Erol KATIRCIOĞLU
Türkiye tarihinin en kritik dönemecine hızla yaklaşıyor. Bu dönemecin kritik olmasının nedeni siyasetin çözüm üretme imkanlarının iyice tükenmiş olması. Toplumun sosyolojisindeki parçalı yapının (Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin ve daha birçoklarının) aynı coğrafyada birlikte yaşadığı halde bir ‘biz’ duygusu üretememiş olması, yani sosyolojik kriz halinin siyasetle aşılamaması. Geldiğimiz noktada bir kez daha sandığa gidip siyasetin bu işi çözmesini deneyeceğiz ama şimdiden görünen bu işin bu kez de olamayacağı.
Vesayet rejiminin sahneden geri çekilmesi, parçalı sosyolojik yapımızın daha bir görülebilmesini sağlarken aynı zamanda siyasetin de bu sosyolojik gerçekliğimiz üzerine oturması kimlik siyaseti dediğimiz siyasetin de başını alıp gitmesine neden oldu. Türkiye siyaset alanı toplumda baskın kimliklerin siyasi partiler etrafında organize olmasıyla mevcut ‘vesayet rejimi demokrasisini ‘de ‘kimlikler demokrasisi’ haline dönüştürdü.
Sık sık yazıyorum, özünde bir kimliğin taleplerinin siyasette ifade edilmesi anlamında kimlik siyaseti gerekli bir siyaset olmakla birlikte, daha ‘biz’ olamamış bir toplumsal dokuda kaçınılmaz olarak ‘çatışmacı ve kutuplaştırıcı’ bir siyaset haline dönüşüyor. Bu seçimde de öyle görünüyor ki bu siyasi doku, ihtiyacımız olan çözümü sağlayamayacak. Özellikle güneydoğu sınırlarımızın dışında gibi görünen gerek Irak ve gerekse Suriye’de olanlar aslında bizi bu ‘biz’ olma, olabilme sorunu ile bir başka düzlemde yeniden karşılaştırıyor. Çünkü bu iki ülke halklarıyla Türkiye’nin hem din ve mezhepler üzerinden ve hem de etnik kimlikler üzerinden hala canlı tarihsel bağları var. Dolayısıyla bizim bu ülkeler bağlamındaki dış politikalarımız kaçınılmaz olarak bu kimlik bağlarından etkilendiği gibi, oralarda olanlar da bizim kimlik sorunlarımızı etkiliyor. Dolayısıyla bugün karşılaştığımız sorunlar eskisinden çok daha karmaşık.
Bütün bu kimlik siyasetinin yarattığı sorunları aşmanın tek yolu sanırım bütün kimlikleri kucaklayan, ama öyle ‘Din kardeşiyiz’ kabilinden değil de ‘haklar ve özgürlükler’ kabilinden yaklaşan demokrat bir siyasi duruştan geçiyor. Böyle bir siyasetin de çevreden gelmiş, ezilen Müslüman kesimleri büyük ölçüde temsil eden AKP’den gelmesi beklenirdi. Ama ne var ki AKP, kimlik siyasetini aşmak yerine iktidarda kalabilmenin en kestirme yolu olarak kimlik siyasetine sarılınca belki başlangıçta Arap Baharı’na sahip çıkmak bağlamında yöneldiği meşru Suriye politikası bir süre sonra Şii karşıtlığına, belki yine benzer bir nedenle başlattığı meşru Kürt açılımı politikası da yine bir süre sonra Kürt karşıtlığı politikalarına dönüştü. (Bu tavrın neredeyse doğal bir sonucu olarak da IŞİD’le bir rezonans ortaya çıktı. Ben bizdeki Sünnilerin IŞİD’le bir ilişki kurmaktan çok içlerinden bazılarının onlarla bir tür sosyal rezonans içinde olabileceklerini düşünüyorum. Tabii bu durumun, bazı Sünnilerin IŞİD’ci olmayacakları anlamına gelmeyeceği ise açık). Sonuçta yalnızca iç politikada değil ama aynı zamanda dış politikada da yönü karışan Türkiye’nin işi öylesine zorlaştı ki önümüzdeki seçimin de bu zorluğa çare olamayacağı ortada. O nedenle de ülkenin selameti açısından en doğru yol, kimlikleri aşan, kimliklerin ifade ettiği farklı değer ve fikirleri meşru gören ve parlementoda kavga yerine kardeşlik vaaz eden bir siyasi anlayışa ihtiyaç var. Bir başka deyişle çözüm böyle bir zihni dönüşümü sağlayabilmekte yatıyor ve sanırım böyle bir çaba da en çok HDP’ye düşüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025