Berrin Sönmez
İYİ Parti özellikle iki “K” üzerinden çokça eleştirilmeyi hak ediyor. İlki Kürtler ve Kürt meselesinin çözümüne bakışı yetersiz kalmış. Eşitlik kavramını defalarca tekrar etmek, o eşitliğin nasıl kurgulandığını anlatmaya yetmiyor. İkincisi kadın hakları ve eşitlik mücadelesi alanında çok sorun var. Eşitlik mücadelesini görmezden gelir gibi kadın istihdamını iyileştirmek adına esnek çalışma modellerine, evde çalışma yöntemlerine beyannamede yer verilmesi, kadınlara hakaret gibi.
Önceki yazımda HDP halk buluşması için caddelerin trafiğe kapatılmayışına değinmiştim. Ertesi gün yapılan İYİ Parti toplantısı içinse neredeyse bütün yollar kapatılmıştı. Ulaşımı, erişimi en alt düzeyde tutabilecek kadar yüksek güvenlik(!) önlemiyle salona varabilmek mucizeydi desem abartmış olmam. Salonun karşısındaki Ankara Garı’nın otoparkı da kapalı olduğu için araçlarıyla gelenlerin defalarca geniş bir alanı dolaşması gerekiyordu. Park edebildikten sonra da uzun mesafeleri yürümekten başka çare yoktu. Partililere kararlılık testi niyetine herhalde…
Yaratıcılıkta sınır tanımayan emniyet, partilerden birini kaldırıma tıkıştırırken diğerini ulaşılmaz kılarak seçim yarışındaki eşitsizlik çıtasını her seferinde başka bir yöntemle biraz daha yukarı taşımayı başarıyor. Birkaç yıl önce aynı salonda AKP kongresine ulaşmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Ulaşmak değil ama AKP kongresine girebilmekti zor olan. O kapıdan bu kapıya dolaşarak listelerde isim arayıp olmadı içeriden davet eden yetkilinin çağrılıp onun eşliğinde girilmesi gibi külfetler çekilirdi. İYİ Parti içinse kapıya erişebilen sıradan arama ile rahatça girebildi. Yine aynı salonda birkaç ay önceki HDP kongresi için getirilen çanta bulundurmama gibi kısıtlar yoktu ama.
Salona ulaştıktan sonra ilk dikkatimi çeken sıradan bir Türkiye portresiyle karşılaşmak oldu. Her şehrin cadde ve sokaklarında görebileceğiniz, alışveriş merkezlerinden metro ve minibüslere kadar her alanda rastlanabilecek türdendi demografik yapı. Genç, yaşlı, orta yaşlı dağılımından kadın erkek dengesine; sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik dağılımdan dindar-seküler görünüme kadar denklik söz konusuydu. Beni şaşırtan bir sahicilikle karşılaştığımı söyleyebilirim. AKP toplantılarında gördüğümüz baskın dindar ama burjuva dindar tiplemesi değildi. CHP toplantılarının karakteristik özelliği olarak elitist tutumlu insanlar da baskın değildi kitlede. MHP’nin kabadayı tipleri de öyle pek görülmüyordu. Ya da Saadet Partisinin “hanımları” gibi baş köşeye de olsa bir köşeye öbeklenip, birbirine sokulmuş değildi kadınlar. Evet HDP kitlesi kadar dinamik ruhu da yoktu. Kadınlar arasındaki örtülü, açık dağılımı gibi aralarındaki davranış, tutum farklılığı da semt pazarında rastlanabilecek doğallıkta göründü gözüme. İster istemez bu yeni partinin her siyasi partinin baskın karakterinden, aşırılıklarından rahatsız olanlar için açılmış bir kapı olduğunu düşündürdü görüntü. Merkez-çevre karşıtlığı kadar dindar-seküler karşıtlığının da ahenkli uyumla aynı salonda “yüzünü güneşe döndüğünü” söylemek mümkün. İdeolojik kamplaşmadan, hayat tarzı cepheleşmelerinden yorgun düşen topluma “iyi gelecek” bir siyasi pozisyon alışla karşı karşıyayız.
Yıllardır toplumun iki kutupla anılması, siyasetin bu iki kutup üzerinden yürütülmesiyle kazanan Erdoğan, tam da bu nedenle görmezden gelme çabasını sürdürüyor. İki kutupla kazanmaya alışıktı ama bu parti o kalıplara sığan bir yapı değil. Birbirinden farklı ama farklılıkları çatışma düzeyinde aykırı görünmeyen, görüntüde uyum hissi veren bu kitle, uzun vadede aynı siyasi partinin çatısı altında kurumsallaşır mı, bekleyip görmek gerek.
Dikkat çeken bir husus da çocuk görmemek. Toplantıya çocuklarıyla gelen partili yok gibiydi. Ben hiç karşılaşmadım belki de… Önemi ne derseniz, inanmışlık, adanmışlık eksikliği derim. Refah Partisi’nin yükseliş, ondan kopan AK Parti’nin çıkış zamanlarında da HDP kitlesinde de çocuklar, aileleriyle birlikte aynı hedefle büyüyen nesiller olarak göze çarpar. Ancak İYİ Partili, çocuğunu da yanında getirmeye ihtiyaç duymamış. Bir başka açıdan bakmaya çalıştığımda çocuk eksikliğini, kitlede sıkışmışlık duygusunun yoğun olmayışına bağlayabiliyorum. Tüm benliğiyle siyasetin içinde olduğunu göstermek arzusu taşıyacak kadar dışlanmış hissetmeyişinden… Kim bilir belki ülke siyasetinin normalleşmesine katkı sunar bu ruh hali. Siyaseti, varlık yokluk mücadelesi gibi değil de topluma hizmette bayrak yarışı niteliğiyle tercih etmenin göstergesi olarak okumak da mümkün.
