıkları saray erkanına mı dahil edildi? Eleştirilecek diğer husus da bakanın kendi sözleriyle hükümlü ve tutuklu ayrımı yapmasına rağmen düzenlemeden söz etmesini tutuklunun savunma hakkını bile isteye kısıtlamayı planladığı anlamında mı değerlendirmeliyiz?

“İmamoğlu ve İBB çalışanları mahkemelerde yalnızlaştırılacak”

“Duruşma salonunda siyasi şov yapılıyor” ifadesiyle başlayan soru da iktidarın rahatsız olduğu konulardan birisini öne çıkarıyordu. Ve Akın Gürlek muktedirin gönlüne adeta su serpti. Bu durumlara karşı tedbir alınacağını, görüntü ve ses kaydı almanın yasak olduğunu belirtti. Duruşmaların TRT’den canlı yayınlanmasını bırakın bir kenara Ekrem İmamoğlu ve tüm İBB çalışanları mahkeme salonlarında savunmalarını yaparken yalnızlaştırılacak.

Nitekim Aziz İhsan Aktaş duruşmalarında bu yöntem prova edildi. Avukat ve izleyici kısıtının yanı sıra gazeteciler de başka bir salonda ekrandan izlemek zorunda bırakılmıştı. Benzer kısıtlamaları, belki daha fazlasını ana davada sergileyecekleri bu yayından anlaşılıyor. İmamoğlu’nu halkın hafızasından silmek istedikleri kesin ama başarabilecekleri meçhul.

“Sistemin açığını resmi ağızdan faş etti”

Yargısallaşan siyasetin ilk canlı yayınında bakan, 11. ve 12. yargı paketlerine de değindi. Meclise 11. Yargı paketinin sunulacağı duyurulmuştu ama 12. paketin içeriğinden henüz haber yoktu ama bakan ucube sistemin açığını bir kere daha resmi ağızdan faş etmiş oldu.

Oysa yıllardır AKP grup başkan vekilleri o yasa taslaklarını mecliste, kendi gruplarında hazırlanmış gibi gösterebilmek için cümlelerine ne taklalar attırıyorlardı. Siyaset stajı bitmemiş deyip geçelim. Bakan Gürlek’in yargı paketlerine ilişkin sözlerine ve bu konuda yöneltilen sorulara bir sonraki yazıda yer vermek niyetindeyim.

“Halka açık yargılama”

Yayına dair son notlarım şöyle olsun: Uzun yayının büyük bölümünde Akın Gürlek kendi sorumluluğundaki iddianameyi adeta duruşma savcısı gibi savundu. Tabii ki bu arada mahkemeye talimat verir gibi görünmek istemediğini defalarca belirtmek ihtiyacı duydu. Ama bu hukuki gereklilik onu iddianamesinin eksiksiz olduğu yönündeki savunmasından uzak tutamadı. İsim vermek istemiyorum dedi. Takip eden cümlesinde isimleri sıraladı. Bu arada birkaç kez Özgür Özel’i kendisini, ailesini, çocuklarını tehdit etmekle suçladı. İddianamedeki suçlamaların sadece gizli tanık beyanından ibaret olmayıp somut delillere dayandığını göstermek için HTS kayıtlarına dayandırdı iddiasını. Bankalardan alınılan hesap hareketleri kayıtlarını delil olarak topladıklarını belirtmeyi de ihmal etmedi.

Soruların ve cevapların kurgusu toplumda, CHP’de ve genel olarak muhalifler arasında sıklıkla dile getirilen “çok sayfalı iddianamenin zayıflığı” söylemine karşılık yapılan bir savunma duruşması gibiydi. İktidar tabanını ikna etmek için iddianamesini savunurken ise gerçekte yaptığı, açıkça işaret ettiği şey halka açık yargılamaydı. Henüz ana dava hakkındaki duruşmalar başlamadığı ve kendisi hali hazırda duruşmanın hakimi de olmadığı için yayın, mahkemesiz bir önyargılama eylemiydi. Ana davanın duruşmasına bir aydan az zaman kalmışken bu yayının bu şekilde kurgulanması maalesef mahkeme heyeti üzerinde baskı oluşturma potansiyeline sahip. Böyle bir yayın bilinçsizce kurgulanmış olamayacağı için yeni Bakan tarafından mahkeme yönlendirildi demek aşırı yorum sayılmaz.

Avukat ve Anayasa Hukuku alanında uzman olan Prof. Dr. Tolga Şirin ANKA Haber Ajansında yayınlanan konuya ilişkin makalesinde Akın Gürlek’in sözlerini hukuk diliyle değerlendirmiş. Eski başsavcının konuşmasında atıf yaptığı yasa maddelerine ilişkin hatalarını da teker teker açıklamış. Hocaya teşekkürlerimle sizlere iyi okumalar dilerim.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar