Berrin Sönmez
Türkiye'de veri tabanı oluşturma zafiyeti her alanda olduğu gibi ayrımcılıkla ve şiddetle mücadele konularında da yasal ve idari düzenlemelere rağmen olumlu adımlar atılmasına engel. Bu nedenle yıllarca mücadele edilmesine rağmen sorunlar çözülmüyor tersine yıldan yıla artış gösteriyor.
Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın giderilmesi gibi kadına yönelik şiddetin önlenmesi de yasa ve uluslararası sözleşmeler uyarınca devletin görevi. Nitekim bu nedenle her iki konuya ilişkin ayrı ayrı eylem planları hazırlanır. Eylem planlarının amacına ulaşıp ulaşmadığıysa pek bilinmez. Zira her altı ayda bir tüm tarafların katılımıyla gözden geçirilmesi, gerekiyorsa revizyona gidilmesi kabul edildiği halde bu takiplerin gerçekleştirildiğini söyleyemeyiz. Yapılıyorsa bile bu takiplerin sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadığı için söyleyemeyiz.
Gerçi, Şiddet İzleme Komitesi düzenli toplanır ve sivil toplum görüşleri alınır ama toplantı sonuçları doğrultusunda kamuoyu bilgilendirilmez. Gerek ayrımcılık gerekse şiddet sorunlarının çözümü için kamuoyunun bilgilendirilmesi iki nedenden dolayı çok gerekli. Birincisi her iki sorun da yerleşik toplumsal kabullerle doğrudan ilişkili olduğu için kamudan halka düzenli bilgi akışı toplumda sorunlara ilişkin farkındalığın yükselmesine hizmet eder. İkincisi ve en az birinci kadar önemli olan husus da uygulamada yaşanan aksamaların tespitine hizmet edecek olması. Güvenilir ve somut bilgi sunulsa düzenli olarak, ilgili kamu kurumları ve görevlileri mercek altına alınabilir. Eksiklik ve kusurların giderilmesi için yeni yaklaşımlar, öneriler geliştirme çabası bu düzenli bilgi akışı sonucunda mümkün olacaktır. Ancak ülkemizde veri tabanı oluşturma zafiyeti her alanda olduğu gibi ayrımcılıkla ve şiddetle mücadele konularında da yasal ve idari düzenlemelere rağmen olumlu adımlar atılmasına engel. Bu nedenle yıllarca mücadele edilmesine rağmen sorunlar çözülmüyor tersine yıldan yıla artış gösteriyor.
Kadına yönelik şiddetin çok önemli olmasına rağmen sadece bir bölümünü teşkil eden ataerki cinayetleri bile ay ay, yıl yıl önümüze dökülmüyor. Hem emniyet hem sağlık kurumlarınca tutulan raporların, yargıya intikal eden soruşturma ve davaların sağlam bilgi akışı oluşturması gerektiği halde sayıları tartışıyoruz. Ataerki cinayetlerinde kaç kadının öldürüldüğü hakkında bilgi talep edilerek İçişleri Bakanlığı’na verilen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesi kıymetliydi bu açıdan. Gürer’in soruları şöyle:
1- Polis kayıtlarına geçen, aile içi şiddete maruz kalan kadın sayısı kaçtır?
2- Daha sonra bunların takibi yönünde bir çalışma yapılmış mıdır?
3- Bu kapsamda tarafınıza ulaşan ve kayıt altına alınan kişi sayısı kaçtır?
4- Bugüne kadar (yıllar itibariyle) aile içi şiddete uğrayan ve hayatını kaybeden kadın sayısı kaçtır? İllere göre dağılımı nedir?
Şiddetle etkin mücadele yöntemleri gerçekten uygulanmış olsa her birimizin kamu kaynaklarından rahatlıkla öğreneceğimiz bu sorulara verilen cevap da ayrıca önemli. Çünkü İçişleri Bakanlığı ataerki cinayetlerine ilişkin ilk defa resmi ağızdan veri paylaşımında bulundu. Cevabın içeriği tartışmalı olsa da Bakan Süleyman Soylu imzasıyla bildirilen sayısal dökümle, eril şiddetin boyutlarını, hükümet ilk defa resmen duyurdu:
“2017 yılında 133 bin 809, 2018 yılının ilk 7 ayında 96 bin 417 kadın şiddete maruz kalmış olup belirtilen yıllar arasında 393 kadın hayatını kaybetmiştir.”
Şiddete uğrayan, emniyetçe şikayetleri kayıt altına alınan kadınların daha sonra takibi konusunda Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile şiddetin önlenmesi konularında 6284 sayılı kanun ve ilgili eylem planı işaret edilmekle yetinilmiş cevapta. Ataerki cinayetlerinde erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı, basına yansıyan haberlerden yararlanılarak sivil toplumca tespit edilen rakamın çok altında. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nca her ay düzenli rapor edilen verilere göre Soylu’nun 393 kadının hayatını kaybettiği bilgisini verdiği on dokuz ayda öldürülen kadın sayısı 652. Şiddet şikayeti emniyetçe kayıt altına alınmış kadınların sayısı da ürkütücü boyutta. Buna bir de toplam sayısını bilmediğimiz ama varlığından kadın derneklerine yağan bilgilerle kesinlikle emin olduğumuz, kayıt altına alınmadan evlerine geri gönderilen kadınları ekleyelim. Karakola erişemeyenleri, uğratıldığı şiddeti şikayet etme imkanı dahi olmayanları ekleyelim. Eril şiddetin, dudak uçuklatan boyutu hakkında fikir sahibi olabiliriz. Nitekim Eylül ayı raporunda 45 kadının öldürüldüğü bilgisini veren anılan platformun Ekim ayı raporunda da maalesef 34 kadının öldürüldüğü bilgisine ulaşıyoruz.
Kadına yönelik şiddetin, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla her yıl toplanan Şiddet İzleme Komitesi’nce ilgili kamu kurumlarından derlenen tüm rakamları gösterecek bir veri tabanı oluşturması gerekiyor. Öldürülen kadınlar birer sayı değil her biri yarım kalan yaşam öyküleri ve bir de olsa bin de olsa insani dram değişmiyor. Ancak sorunun çözümü için boyutlarını bilmek gerektiğinden sayısal verilere ulaşmak zorundayız.
Kamu veri toplama ve bilgi paylaşımı konusunda demokratik davranışlar geliştirene kadar bu konuda milletvekillerinin soru önergeleriyle tüm ilgili bakanlıklardan bilgi toplamak şu an yapılacak en yararlı işlerden. Aynı konuda Sağlık Bakanlığı da harekete geçirilmeli. Zira Sağlık Bakanlığı verileri şiddet nedeniyle hayatını kaybeden kadınların kayıtlarını sağlıklı biçimde tutmuyor. Şiddet nedeniyle tedavi altına alınıp hastanede hayatını kaybeden kadınların ölüm nedeni olarak şiddet gösterilmiyor. Farklı ölüm nedenleri yazıldığı için sağlıklı bilgi alınamıyor. Dolayısıyla bu yönde parlamenterlerimizce Sağlık Bakanlığı’nın da harekete geçirilip veri paylaşmasını sağlamak yerinde olur. Aynı şekilde şüpheli kadın ölümleri, intihar ya da kaza olarak geçen ölümlerin ciddi soruşturmaya tabi tutulması ve faili meçhul cinayetlerin yargıya intikal etmeyişi nedeniyle kayıtlara geçmeyen cinayetlerin de kayıt altına alınabilmesi için Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verilmeli. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na ise sorulacak öyle çok şey var ki başka bir yazıda toplu ele almak gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025