Celal DENİZ
Ülkede hem ekonomik hem de siyasi bir kaos yaşanıyor.
Başkanlık sistemine giden yolda darbe bahanesi ile ülkeyi KHK'lerle yönetip, meclisi işlevsizleştirip, siyaseti itibarsızlaştırıp, muhalefetin tüm kazanımlarını yok edip siyasetçileri cezaevlerine doldurup, AKP MHP arası işbirliği ile istedikleri Anayasayı topluma dayatıp anayasal düzeni darmadağın ettiler.
Bu süreçte Erdoğan'ın AB'ye meydan okuyan heyheylenmeleri, komşularla hem güvenlik problemi yaşayan bir dış politika ve idam tartışmaları AB'nin müzakerelerin durdurulması yönünde düşüncelerini güçlendirdi.
Böylesi gerginlik söyleminin tavan yaptığı bir ülkede, yabancı yatırımcıların kendilerine en başta hukuki güvence aradıkları ülkelere kaçışış durumunu hızlandırdı. ABD'de Turmp'un da seçilmesinin de etkisi ile ülkede Dolar tavan yaptı. Türk lirası gizli bir devalüasyona uğradı. İnsanların cebinde ki para çok kısa zamanda % 15 ten fazla değer kaybetti.
Birçok iktisatçı sorunun ekonomik nedenlerinden çok siyasi nedenlerine vurgu yaparak yöneticilerin ( siz saray anlayın) daha az gerginlik üreten söylemde bulunmalarını tavsiye etiler.
İktisatçıların önerileri üzerinden konuyu değerlendirirsek siyaset ile ekonomi arasında direkt bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Kendi aralarında bağımsız değişkenler farklı zamanlarda öne çıksa da bir birini etkileyen bağımlı ilişkiler günümüzde daha baskın olmaktadır.
Bir ülkede hukuk, istikrar ve demokrasi yoksa yabancı sermaye o ülkeden hızla uzaklaşmakta kendine yeni güvenilir ülkeler aramaktadır. Nitekim ülkemizde son günlerde ki krizin göstergelerinden birisi yabancı sermayenin kaçış eğiliminde olmasıdır.
AB'den müzakerelerin durdurulması yönünde bağlayıcı bir karar çıkması halinde ekonominin durumunu düzeltmek hiçte kolay olmayacaktır.
Bu bağlamda ülkenin geçmişine dönersek hem de AKP dönemine bakarsak ekonomi ile siyaset ilişkisinin birbiri üzerinde ki iyileştirici ya da yıkıcı etkisini görebiliriz. 2001 krizi bozulan ekonominin üzerine siyasilerin biber ekmesi gibi bir durum oldu. 2001 krizinden çıkışta AKP'nin iktidara geldiğinde AB süreci ile ilgili vaatleri ve açılım süreçleri etkili oldu. Bunun yanında mali disiplin kontrol altındaydı. Siyasilerin henüz savurganlığı siyaset yaptıkları bir dönem değildi.
2008 krizinin de ''teğet'' geçmesinde, inşaat sektörünün faal olması, yurtdışından kaynağı belli olmayan paranın girişi ve yine AB ile olan ilişkiler ve içeride demokratikleşme adımları krizin kolay aşılmasında rol oynamıştı.
2008 krizinin ciddi bir hasar üretmemesi AKP de bir özgüven patlaması yaptı. Mali disiplin kayboldu, şirketler gücünün üzerinde yatırımlar yaptı, kamu harcamaları kontrolsüz bir biçime evrildi, doğanın tahribatları bile dikkate alınmadan çılgın projeler ortaya konuldu. AKP'nin özgüveni siyasette karşılık buldu defalarca seçimlerden birinci parti çıkıldı.
Ancak AKP'nin 2010 referandumu sonrası iktidarının ilk dönemlerinde yaptıklarının tersi istikamette bir yola girmesi, içeride başta Kürtlere karşı olmak üzere tüm muhaliflere karşı saldırıların yapılması, çözüm sürecinin bitirilmesi, dışarıda savaş sürecinin öznesi olunması ve emperyal heveslerin dışavurumu, komşu ülkelerle bozulan ilişkiler, Suriye politikasının iflası istikrarsızlığın nedenleri olmaya başladı.
AKP krizi aşma becerisi gösterdiği zamanlarda ülkelerle ilişkilerinde sadece güvenlik politikaları üzerinden değil aynı zamanda yatay ilişkileri güçlendiren ekonomik ilişkileri de bir arada götürüyordu. Bu nedenle Erdoğan yanında kalabalık bir iş adamı gurubu ile ziyaretler yapıyordu. Bunda ikili bir kazanç elde ediyordu AKP. Birincisi uluslararası ilişkileri ekonomik yararlanmalar temelinde yumuşatıyordu. İkincisi içeride diplomasinin nimetlerinden faydalanan işletmeleri kendisine ekonomik taban yapıyordu.
Son zamanlarda uluslararası gerginlik üreten siyaset içeride de dışarıda da hem ekonomik hem de siyasi istikrarı yok etti. İstikrar diye diye istikrarı yok eden AKP kaba bir otoriterliğe başvurarak iktidarını güvenceye almaya çalışmaktadır.
Başbakan Ekonomik Koordinasyon kurulunun toplantısında alınan önlemleri açıkladı. Kobilerin ve ihracatın desteklenmesi yönünde adımlar atılacak, krediler verilecek denildi.
Ancak bugünkü krizi bu yöntemlerle aşmak mümkün görünmüyor. Çünkü krizin tetikleyici unsurunun en önemlisi siyasi istikrarsızlıktır. Anayasal bir hukuk düzeninin keyfiliğe kurban edilmesidir. Ülkede legal siyasetin temsilcilerinin cezaevlerine tıkılması ile çoğulculuk ilkesinin ayaklar altına alınması ve çoğunluğun iktidarının geri kalanlar üzerinde tahakkümünü gerçekleştirme çabasıdır istikrarsızlığın sebebi.
Çoğulcu bir demokrasi için adımlar atılmadan, HDP üzerinde ki baskı ve tecrit politikası bitirilmeden, yerel yönetimler üzerinde ki merkezi vesayet kaldırılmadan, dış politikada barışçı bir yol izlenmeden ülkede krizin aşılması mümkün değildir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.04.2019
14.12.2017
30.11.2017
13.09.2017
5.02.2017
28.04.2017
19.04.2017
1.02.2017
24.03.2017