Erol KATIRCIOĞLU
Türkiye’yi yöneten siyasi elitlerin siyasi partileri 2011 seçimlerine giderken bir de “katılımcı anayasa” yapacağız diye seçim meydanlarında halka söz vermişlerdi. Tabii bu sözdeki “katılımcılık” lafını duyunca doğrusu bir çok kişi gibi ben de bu da nereden çıktı diye düşünmüştüm. Çünkü bırakın “katılımcılığı”, “temsile” bile imkan vermeyen bir seçim yasasını değiştirmek istemeyen bir siyasi elitin durup dururken böyle bir yerden konuşuyor olmasını anlamlandırmak zordu. Şimdi ne olmuştu da anayasayı “katılımcı” bir biçimde yapma sözü veriyorlardı?
Öte yandan, madem ki çok hoşlandıkları “temsili demokrasi” ellerindeydi ve madem ki bu sistemle “millet iradesi” parlamentoda tecelli buluyordu, o zaman yeni anayasayı da bu parlamento neden yapmasındı ki? Yani gerekli olan “meşruiyeti” neden halkın oylarıyla parlamentoya seçilmiş olan bu milletvekilleri yerine getirmesindi ki?
Böyle bir kestirme yol varken her nedense ille de “katılımcı bir anayasa” diye tutturup durdular ve hemen seçimlerden sonra da bir “anayasa uzlaşma komisyonu” oluşturdular. Fakat aradan geçen bunca zamandan sonra bugünlerde anlıyoruz ki meğer bu “temsilcilerimiz” bırakın yeni bir anayasa yapmak konusunda, yeni bir anayasa ihtiyaç olup olmadığı konusunda bile anlaşamamışlar. Nitekim gelinen son noktada öyle görünüyor ki yeni anayasa rafa kaldırılmış durumda.
Doğrusu bu yazıdaki muradım yeni anayasa konusundan çok, bu “katılımcılık” sözü üzerinde durmak.
“Temsili demokrasi”, malum, bir zamandan beri yıpranan bir yönetim biçimi. Yıpranmasının çeşitli nedenlerinden biri de, yönetmek istediği ulus devletlerin, “homojen vatandaşlardan” değil, farklı “kültürel kimliklerden” oluşması ve bu farklı kimliklerin hak ve özgürlüklerinin bu demokrasi çerçevesinde nasıl çözüme kavuşturulacağı konusuydu. Bu durum en çok 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrasında (Polonya, Macaristan vs. gibi) ulus devletlerde ortaya çıkan ya da eski kolonilerde (Uganda, Güney Afrika gibi) ortaya çıkan yeni anayasa yapma ihtiyacında gözlendi. Çünkü bu toplumlar tarihlerinde yeni bir döneme adım atacaklardı ve fakat bu toplumları oluşturan bireyler farklı kültürel kimlik talepleri olan insanlardı. Dolayısıyla karşılaştıkları sorun, yalnızca farklı kültürel kimliklerin farklı taleplerinin nasıl karşılanacağı sorunu değil ama aynı zamanda “çok kimlikli” bir toplumun nasıl yönetileceği sorunuydu.
Her ne kadar bu çabalar bu soruna genel kabul gören cevaplar üretemedilerse de yeni anayasa yapmak için gerekli olan “meşruiyetin”, anayasa yapım sürecine tüm toplumun “katılımının” sağlanabilmesiyle ancak mümkün olabileceği gibi bir anlayışın gelişmesine neden oldular. Öyle ki, bu anlayış anayasa hukukçuları arasında “Anayasada ne yazıldığından çok anayasanın nasıl yazıldığı daha önemlidir” biçiminde bir anlayış olarak ifade edilir oldu. Bir başka deyişle, ulus devlet içindeki farklı kültürel kimlikler “yeni baştan nasıl birlikte yaşarız” sorusunu en yaygın biçimde toplumun “katılımıyla” hazırlanacak olan yeni bir anayasayla diye cevaplamış oldular.
Doğrusu siyasi alanda yaşanan bu gelişmeler, toplumların daha iyi yönetilebilmesi için alınan kararlara toplumun en geniş biçiminde katılımının sağlanması gerektiğine işaret ederken, ekonomideki gelişmeler de benzer biçimde daha katılımcı bir ekonomik anlayışı öne çıkarmaktaydı. Bir başka yazıda bu konuyu daha ayrıntılı ele alacağımdan burada şu kadarını söylemekle yetineyim, bugün içinde yaşadığımız kapitalist üretim tarzı, “az sayıda insanın” her geçen gün, “çok daha fazla sayıda insanın” ekonomik hayatını belirleyen kararlar alabiliyor olmasıyla özetlenebilir. Bu durum kapitalizmin neden istikrarsız ve krizlere gebe olduğunu anlattığı gibi çözümün de yine toplumun alınan kararlara “katılımının” sağlanabilmesinden geçtiğini anlatıyor. Yeni sol siyasette katılımcılığı öne çıkaran “komünal” çözümlerin önerilmesinin altında da bence bu gerçeklik yatmakta. Yani artık “katılım” şart! Tıpkı “eğitimde” olduğu gibi. ((:
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025