Ekin GÜN
Önce mevzunun girizgahını doğru yapalım.
AK Parti son seçimlerde %49,5 oy almış bir parti.
Ve 7 Haziran seçimlerinden sonra 1 Kasım'da oylarını %9 bandında artırmış olup diğer partilerin oy oranındaki düşüşlerde incelendiğinde diğer tüm partilerin seçmenlerinden oy aldığı rahatlıkla söylenebilir.
Bu sonuç bize yüzeysel olarak AK Parti'nin mevcut düzen içerisinde kitlesel manada tek parti olduğunu gösteriyor.
Her türlü kimlikten ve her türlü yaşam tarzına sahip insandan oy aldığını da bu duruma eklersek daha sağlıklı bir analiz yapmış oluruz.
Elbette ki bunun en büyük faktörü 7 Haziran'dan önce ve sonra AK Parti'nin kurucu genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedefe konması ve halkın da bu durumu kabul etmeyişi olduğunu söylemek işten bile olmaz.
Ve şimdi meseleyi biraz olgunlaştıralım.
7 Haziran'dan sonra gerçekleşen koalisyon görüşmelerinde AK Parti'nin üstüne düşeni fazlasıyla yaptığını ve diğer partilerin buna yanaşmadığını incelediğimizde bir de üstüne diğer partilerin Erdoğan'ı ekarte etme hamlesini şart koştuğunu önümüze koyduğumuzda AK Parti'nin 1 Kasımda diğer partilerden de oy almasının sebebini açıkça görebiliriz.
Bir nevi muhalefeti her şeye “hayır” demek olarak algılayan bir muhalefetle halk Türkiye'nin istikrara kavuşamayacağını anladı ve seçtiği bir lider olan Erdoğan'ın hedefe konmasına razı gelmedi.
Kısacası halk diğer muhalefet partilerinden oyunu alarak AK Parti'ye oyunu verdi ve halkın tüm kesimi AK Parti ve Erdoğan etrafında kenetlendi.
Bu da Türkiye de en geniş yelpazede toplumu kucaklayan partinin AK Parti olduğunu bize açık seçik göstermiş durumda.
AK Parti'nin 1 Kasım da vaatlerinden biri yeni anayasaydı.
Açıkçası yeni anayasa meselesi 2002'den bu yana her zaman gündeme gelmiş fakat AK Parti içli dışlı darbe organizasyonlarıyla mücadele etmesinden dolayı bu meseleden bir netice çıkaramamıştı.
Halkın yeni bir anayasa talebi hususunda artık düşüncelerinin olgunlaştığının ve bu noktada 13-14 senelik bir bekleyişten sonra bunun hayata geçirilmesi gerektiği konusunda birleştiği ortak bir konsensüs var.
Bu noktada şüphe yok.
Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da 1 Kasım'dan sonra yaptığı ilk konuşmada artık bu dönemin sonuç alma dönemi olduğunu ifade ederek hem başkanlık sistemiyle hem de bunu çevreleyen yeni anayasayla Eski Türkiye'nin kabuğunu değiştirmesi noktasında fikrini beyan etmişti.
Şu sıralarda AK Parti muhalefet partilerini ziyaret ederek Yeni Anayasa konusunda uzlaşmak için dirsek temasında bulunuyor.
Sözün kısası bu dirsek temasının beyhude bir çabadan öteye gitmeyeceğini düşünüyorum.
Bugüne kadar bu partilerle 60 anayasa maddesi konusunda uzlaşma sağlandı.
Ama bu uzlaşılan 60 maddenin Eski Türkiye ruhunu ortadan kaldıran o kadar da önemli maddeler olmadığını söylesek yanılmayız.
Yeni Türkiye'nin anayasasını oluşturacak başlıca konular ilk dört madde, siyasi partiler yasası, resmi ideolojiyi içeren tüm maddeler ve başkanlık sistemi olarak sıralayabiliriz.
Tüm bu maddelerin değişimiyle ancak Türkiye gerçekten yeni bir anayasa yaptım diyebilir. O açıdan bakıldığında da 60 maddenin değişmesiyle yeni bir anayasa yapımından söz edilemez.
Lakin bu başlıca anayasa maddeleri konusunda tüm muhalefet partilerinin karşı bir tutum içerisinde olduğunu da söylesek yanlış olmaz.
AK Parti tüm muhalefet partilerine gidiyor ama her gittiği partide kırmızı çizgilerini bu maddeler üzerinden söylüyor.
Özellikle de ilk dört madde ve başkanlık sistemi konularının değişimi hususunda diğer partilerin hiçbir şekilde yanaşmayacağını da söyleyebiliriz.
Anayasa Komisyonu'nun 6 ay çalışacağını da hesaba katarsak ve siyaset için bazı zamanlar 1 günün bile çok önemli olduğunu göz önünde bulundurursak bu 6 ayın geçmiş senelerdeki gibi muhalefet partilerinin AK Parti'yi oyalamasıyla geçeceğini ifade etsek yanlış olmaz.
O nedenle AK Parti öncelikli olarak diğer muhalefet partilerine gitmeden önce başkanlık sistemi konusunda parti tavanıyla parti tabanı bu fikri ne kadar olgunlaştırdı, bu fikri topluma ne kadar sundu üzerine çalışırsa toplum katında da yeni anayasaya halkı katmış olacaktır.
Çünkü başkanlık sistemi meselesinde diğer partilerin karşı çıkmasını bırakın AK Parti'nin bile bu fikri tam olgunlaştıramadığını ve bunu kendi teşkilatlarında da olduğu gibi toplumla da konuşamadığını söyleyebiliriz.
Üstüne bir de diğer muhalefet partileriyle uzlaşma gibi beyhude bir çaba eklenirse anayasanın başka bahara kalacağı da şimdiden ifade edilebilir.
Açıkçası yeni anayasa ve başkanlık sistemine geçiş vaadinden ötürü AK Parti'ye oyunu vermiş biri olarak söyleyebilirim ki toplumunda AK Parti'nin diğer muhalefet partileriyle uzlaşma konusunda bir talebi yok.
Toplum elinden geldiğince AK Parti'ye yeni anayasayı ve başkanlık sistemini sen yap diye oyunu verdi ve kendi partilerini bırakarak oyunu verdi.
O nedenle AK Parti'nin anayasa taslağını muhalefet partilerinden ziyade toplumla birlikte hazırlaması beklenen daha sağlıklı bir yoldur.
Sözün özü… Bu Anayasa Komisyonu'ndan bir iş çıkmaz. Çıkmadığı gibi de geçen günlere yazık olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.10.2018
24.09.2018
9.02.2018
19.08.2018
29.07.2018
15.07.2018
1.02.2018
14.06.2018
4.02.2018
9.02.2016