Erol KATIRCIOĞLU
Çağımızda yaşanan toplumsal sorunların çoğunda “kimliklerin” öne çıkmış olmasının nedenlerinden birinin ulus-devlet demokrasisinin durumu olduğunu defalarca yazdım. Hâkim ulusun demokrasisi daha “demokratik” bir demokrasiyse sorunun daha kolay, “otoriter” bir demokrasiyse sorunun daha zor çözüleceğinin altını defalarca çizdim.
Oysa insanın aklına, otoriter bir yönetimin toplumda “azınlık” olan bir unsurun üzerine zor kullandığında “azınlık” olan unsurun zayıflayacağı ve dağılacağı gelir. Öyle ya “güç oyunu bozar”lafının arkasında ima edilen de bu değil midir?
Fakat çağımızdaki “kimlik” sorunları konusunda bu akla ilk gelen düşüncenin doğru olmadığını, aksine hâkim ulusun otoriter yönetimi “azınlık” unsura zor kullandıkça “azınlık” unsurun içinde normal zamanlarda yan yana gelmesi zor olan kesimlerin dahi yan yana gelmesine yol açarak kimliğin içinde bir “biz” duygusu yarattığını ve böylelikle de “kimliği” bir çelik çekirdek hâline dönüştürerek sorunun çözümünü zorlaştırdığını sık sık belirttim. Bu analizden çıkan sonucun da ulus-devlet demokrasisinin niteliğinin otoriterlikten daha demokratlığa doğru değişmesi olacağının da altını defalarca çizdim.
Ama bugünlerde Kürt sorunu etrafında olan bitenlere baktıkça bu noktayı çoktan kaçırdığımızı, bu ülkede hâkim unsurun “Kürt sorunu” denen sorunu çözebilecek bir ileri demokrasi yaratamayacağını ve dolayısıyla da bu sorunu çözemeyeceğini düşünmeye başladım. Çünkü Türkiye’de gelmiş geçmiş en güçlü iktidarın bile bu yönde bir adım atma hevesinde olmaması ve sorunun çözümünde “zor”a başvurmaktan kaçınmaması başka nasıl yorumlanabilir ki?
Doğrusu ben “Kürtlerle” (tabii daha başkalarıyla da) eşit yurttaşlar olarak birlikte yaşamanın daha anlamlı olduğunu düşünenlerdenim. O nedenle de Kürtlerin kendilerini yönetmelerine sıcak, ama Türklerden koparılmış hâlde yaşamalarına soğuk bakan biriyim. O nedenle de Kürt siyasetinin bir Türkiye siyaseti olmasını, Türklerin de Kürtlerin haklarını en az kendi hakları gibi savunmaları gerektiğini savundum. Oysa son günlerin gelişmelerinden Kürt siyasetinde ivmenin “birlikte yaşamak” ilkesinden uzaklaşma eğilimine girdiğini gözlüyorum.
Özellikle Suriye’de olan bitenler, Esad’ın Suriye Kürtlerinin yaşadıkları alanlardan çekilmesiyle başlayan süreç ve PKK’nın en yetkili ağızlarından ifadesini bulan “çatışma” iklimini bir tür “savaş”iklimine taşıma çabaları önümüzdeki günlerde tehlikeli ve her iki taraf için de acı sonuçlar doğuracak gelişmelere işaret ediyor gibi. Tabii 10 günden fazladır Şemdinli’de süren ve “normal” bir “çatışma”, ya da “normal” bir “operasyon” değil de “normal” bir “savaş”ı andıran gelişmeleri de bu gelişmelere eklemek gerek.
Oysa bizim barışa ihtiyacımız var. Barışa ve demokrasiye ihtiyacımız var. Çünkü “devletçi bir vesayetin” geriletildiği bir dönemde belki de tarihimizde ilk defa farklılıklarımızla birlikte gerçek anlamda bir toplum olmanın, olabilmenin eteğinde dolaşıyoruz. Gerçekten de ya buradan herkesin imreneceği yeni bir demokrasi üreteceğiz ya da uzun yıllar acısıyla kıvranacağımız bir cehennem.
Karar da sanırım bizim!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025