Ergun BABAHAN
MHP Genel Başkanı'nın Erdoğan'a teklifi açık: MHP içinde yaşanan liderlik mücadelesinde benim yanımda ol, ben de sana gerekli her türlü desteği vereyim. Bahçeli, Kürt meselesi üzerinden kendi konumunu pekiştirme, kongre tartışmalarını örtme mücadelesi veriyor.
Bunu yaparken de Kürt meselesini daha da derinleştiriyor, çözümü imkânsız hale getiriyor. Devlet Bahçeli'nin dünkü grup toplantısındaki mesajları gerçekten ürkütücü:
“Terör destekçileri açtıkları nifak çukurlarına gömülecek. Türk milletinin fıtratında ne ümitsizlik ne de korkuya teslim olmak vardır. Kötümserliğe yer yok, MHP devletin bekasına baş koymuştur. Titreyip kendimize gelelim, ihanete mızrak gibi saplanalım. Ankara'da dost kazıklarını konuşmayalım, vatan gitmeden kendimize gelelim. Kapkara bir dönem yaşıyoruz.
Davutoğlu'nun bırakma kararı sistem tartışmasından bağımsız düşünülemez. AKP'deki her kriz ülkemizi etkiler, amacımız siyasi rant devşirmek değil.”
Evet, Türkiye'nin içinde bulunduğu durum sıkıntılı ve umut da vermiyor. Ancak, Bahçeli'nin sorunu tanımlaması doğru; çözüm önerileri ise yanlış ve içinde bulunulan kriz durumunu daha da derinleştirecek nitelikte…
AKP'ye şiddet konusunda açık çek veren, her türlü sorumluluğa ortak olmaya hazır olduğunu ilan eden MHP lideri, giderek derinleşecek kanlı bir iç savaşa zemin hazırlıyor.
Kendi içinde önemli bir azınlık nüfusu taşıyan demokratik ülkelerin, bu halkların taleplerini nasıl çözdüğü ortadayken Türk devleti ve siyasetinin Kürtlerin her türlü talebini ger çevirmesi, içinde yaşadığımız çağın mantığına uygun değildir.
Bahçeli, Erdoğan'la girişmeye hazır olduğu yeni işbirliğiyle Türkiye'nin demokrasiden, hukuk devletinden ve insan haklarından daha da uzaklaşmasına imkân vermektedir. Artık Bilal'i alma meselesini kapatmış görünmen Bahçeli, Türkiye'yi bölgede ve dünyada yalnızlığa itecek bir şiddet politikasının savunuculuğunu üstlenmektedir.
İktidarın ve gücün yolunun Kürt meselesinde şahin olmaktan geçtiği ülkemizde, Kürt sorununa sağduyulu, barışçıl bir yaklaşım gösteren bir tek siyasi partinin var olmayışı, demokratik yaşam alanını giderek daraltmakta, meydan eli silahlı unsurlara kalmaktadır. Silahın konuştuğu bir ortamda, sözün anlamı kalmamaktadır.
Erdoğan'ın yolsuzluk iddialarını örtme, tek parti iktidarını korumak için seçtiği İslamcı-milliyetçi otoriter yönetim modeline MHP tam, CHP ise utangaç bir destek vererek Türkiye'yi içinden çıkılması giderek güçleşen bir çatışma ortamına sürüklemektedir.
Yaşananlar, devletin temel hak ve özgürlükler ile toplumun demokratik talepleri konusunda İttihat ve Terakki'den bu yana geliştirdiği refleksinden kurtulamadığını gösteriyor. Erdoğan, siyasi düşüncesi itibariyle bu yaklaşım biçimini benimsemiş ve temsilciliği rolünü üstlenmiştir. Gezi'den bu yana geliştirdiği bu yaklaşım, ülkeyi bir cehenneme çevirmiş durumda ve bu ateşin daha da artması kaçınılmaz görünmekte.
Kürt meselesinin her türlü yolsuzluk, hukuksuzluk meselesini örten bir şal haline geldiği, demokratik olanı susturduğu bir araç haline dönüştüğü bu ortamda, herkes daha “şahin” olma yarışına girmiş bulunmakta. Ülkenin Güneydoğu'sunda isyan gerekçesiyle yaşanan hak ihlallerinin görmezden gelinmesi ise sadece nefret ve intikam duygusunu körüklemeye yaramakta ve bir arada yaşama ihtimalini her geçen gün daha da azaltmaktadır.
Erdoğan'ın askerle ittifak içinde açtığı, Bahçeli'nin sınırsız, Kılıçdaroğlu'nun utangaç destek verdiği bu model, sadece daha fazla kan, yıkım, gözyaşı ve hukuksuzluk getirecektir. Bahçeli'nin öngörüsünün aksine, ülkeyi bekleyen asıl tehlike budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021