Burhanettin DURAN
Siyaset, somut politikalar kadar söylemler üzerinden de yürür. Bazen söylem politikaları, bazen de politikalar söylemin içeriğini belirler. Son dönem AK Parti siyasetinde öne çıkan söylem "milli ve yerli" olmak.
Bu söylem, terörle mücadeleden yeni bir hükümet sistemi ve yeni bir birliktelik hissi yaratmaya kadar birçok alanda kullanılıyor.
Yani, "milli ve yerli" olmak hem kimlik ve siyasi duruşu açıklama hem de kapsayıcı ve kurucu bir dil yakalayabilme amacına matuf...
Türkiye'yi dönüştürme ve uluslararası sistemde etkin aktör haline getirmeye yönelik... Tıpkı, daha önce kullanılan "muhafazakâr demokrat" ve "medeniyetimiz" kavramlaştırmaları gibi... Bu yönüyle de sadece bir partinin kimliği olmaktan öte anlam taşıyor.
Farklı kesimleri kuşatan ortak Türkiye idealinin sıfatı haline geliyor.
İşte bu sebeple "milli ve yerli" söylemi sadece 15 Temmuz darbe girişimine gösterilen sivil-demokratik direnci tanımlamak için seferber edilmiyor. Aynı zamanda 2013'ten itibaren Türkiye'nin yüzleştiği meydan okumalara, saldırılara karşı koymanın, yani direnişin de altı çiziliyor. Türkiyeli olmak; "Türkiye'nin menfaatlerini önceleme bilinci" vurgulanıyor.
"Seküler" PKK da dini grup olma iddiasındaki FETÖ de Türkiye'nin öncelikleri aleyhinde çalıştıkları için mahkûm ediliyor. Uluslararası düzen eleştirisi de AB ve NATO ittifakındaki sorunlar da bu siyasi bilincin süzgecinden geçiriliyor.
"Milli ve yerli" söyleminin muğlak bir forma sahip olduğunu söyleyebiliriz. 2001'den bu yana AK Parti hiçbir zaman kimliğini katı ideolojik bir çerçevede kurmadığı için bu söylemin de muğlak kalmasını dert etmiyor.
Pragmatik bir parti olarak bunda fayda bile görüyor olabilir. "Milli ve yerli" söyleminin içini doldurmaya yönelik en somut girişim son kongrede Rabia işaretinin (tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet) tüzüğe eklenmesiydi. Ancak bu dörtlü "teklik" vurgusu bile muğlaklığı ortadan kaldırmıyor.
Dolayısıyla AK Parti'nin önünde kritik bir soru bulunuyor: "milli ve yerli" kavramlaştırmasının içini kimler ve nasıl dolduruyor? Milli iradeye sahip çıkan sivil-demokrat gruplar mı yoksa Ulusalcılar-Avrasyacılar mı, AB karşıtları mı, güvenlikçi bürokratlar mı?
"Milli ve yerli" söyleminin Türkiye'deki tüm kesimleri kuşatan bir iddiaya sahip çıktığını ve dolayısıyla içinin doldurulmasına herkesin katkısının normal olduğunu düşünebiliriz. MHP ve CHP tabanını ve kendini Türkiye'den ayrı görmeyen Kürt milliyetçilerini de kapsadığını söyleyebiliriz. Ancak yine de bu söylemin içeriğinin nasıl doldurulduğuna dikkat edilmeli.
Yüzde 50'ye ulaşan seçmeniyle AK Parti "milli ve yerli"nin tanımına daha çok katkı sunmalı. Zira "muhafazakâr demokrat" ikilemesiyle kendini Türk toplumuna ve Batı'ya anlattığı kuruluş günlerinde değil. Ya da "medeniyetimiz" söylemi ile Ortadoğu'da "düzen kurucu iddiasını" seslendirdiği muvafık bir konjonktür yaşamıyor. Aksine Türkiye, Suriye ve Irak'taki iç savaşların olumsuz etkileri ile boğuştuğu, "müttefikleri" ABD ve AB ile menfaat tanımlamasında ciddi gerilimlere tanık olunan bir dönemden geçiyor.
Bu dönemsel farka bir de on beş yıllık iktidarın yükünü ekleyebiliriz.
"Milli ve yerli" söyleminin içeriğine sahip çıkılmazsa ne olabilir? Suriyeli mülteciler üzerinden muhalefet "popülist bir milliyetçilik" üretebilir. FETÖ ile mücadele adına dini cemaatler devletin "tehditler" kategorisine koyulabilir. Terörü yok edeyim derken dışlayıcı, Kemalist bir refleks devlet aygıtını esir alabilir.
ABD ve AB'nin hasmane politikalarını eleştirme adına Batı karşıtı, Avrasyacı bir "milli" tanımı oluşturulabilir.
Demem o ki, AK Parti sıklıkla referans verdiği "milli ve yerli" söyleminin içini kendisi doldurmalı. Bu konu taşeronlara ya da müttefiklere bırakılamaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2022
19.05.2021
15.05.2021
30.04.2021
24.04.2021
17.04.2021
6.01.2020
3.01.2020
13.10.2020