Cem SANCAR
Bir adres arıyordum, Şişhane'ye doğru yürüdüm.
Silah ustaları varmış vakti evvelinde burada. Silahtarlar yaşarmış Şişhane'nin kenarında.
Bir tek belki o vakitler bir derece mutedil, ılıman bir mevkii imiş, bilemiyorum. Neyse işte namı oradan geliyor, bakmayın siz onun papyonuna! Ölümle bir alakası var yani, savaşla, silahla...
Bir gün aklı yüksek bir silahtar, yeni bir icat çıkarmış. Mermiler daha delici olsun, daha hızlı ve uzun yol alsın diye. Hedefi duman etsin diye namluların içine 'yiv' denilen boğumlar, altı adet çizgi çekmiş. Söz konusu altılı çizgilere 'Şeş hane' denmiş. Yani '6 kısım', altı çizgi.
Büyük bir olay olmuş zamanında bu keşif.
Ancak gün gelmiş, hep gelir, bir uyanık-spor çıkmış ortaya, hep çıkar...
Maliyeti ve meşakkati kısacak ucuz bir numara düşünmüş zatıâlisi! Namlunun alt tarafını eski usul bırakıp, sadece üst kısmını yivlemiş. Çakma, uydurmasyon bir tüfek üretmiş anlayacağınız.
İlk bakışta yeni nesil bir silah gibi görünüyormuş alet ama hikaye. Tabii, ilk atışta patlamış namlu. Lahana gibi dağılmış makina, karpuz gibi açılmış ucundan.
Bu aklı evvel hadiseden nazire, bugünkü hayatımıza, 'altı kaval, üstü Şişhane' lafı kalmış işte.
Hattı zatında Levanten bir semtmiş Şişhane...
İstiklal Caddesi'nde olan biten tehlikeli mevzuların bilinçaltı! Memleketin Batılılaşma hengamesinin 'Kozmik Odası.' Fransız bankerlerin, Yahudi tefecilerin, morfinman ajanların, elmas karşılığı her masaya teşrif edebilen düşeslerin, huysuz monşerlerin kök semti. Kökü kapitülasyonlarla atılmış...
Amma ve lakin akşamın ışıkları yandığında muhteşem bir tablonun seyircisi! Her gece hicranlı güzelliği daha bir ortaya çıkan gerçek İstanbul'u, ecnebilerin Golden Horn tabir ettikleri Haliç'i ve ışıltılı tepeleri ve de Fatih Camii'ni sinemaskop temaşa eder bir konumda aynı zamanda.
Gündüzleriyse, öte yakadaki terli halka, Bedreddin Mahallesi'nin torlaklarına, Tersane Milletine, Kasımpaşalı Eli Maşalılara ve mehtaplanan su kenarında gezinen başörtülü kadınlara temizlikçi, hizmetçi gözüyle bakan alafranga bir zırtapozlukta!
Hem de fi tarihinden beri.
Ama zaman değişmiş, 'Lüküs Hayat' kantolarda eskimiş, başka 'tarz' hayatlara yeni kapılar açılmış, eski günler mazide kalmıştı.
Şişhane; mütekaitlerin sivri diliyle söylersem, "tiyatorosunu yakıp arsasını otopark mıdır, plastikten televizyon binası mıdır nedir o sakilliğe satan" Tepebaşı'nı solluyordu!
Arkasına, Tanzimat mimarisini, Daire-i Belediye'yi almıştı. Endişesini, sarmaşıklara saklanmış minyatür bir anıtkabir görünümündeki Vergi Dairesine nüksetmiş, gözünü tarihi yarımadaya dikmişti.
Son yıllarda büyük prim yapmıştı yine. Esmer ruhlu insanların 'Turist Aydınlar' dediği ünlü sanat vakfının da oraya konuşlanmasıyla daha da bir yükselmişti fiyatı, faturası...
Aradığım adres, şatafatlı iş yerlerinin, pasta renkli rezidansların, sosyetik pizzacıların ve şık kafelerin ardına saklanmış çıkmaz bir sokaktaydı.
İçimdeki ihtiyarın 'münazara' dediği inziva zamanlarımda, uzun gece yürüyüşlerinden bilirdim bu köşeleri. Onun içindir ki adresi elimle koymuşçasına buldum.
Gösterişli bir İngiliz mimarisiydi bu. Ön yüzünde, freskler, işlemeler, medusalar, yılan saçlı kadınlar, ardında hayaletlerin perdelerini oynattığı yüksek pencereleri vardı. Gerçi 19. yüzyılın isi pası, alzaymırı çehresini karatmıştı ama karizması delinmemişti henüz. Aksine koyu, tüy ürpertici bir işvesi vardı.
Eşiği atlarken bir tökezledim, neredeyse ölecektim, neyse ki atik davrandım da bir yerimi kırmadım.
Kapının üstünde, kötü bir şaka gibi, Sakar Ragıp Paşa Apartımanı yazmaktaydı. Aralık bırakılmış dökme demir kapıdan sıyrıldım. Geniş merdiven girişindeki soluk duvar resmini geçtim. Yer yer boyaları dökülmüş resmin önünde durdum. Devasa bir tabloydu. Hala gösterişliydi. Leonardo da Vinci'nin İsa aleyhisselamın havarileriyle yediği son akşam yemeği tablosuna benzetilmişti.
Hz İsa'nın yerine alkolik bakışlı bir adam resmedilmişti! Sakalına yemek artığı yapışmıştı. Entelektüellere remzedilen eğik bir sırıtışı vardı. Ne söyleyeceğini unutmuş bir konuşmacının sıkıntısıyla elindeki kadehi sallapati kaldırmıştı.
Kravatlı, at hırsızı tipli diğeri, kalın kapağında Nutuk yazan bir kitapla yanındakinin kafasına vuruyordu. Adamı öldürdü öldürecekti. Kan masaya akıyordu.
Sol başta bir kadın, Fransız devrimini anlatan o meşhur resimdeki gibi göğüslerini açmış çığlık çığlığa bir şarkı söylüyordu. Masanın örtüsünün altında bir yaratık kurnaz, sivri kulaklarını oynatıyordu.
Yerde boş içki şişeleriyle -ünlemli falan- "tek yol devrim!" yazıyordu...
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.04.2021
13.09.2020
7.09.2020
30.08.2020
23.08.2020
16.08.2020
27.07.2020
21.07.2020
15.12.2019
18.11.2019