Ceren KENAR
Demokratik seçimlerle iktidara gelen ilk başbakanın asıldığı bir ülkede, “yargılanacaksınız” sloganı üzerinden bir seçim kampanyası yürütmek cesaret isteyen bir marjinal delilik hâli olmalı normalde, Türkiye'de olmuyor. Mevcut cumhurbaşkanının yargılandığı, hapse atıldığı bir eski Türkiye fikrini savunanların “hiç mi ders almadınız” sorusuna muhatap olması gerekiyor normalde. Lakin Türkiye'de bu olmuyor.
Mazisinde uzun bir darbeler ve o darbeleri destekleyen “ilerici” entelektüeller tarihi yatan bir ülkede, siyaset dışı yöntemleri sopa gösterip, nefret saçmayı solculuk, liberallik, demokratlık sanmak, kötü bir fikir olmalı normalde, Türkiye'de olmuyor.
Oy oranı %40 ila %50 arasında sörf yapan bir partinin seçmenlerine uzaydan gelen işgalciler muamelesi yapmak, sokaktaki iki kişiden birini kendi istediği partiye oy vermediği için sürü, faşist, kötü diye aşağılamanın aslında ırkçılık olduğunun bilinmesi gerekiyor normalde. Ancak Türkiye'de bilinmiyor.
Dünya literatürüne birkaç istisna dışında katkı sunamamış, dedikoduyu akademik üretim, tembel slogancılığı cool Fransız entelektüel pozu sanmak meczupluk olarak görülmeli normalde. Ama Türkiye'de görülmüyor.
Peki neden? Nasıl olur da muasır medeniyetin yerli şubesi olmayı tekeline almış bir söylem sadece kendi yeşerdiği ülkeden değil, dünyanın geri kalanından bu kadar kopuk olmayı ve kalmayı başardı?
Kapalı bir sınıf biçimi ile kendi çocuklarına, diğerlerine karşı ayrımcılık yapan, al gülüm ver gülüm network'ünün kol kırılır yen içinde kalır mantığı ile en radikallere bile anaakımda yer açan, kendi kimliğinin çıkarlarını sadece ortak iyiye değil, meslek etiğine tercih eden bir klan mantığı sayesinde. Kendi geçmişi ile hiçbir zaman dürüstçe yüzleşmeyen, devleti yüzleşmeye çağırırken, kendi günahlarını sildiğini zanneden bir narsist yanılgı sayesinde.
Lakin yalanla yaşanmıyor, gerçek bazen usul usul yaklaşarak, bazen nahoş darbelerle kendini göstermeyi seviyor.
Türkiye'de sandık çoğu zaman bu işlevi görüyor. Bir hayal dünyasında, kendi mutlak doğrusunun illüzyonunda yaşayan aydın sınıfı için bir uyandırma servisi işlevi görüyor.
Türkiye'nin “geri kalmışlığını” açıklamak için sınıfçılık, İslamofobi ve ırkçılık dışında ideolojik mühimmat çantasında bir alet olmayan bir hakim kalemiye sınıfın geri kalmışlığı bu seçimle bir kere daha tasdiklendi.
Türkiye'de bir kesim entelijansiya kendi kendini tasfiye ediyor. Ezberleri, nefreti, dogmatizmi ile kendi kendisini tarihin çöplüğüne gönderiyor.
İdeoloji siyasi güç ilişkilerinden bağımsız düşünülemez, siyasi güç yaygın değerleri belirler, şekillendirir.
Sosyalizmin berbat bir fikir olduğu konusundaki konsensüs sadece fikri mücadele sonucunda oluşmadı, Sovyetler'in çökmesi ile neredeyse bir zaruret hâline geldi.
Türkiye'de askerî vesayetin çökmesi ile oluşan bir yenilenme ihtiyacı Türkiye entelijansiyasında da kendini gösteriyor.
Sırtını önce askere, sonra cemaat adı verilen bir derin devlet yapılanmasına dayayan ve hatta PKK gibi karanlık ve ceberut bir silahlı örgütten medet ummaya kadar varan bir entelektüelden ziyade borazan sınıfı yeni Türkiye'nin, yeni mesajını görmek zorunda.
Zira meşruiyet ve demokrasi ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmeyi bekliyor.
Yüzde kırk dokuz buçuk, sadece mecliste değil, hayatın her alanında yüzde kırk dokuz buçuk
temsil istiyor.
Medyada, akademide, sanatta, beyaz Türk mahallelerinde.
Birbirine hem benzeyen, hem de farklılaşan, hem yeni, hem kadim bir dalga statükoyu yıkmak istiyor.
Dedesinin oy verdiği partiye oy vermekten utanmayan, lakin dedesine her konuda da katılmayan bir kesim, biz de buradayız diyor.
Bu nesil, anne ve babası kadar uysal değil, dedesi kadar sabırlı değil burası doğru.
Dedesinin oy verdiği adamı asanlara sempati besleyen, babasının sevdiği adamı yargılayanları destekleyenlerin domine ettiği bir tedrisattan geçen yeni bir nesil, anne ve babasının yetindiği ile yetinmek istemiyor. “Öz vatanında parya” olmak istemiyor. Eşit statü talep ediyor.
Ve buna direnmenin tek sonucu çatışmayı sertleştirmek oluyor.
Oysaki, sosyolojiye direnilmez sözünü başarısız Kemalist öğretmenlerinizden öğrenmeniz gerekiyordu...
Başka bir yol ise her zaman mümkün. Bu nesle, bu ülkenin en az diğer kısmı kadar bu ülkenin sahibi, parçası ve rengi olan bu nesle daha farklı bir yaklaşım getirmek mümkün.
Onun yolu ise kendini kandırmaktan, yine suçu başkasına atmaktan değil, yüzleşmekten geçiyor.
Kurucu babalar ile yüzleşmekten, melankolide teselli bulmak yerine gerçekle temas etme cesaretini göstermekten ve elbette demokratikleşmeden...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017