Erol KATIRCIOĞLU
Her ne kadar geçen yazımda, Başbakan’ın bütün siyasal tartışmaları belirlemesinden, bütün siyasal tartışmaların da Başbakan üzerinden yapılmasından sıkıldığımı söyledimse de dün akşam Mehmet Akif Ersoy’la ilgili bir törende gençlere yaptığı konuşmasını dinlerken, kendine özgü bir vizyoner olan Başbakan’ın vizyonunun bu ülkede kalıcı etkiler yapacağı düşüncesiyle belki de daha derinden tartışılmasında (sıkılmış olsam da) yarar olabilir diye düşündüm.
Başbakan’ı dinlerken Partha Chatterjee’nin; Walter Benjamin’in ilk ortaya attığı, Benedict Anderson’ın ve diğerlerinin analizlerinde kullandığı “homojen zaman” ile “heterojen zaman”kavramları etrafında yaptığı tartışmayı hatırladım. Chatterjee, homojen zamanın, yani kullandığımız“saat-zamanın” Batı’nın uzun fetih ve sömürgecilik tarihinin bir sonucu olarak bugünün “global zamanı” hâline dönüşmesini eleştirerek, aksine bugün yaşadığımız zamanın “heterojen” olduğunu ve aynı mekânda farklı zamanlar yaşanabileceğine vurgu yapıyordu.
Başbakan’ın konuşması tam da böyle bir başka zamanın içinden yapılan bir konuşmaydı. Tarihsel olarak Batı karşısında mağdur olmuş bir toplumun kendini artık mağdur hissetmemesi gerektiğini Mehmet Akif’in Batı karşısında (bu arada bu ülkede vesayet rejimini o günlerde tesis etmiş olanların da karşısında) gururlu duruşundan giderek gençlere öğütlüyordu.
Yukarıdaki cümlede “mağdur olmuş bir toplum” derken aslında Türkiye’yi ima etmiş olabileceğimi düşünmüş olabilirsiniz ama öyle değil. Başbakan aslında yalnızca Türkiye adına değil Türkiye’yi de aşan ve bütün İslam ülkelerini kapsayan bir medeniyet adına konuşuyordu. Akif’in Arnavut kökenine değinerek Kürtlere de işaret edip “İşte Akif’in ve bizim(?) medeniyet anlayışımız budur” diyordu. Sanki Başbakan Erdoğan, tıpkı Akif’in İstiklal Marşı’nın şu dizelerinde olduğu gibi gençlere şöyle der gibiydi;
“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?”
Evet Akif, Batı tarafından parçalanmış Osmanlı toplumunun bir bireyi olarak Batı’nın sömürgeci tavrına karşı tavır almış bir şairdi. Ama, Kurtuluş Savaşı’nın galibi olanların bir süre sonra Türkiye için “Batı”yı işaret etmesinden önce o “Doğu”yu işaret eden bir şairdi, yani İslam medeniyetine.
Bu durumda Başbakan’ın dünkü konuşmasını nasıl yorumlamak gerekir dersiniz?
Bence Başbakan Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte Batı yönünde açılan parantezi kapamak istiyor. Ülkede, Akif’in şiirlerinden yansıyan ve kendisinin de fikirlerine kaynaklık eden Batı karşısında dik duran yeni, büyük ve güçlü bir Türkiye yaratmak istiyor. Bunun da “teknolojiyle”olabileceğine inanıyor. Nitekim yaptığı konuşmada, bir taraftan ODTÜ öğrencilerine çakarken, diğer taraftan da bu düşüncesini şöyle ifade ediyor: “AK gençliğin eli taş, molotof kokteyli, kasatura, döner bıçağı veyahut da yumurta sallayan el değil; sizin elleriniz kalem tutar, sizin elleriniz bilgisayarın tuşlarında dolaşır, AK gençlik budur.”
Bence Başbakan yanılıyor. Çünkü Akif’in “tek dişi kalmış canavar” dediği “medeniyet”, onun zamanında da şimdi de Batı’yı ve kapitalizmi ifade ediyor. Ama Başbakan bugün Akif’e sahip çıkarken Akif’in “canavar” dediği Batı’yla işbirliği için bütün dünyayı dolaştığı gibi kapitalizmin önerdiği her kurala da uymaya çalışıyor. Bunları yapıp yapmak Başbakan’ın bileceği bir iş. Yapmasın da demiyorum tabii ki ama bilmek gerekir ki gençlere önerdiği bu vizyon günümüzün gerçekleriyle pek ötüşmediği gibi kendisiyle de çelişiyor.
Ve tabii gençleri anlamak onlara huzurlu, adil ve eşitlikçi bir gelecek hazırlamakla mümkün. Onları,“ellerinde molotof olanlar”la “ellerinde bilgisayar olanlar” olarak ayırmak, kendisinin de sahip çıktığı “kim olursan ol gel” diyen bir medeniyet anlayışına uymadığı da ortada.
Şimdiden okuyucularımın yeni yıllarını kutlar, barış içinde bir 2013 dilerim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025