Erol KATIRCIOĞLU
Hızın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmeyen var mı? Ama bizim Cumhurbaşkanımız duymamış olmalı ki tutturdu bir “Bize hız lazım!” diye söylenmeye. Maazallah, bugüne dek yaptığı bazı başarılı işlerin sonunda her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdığına bakarsak, bu hız tutkusunun onu ve arkadaşlarını götüreceği yer pek de hayırlı bir yer olmayabilir.
Bir kere Cumhurbaşkanı, demokrasilerin bir “hız rejimi” olmadığını bilmiyor. Demokrasiler, toplumun kanaatlerine göre davranan rejimler olduğundan “yavaş” işleyen rejimlerdir. Yavaş, ama genel çoğunluğun, getirilen önerilenleri hazmedebildiği ve onlara katkı sunma imkanı bulabildiği “sağlıklı” çalışan rejimlerdir. O nedenle burada “hız”dan çok toplumun “sağlığı” daha önemlidir. Bir an için düşünün, kararların en hızlı biçimde alınabildiği ( yine Cumhurbaşkanı’nın özlediği) “şirket” benzetmesinden gidersek, “kişi şirketleri” bunların başında gelir. Buna rağmen yine de insanlık, “kişi şirketinden” daha yavaş olsa da “anonim şirketi” yaratmıştır. Neden? Çünkü zamanla, üretim o denli karmaşık hale gelmiştir ki “tek adamın” aldığı “hızlı” kararlarla yönetilen işletmeler başarısız olmuşlardır da ondan. Sonuçta, kurulların ve kuralların olmasından dolayı “kişi şirketine” kıyasla daha yavaş çalışsa da “anonim şirketler” kapitalist üretimin vazgeçilmez birimleri olmuşlardır.
Eğer bu benzetmeye devam edecek olursak, bugünün şirket yapılarının, görece daha küçük olan, ve çalışanların kararlara katılabildiği türden şirketlerin daha başarılı olduğu bir yere doğru evrildiklerini görebiliriz. Tıpkı demokrasinin de daha yerel ve daha katılımcı bir yere doğru gidiyor olması gibi...
İçinde yaşadığımız kapitalist toplumun en temel çelişkisi, “az sayıda” insanın, “çok sayıda” insanın hayatlarıyla ilgili kararlar alabiliyor olmasıdır. Bir başka deyişle bugünün toplumlarında genel çoğunluk, kendi hayatlarıyla ilgili alınan kararlara katılamamakta, bu kararların alındığı süreçlerden “dışlanmış” durumdadırlar. Bu durum aslında, ne üretilecek, nasıl üretilecek ve kimler için üretilecek gibi temel ekonomi sorularının cevaplarının küçük bir sermayedar azınlık tarafından alındığı bir sisteme karşılık düşer. Böyle bir sistemin “yanlış” ve “adil olmayan” kararlar alacağı ise açıktır.
İçinde yaşadığımız kapitalizmin bu gerçeğinden gidersek, yapılacak işin, bir toplumun hayatıyla ilgili, neyi yiyip, neyi giyineceği, nasıl bir hayat yaşayacağı gibi temel kararlara katılmasının önünü açmak olacağı açıktır. Bu ön açmanın ise kaçınılmaz olarak yalnızca ekonomik alanı değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi alanları da kapsaması gerekir. Bu nedenle de ihtiyacımız olan, toplumun sesini ve kendi hayatıyla ilgili taleplerini her alanda duyurabileceği “katılımcı” bir sistemdir.
Peki bu katılımcılık nasıl sağlanacaktır? Bu sorunun en genel cevabı tüm alanları “yerelleştirmek” olarak verilebilir. Yani, ekonomik alanı da siyasi alanı da sosyal alanı da yerelleştirmek ve böylelikle de yerel insanların, (yani aslında tüm toplumun) kendi hayatlarını ilgilendiren konularda alınacak kararlara katılabildiği yeni bir sistem oluşturmak...
Yazımın sınırlarına geldiğimden burada keseceğim. Ama sanırım şu cümleleri de yukarıdaki tartışmaya eklemem gerek. Toplumun kendi hayatıyla ilgili kararlara katılımını savunmak, baştan “doğru olanın” “vaaz edilmesini” değil “tartışılır olmasını” kabul etmeyi gerektirir. Yani “biz” neyin toplum için “doğru” olduğuna dair bazı fikirlere sahip olabiliriz, ama “bizim” bu fikirlerimiz toplumun etkileşerek üreteceği fikirlerin yerine geçemez.
Hızlı değil ama sanırım sağlıklı bir topluma da böyle ulaşabiliriz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025