Erol KATIRCIOĞLU
Toplumda sinirlerin giderek gerginleştiği bu günlerde herkes bir diğerine olayların asıl sorumlusunun kim olduğunu hatırlatarak konuşma ihtiyacında. Örneğin, ‘Çözüm sürecini kim bitirdi?’ sorusuna kimileri AKP ve Cumhurbaşkanı diye cevap veriyor. Kimileri ise PKK’nin ‘ayaklanma çağrısı’ yaparak süreci sona erdirdiğini ileri sürüyor. Ya da ‘Çatışma sürecini kim başlattı?’ sorusuna kimileri PKK’nin ‘Ceylanpınar’da iki polisi öldürmesine işaret ediyor, kimileri ise içinde derin devletin olduğu ‘Suruç Katliamı’ olmasaydı böyle bir savaş da başlamazdı diyor. Dolayısıyla son günlerin olayları bu iki eksen etrafında tartışılıp gidiyor ve toplum da bu iki eksen etrafında ayrışıyor. Tabii toplumda doğal olarak toplumun ayrışmasından yana olmayanlar da var ve onlar da topluma bir tür ‘sağduyu’ öneriyorlar. Devletin yaptıklarından söz ederken PKK’nin yaptıklarından da söz etmek gerektiğini vurguluyorlar. Ya da PKK’nin yapmaması gerekenlerden söz ederken devletin de yapmaması gerekenleri vurguluyorlar. Yani diyorlar ki eğer derdimiz gerçeği görmek ve soruna kalıcı bir çözüm getirmekse iki tarafın da yaptığı yanlışları konuşmak gerekir. Gerçekten de her şeyin sorumlusunun ‘karşı taraf’ olarak ilan edilmesiyle yapılan tartışmaların kimseye bir yararı olmayacağı açıktır. Üretken ve sonuç alıcı bir tartışma böyle yapılamaz. Bir başka ifadeyle bir şeye ya ‘evet’ ya da ‘hayır’ demek biçimindeki bir mantık doğru bir mantık olamaz. Çünkü ‘gerçek’ belki de hem ‘evet’ demeyi ve hem de ‘hayır’ demeyi gerektirebilir. Bir başka deyişle, neredeyse bir özdeyiş haline gelmiş bir cümle ile ‘hayat ne yalnızca siyahtır’, ne de yalnızca ‘beyazdır’, hayat bu renklerin bir bileşimi ile aslında ‘gridir’. O nedenle de son günlerin olaylarını anlamak istiyorsak sorunu hem devlet ve hem de PKK açsısından irdelemek gerekir. Böyle yaklaşan ve topluma ‘sağduyu’ öneren bu kişiler konu çözüm meselesine geldiğinde de, ‘devletin, silah ve şiddet kullanabilme meşruiyeti olan bir kurum’ olduğundan giderek, PKK’nin ateşkes ilan etmesi ve şiddet kullanmaktan vazgeçmesi gerektiğinin altını çiziyorlar. Peki ama doğru gibi duran bu yaklaşım gerçekten doğru mu? Yani, bir tür, devlet ve PKK arasında ‘simetri’ varsayan bu yaklaşım her ne kadar ‘gerçekçi’ gibi görünse de devlet ve PKK arasındaki ‘hakikati’ açıklayabiliyor mu?
Bence açıklayamıyor! Açıklayamıyor çünkü devlet ve PKK arasındaki ilişki ‘simetrik’ bir ilişki değil aksine ‘asimetrik’ bir ilişkidir. PKK’nin bir isyan örgütü olarak ortaya çıkmasının nedeni bizatihi devlettir, devletin seksen, doksan yıllık asimilasyon politikalarıdır. Üstelik bu durum bugüne dek de değişmemiştir. (AKP’nin ‘devlet’ olmadığı zamanlarda, yani devlete ‘vesayet rejimi’ demekten hoşlandığı zamanlarda bu sorunun çözümü konusunda olumlu bir adım atmış olması daha sonra devletleşmesiyle ortadan kalkmış ve AKP bugün, gerek söylemi ve gerekse yaklaşımı itibariyle doksan yıllık vesayet rejiminin yani devletin yerine geçmiştir. O nedenle bugün itibariyle de sorumlu odur ). Dolayısıyla ‘devlet kamu güvenliğini sağlamak bakımından silah ve şiddet kullanan meşru bir örgüttür’ ifadesi teoride doğru olsa bile Türkiye gerçeğinde doğru değildir. Değildir çünkü ‘kamu güvenliğinin’ ‘sağlanması gereken’ bir durum olması bizatihi devletin bir halkın doğal ve meşru haklarını baskılaması sonucu ortaya çıkmış bir durumdur. Yani sorunu yaratan ‘devlettir’ o nedenle de çözmesi gereken de ‘devlettir’. Devlet ve PKK arasında bir ‘simetri’ kurarak konuya her iki tarafın yanlışlarını eleştirerek yaklaşmak rahatlatıcı, sağduyulu ve gerçekçi bir tutum olabilir. Ama bu tutumun ne Kürt sorununun hakikatini anlamakta ve ne de çözümünde bir yararı olacağı kuşkuludur.
http://www.ozgur-gundem.org/yazi/134108/sorunu-yaratan-devlettir-cozmesi-gereken-de-odur
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025