Eksikler, sorunlar çok tabii ki partide, Organizasyondan planlamaya, salon düzeninden ses ve ışık düzenine kadar profesyonellikten de, bütçeden de mahrum olduğunu düşündüren çok şey var. Meral Akşener’i de, dinleyeni de yoracak ölçüde uzun tutulmuştu mesela beyannamenin okunması. Daha kısa özetle, toplantı daha dinamik kılınabilirdi. Zaten ne güzel ki, kağıt israfı yapılmadan, çevreci yaklaşımla basılı değil USB girişiyle elektronik metin dağıtılmıştı. Tümünü kürsüde okutup cumhurbaşkanı adayını da, katılımcıları da hırpalamak acemilikten muhtemelen.
Fakat asıl önemli olan seçim beyannamesinin içerik açısından doyurucu olmayışı. Özellikle iki “K” üzerinden çokça eleştirilmeyi hak ediyor. İlki Kürtler ve Kürt meselesinin çözümüne bakışı yetersiz kalmış. Eşitlik kavramını defalarca tekrar etmek, o eşitliğin nasıl kurgulandığını anlatmaya yetmiyor. Yerel yönetimler üzerinde merkezi yönetimin sadece etkin denetim dışında yetkisi olmayacağı vaadiyle yerinden yönetim konusu geçiştirilmiş. TC kimlik kartının, sunduğu ve kağıt üzerinde var olan hakların Kürtler için yeterli sayılması, hayatın gerçekleri karşısında öyle naif ki, ne söylesek az. Ayrımcılık, hak ihlalleri, kimlik inkarı ve kitlesel ötekileştirmeyle siyaset alanının daraltılması yaşanırken, genelin, kağıt üzerinde sahip olduğu haklarla yetinilmeye kalkışılması ancak kurulu düzeni sürdürmeye hizmet eder.
İkincisi kadın hakları ve eşitlik mücadelesi alanında çok sorun var. Eşitlik mücadelesini görmezden gelir gibi kadın istihdamını iyileştirmek adına esnek çalışma modellerine, evde çalışma yöntemlerine beyannamede yer verilmesi, kadınlara hakaret gibi. Çalışanın değil patronun çıkarlarına uygun olduğu gibi aynı zamanda kadını, düşük ücrete ve giderek yoksul yaşlılığa mahkum ettiği bilinen esnek çalışma modeli kadın istihdamını yükseltmez. Sadece işverenin kârına, erkeklerin evdeki konforuna hizmet eder. AKP esnek zamanlı ve evden çalışma yöntemlerini geliştirmek konusunda o kadar ısrarcı olduğu halde bir dikkat etselerdi keşke şu seçim sürecinde onların bile bu konuları hiç dile getirmediğine. Büyük yanlışlık, büyük eksiklik. Sığınma evi açmak yerine şiddet faili erkeklere terapi merkezi icat etmekse sözün bittiği yer. Nutkum tutuldu resmen. Erkek şiddetini politik tutum değil de hastalık gibi görmenin yanı sıra, şiddet için ayrılan bütçeyle bile erkeklere hizmeti önerecek kadar uçuk politika…
Türkiye siyasetinde bugün Kürtler ve kadınlar için somut, hakkaniyetli, uygulanabilir, yaşanabilir, kağıt üzerinde kalmayacak eşitlik temelinde çözüm önerileri sunmayan partiler, seçim kazansa bile toplumu iyileştirme iddiasını geleceğe taşıyamaz. İYİ Parti kadar diğer parti ve ittifakların da değerlendirmesi ümidiyle not düşmüş olayım. Ekonomi bozulur, düzelir. Savaşlar, çatışmalar şöyle veya böyle ama illa ki biter. Yollar, köprüler yapılır, aşınır. Hatta ekmek, aş, iş bulunur. Tarım, hayvancılık geliştirilir, bu ülkenin potansiyeli var. Eğitim sorunları da aşılır. Yeter ki insana hak ettiği değer verilsin. Lafta değil gerçekte.
Kitlenin sahiciliğinden söz etmiştim yukarıda. Ama aynı sahiciliği ülke sorunlarına gerçekçi çözüm üretmek için kullandıkları söylenemez. Belki de bu sahicilikle aşırı kuşatılmışlık hali, ülkeyi daha iyiye taşıyacak politik cesarete ulaşmasını, biraz da zaman darlığı nedeniyle zorlaştırmıştır. Yine de hedef kitlesini oluşturan toplumsal yapının beklentilerini karşılamış olabilir ki yükselişte görülen bir parti. Bir önceki yazımın son kısmını hatırlatarak bitireyim. Ulus esnafının yüzde 80 oranında İYİ Parti’ye kaydığı yönündeki tahmin isabetliyse bu pek de sıradan bir yükseliş olmayabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları


























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025