Erol KATIRCIOĞLU
İktidara yakın gazetelerde yazan bazı yazarların yazdıklarına baktığımızda HDP’nin Türk siyasi hayatı içinde açtığı deliğin ne kadar büyük ve derin olduğunu görürsünüz. Neredeyse Bahçeli’nin ardından hep beraber “HDP kapatılsın!” diye bağırmak üzereler. Tabii ki burada bu tepkinin nedeni HDP’nin yüzde 13 gibi bir oy almış olması değil. Bu tepkinin asıl nedeni, iktidardan düşmek bir yana anayasayı da değiştirerek başkanlık sistemine geçmeyi hayal ederken bu duruma düşmüş olmaları.
Hükümetin IŞİD derken PKK’ya saldırmasının hikayesi ise henüz aydınlanmış değil. Ülkeyi yönetmekte zorlanırlarken, “şark kurnazlığı” yapıp ABD’yi de punduna mı getirdiler, yoksa PKK konusunda ABD ile bir anlaşmaya mı vardılar henüz tam olarak bilmiyoruz. Ama, başta ABD olmak üzere koalisyon güçlerinin IŞİD karşısında PYD ile işbirliği içinde oldukları gerçeğinden gidersek aynı güçlerin PKK’nın bombalanmasına onay vermiş olduklarını söylemek açıklanmaya muhtaç bir durum.
Türkiye’nin hem ABD, hem AB tarafından “çözüm süreci” konusunda ısrarlı tutum almaları ise önemli. Hatta öylesine önemli ki belki de bütün diğer çatışma bölgelerinde olduğu gibi gerek çözüm sürecinin “tanımı”, gerek “içeriği” ve “çerçevesi” konusunda kendilerinin de sürece dahil edilmelerinin önünü açabilecek bir imkan olabilir.
Bilindiği gibi gerek İRA, gerek Bask ve gerekse Moro konularında barışçı ilerlemelerin olabilmesi uluslar arası güçlerin dahlini gerektirmiştir. Öyle ki, örneğin Filipin Hükümetine karşı, önceleri ayrılıkçı, fakat bir zamandan beri “birlikte yaşama ve özerklik” çerçevesinde mücadele veren Müslüman Moro İslami Halk Kurtuluş Cephesi’yle kırk yıldır süren savaşın bitirilmesi konusunda oluşturulmuş bulunan Uluslar arası Temas Grubu içinde İngiltere, Japonya ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Türkiye de yer almaktadır.
Tabii böyle bir deneyim içinde bir devlet olarak bulunan Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili Hükümetin bir “Türk usulü” konusunda ısrar edip uluslar arası “üçüncü göz” olarak oluşabilecek bir çözüm aracına yalnızca ( o da bir tür PR amaçlı) “akil insanlar”la yaklaşmış olması da düşündürücüdür. Bu arada burada şunu da ekleyelim ki yukarıdaki çatışma konularına başlangıçta İRA konusunda İngiltere, Bask konusunda İspanya, Moro konusunda ise Filipin devletleri aynı tepkiyi göstermişler, görüşmelere “yabancı” ülkelerin karışmasını istememişlerdir. Sözkonusu ülkeler daha sonra ise bu tutumlarından vazgeçmişler başka ülkelerin de içinde yer aldığı “temas grupları” ya da “izleme komisyonları” oluşturmak yoluna gitmişlerdir.
Hükümetin büyük bir olasılıkla “iç siyaset” kaygulu bu son çıkışı belki bir çok şeyi berhava etmiştir ama çözüm sürecinin devamı konusunda yeni bir sayfanın açılmasına da katkıda bulunmuştur denebilir. Nasıl mı?
Kürt sorununun çözümü konusunda en azından “inkarcı” politikalardan vazgeçme cesaretini göstermiş olan AKP Hükümeti, Oslo sürecinden sonra bir değişikliğe gitmiş ve çözüm süreci konusunda kendisinin inisiyatif alması, bu işe yabancıları karıştırmaması, yani “Türk işi” bir yol bulması şeklinde bir anlayışa yönelmişti. Tabii böyle bir yöneliş de sorunun çözümüne yardımcı olabilirdi belki ama Hükümetin neredeyse yalnızca “Din kardeşliği” üzerinden ya da “Hiçbir şey talep etmeyin, edecekseniz de sivil siyaset içinde edin” diyen yaklaşımı ile Kürt tarafının anlayışı ve yaklaşımı birbirini tutmamıştır. Varılan uzlaşma noktası olan “Dolmabahçe”nin oy kaybettireceğinin görülmesi üzerine de bu süreç yine Hükümet tarafından sona erdirilmiştir.
Şimdi geldiğimiz bu noktada yapılması gereken (madem Hükümet de bu iş bitmiş değil diyor) kurulması düşünülmüş ve fakat vazgeçilmiş “yerli” “izleme komisyonu” yerine “uluslar arası bir izleme ya da temas heyetinin” oluşturulmasıdır. Madem ki hem ABD ve hem de AB, “çözüm sürecinin” devamından yanalar, o zaman bu ülkeleri de çözümün parçası olmaya çağıralım. Çünkü “iç siyaset”in “kimlikçi” bir hatta ilerlemesi “uzlaşma” imkanlarını yok ettikçe “çözüm sürecinin” gerçekten bir çözüme varması da pek mümkün görünmüyor.
http://www.ortakhaber.com/abd-ve-ab-cozum-surecine-katilmali.html#.VbdltVfRlzk.twitter
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025