Ergun AŞÇI
*Vesayetçilik döneminde askerlerin uyguladıkları ayrımcı akreditasyon yöntemini hatırlatan şekilde, basın toplantısında istenmeyen medya kuruluşlarına ambargo uygulanması; sunumda medya mensuplarını konu mankeni kılan soru sorma yasağı nerede gerçekleşti?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Eylülde paketi açıkladığı toplantıda değil mi?
Bu yöntem demokrat bir yöntem midir?
Elbette ki hayır?
Kabul edilebilir demokrat bir uygulamamıdır?
Kesinlikle hayır, değil mi?
Kınanması gerekir mi?
“Evet” harici cevap olması benim açımdan mümkün değil.
Buraya kadar benimle birlikte evet diyen birçok kişiyle yol ayrımımız şimdi başlıyor.
Kimlerle mi?
Kendine demokratlarla, cemaatine toz değdiremeyen haybeden demokratlarla.
2 Eylül tarihinde Başkan Bey/ Fikret Albayrak basın toplantısı düzenler.
Toplantıya katılan gazetecilere kendi gündeminin dışına çıkılmasına müsaade etmez. Gündem dışında soru sorma isteği de yoktur zaten.
Bu basın toplantısına İHA muhabiri katılmaz, çünkü Başkan Bey İHA muhabirine akreditasyon uygulamıştır. Katılımını engellemiştir.
İddiası, İHA muhabirinin yalan haber yaptığıdır.
İddiasına o gün de, aradan geçen bir aylık zamana rağmen açıklık getirmez.
İddiasına bir açıklık getirmediğine ve hala getiremediğine göre çamur at izi kalsın diye hareket ettiğini söylemek mümkün.
Gerçekten yalan haber yapılmışsa ispatları ile açıklamasını Akçakoca halkı bekliyor.
Şimdi başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ile Başkan Bey Fikret Albayrak’ın yaptığı arasında akreditasyon yasağı uygulaması açısından bir fark var mıdır?
Cevabın birçok kişi için bile istemeye istemeye evet olduğunu biliyorum?
Ne kadar eğip bükülse de uygulamanın aynı olduğu gerçeği değişmez ki?
Hatta konuyu daha da ileriye getireyim.
Gerçekten yalan haber olmuş olsa Başkan Bey İHA muhabirini mahkemeye verip başbakanın demokratik olmayan uygulamalarının birinin daha peşine takılabilirdi.
Başbakanın basın toplantısından sonra soru almaması ile Başkan Bey’in mahalli gazetecilere gündem dışına çıkılmaması dayatmasından hangisinin sansür uygulamasının daha sert olduğunun kararını verebilmek benim içinde bir hayli zor.
Şimdi, böyle bir yazıya gelecek tepkiler Başkan Beyin sansürcü uygulamalarını unutup “başkanı yedirtmeyiz” den başkası olmayacaktır.
Ne kadar usta olunursa olunsun güneşi balçıkla sıvamaya çalışmanın da bir sınırı var.
Başbakanı yanlış ve demokratik uygulamaları karşısında aslan kesilip, aynı uygulamayı kendi cemaatlerinden biri mesela Başkan Bey yaptığında üç maymunu oynamak haybeden demokratlığın mükemmel misallerindendir.
Benim derdim, Akçakoca’da demokrasinin bir adım daha öteye gidebilmesi.
Yerel demokrasin hatta daha da ötesi yerinden demokrasinin gerçekleşebilmesi mücadelesi…
Bugün demokrat olmadığı için Başkan Beye karşı çıktığım gibi, yarın yine demokrat olmayan davranışlar gösteren başka bir başkan bey geldiğinde karşı çıkışlarım sürecektir.
Demokrat olmak ile haybeden demokrat olmak arasında ki fark budur.
Ait olunan cemaat itibarıyla pozisyon almanın demokrat olmak ile hiçbir alakası yoktur.
Başkan Beyin sansürcülüğünü “başkanı yedirtmeyiz” tantanasıyla bertaraf etmek isteyen haybeden demokratların sayısının çok olması Akçakoca adına elbette ki üzücü.
Haybeden demokratlar başbakanın son basın toplantısına uygulamalarına karşı çıkıyorlarsa ki; çıktıklarını hep biliyoruz, Akçakoca’da da Başkan Beyin sansürcü uygulamalarına karşı çıkmaları gerekiyor.
Peki, karşı çıkarlar mı?
Çıkmazlar.
Çünkü haybeden demokratlar.
Ne mi, yaparlar?
“Başkanı yedirtmeyiz” diye çıkarabildikleri kadar gürültü çıkarabilirler.
Gürültü çıkarmak konusundaki başarıları da takdiri şayandır.
Haybeden demokratların bu aralar çıkardıkları gürültülere de dikkat etmeleri gerekiyor yoksa aralarında sıkıntıya düşenler olabilir, çünkü Başkan Bey gürültü çıkaranlar arasında da ayrım yapmaya başladı.
Kendisine daha yakın olanların gürültüsüne ninni diye bakarken, yakın durmayanların gürültüsünü desibel ölçen cihaz hassaslığındaki kulağı sayesinde kesebiliyor.
*Yazının girizgâhını Oya Baydar’dan ödünç aldım.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- “Çevre”den bir siyasi portre: Eski bakan, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü: Türk tipi başkanlık sisteminde bir “şehir” başkanı
9.05.2022 - KİESER’İN TALAT PAŞA’SI- Başka/Karşı Bir Tarih Örüntüsü
13.04.2021 - AHMET KARDAM’IN MUSTAFA SUPHİ KİTABI KARANLIKTAN AYDINLIĞA
28.01.2021 - ARTIK GERİ DURMA VAKTİNİZ GELMEDİ Mİ?
24.01.2020 - AŞÇI EFENDİ
30.10.2019 - KARADENİZ CANAVARLAR TARAFINDAN TALAN EDİLİRKEN SİYASETÇİLERİMİZDEN TIK YOK
10.10.2019 - AMERİKAN BEYAZ KELEBEĞİ İLE MÜCADELE İÇİN HERKES GÖREV BAŞINA!
26.09.2019 - BUNCA YIILIK SADAKAT İŞE YARAMADI, AKÇAKOCA MHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇTİĞİ İÇİN CEZAYA BIRAKILDI.
23.08.2019 - SENDİKA TARİHİMİZİN ÇINARI HİLMİ GÜNER VEFAT ETTİ
4.02.2019 - DEPOLİTAZYONDA YENİ AKIM, EVDE ALKOLLÜ İÇKİ ÜRETMEK
28.09.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























muharremt
bu polonyum denilen radyasyon tozu daha önce ingilterede ki bir rusya muhalifinin öldürülmesindede kullanılmıştı.bir ergenekon sanığı vardı rusya ya kaçmıştı daha sonra türkiye ye geldiğinde yakalandı.jitemci olduğu rus gizli teşkilatı fsb ile arasının iyi olduğu gazetelerde yazıldı.