Eser KARAKAŞ
Sayın Cumhurbaşkanı'mızın “Eeey” ile başlayan hitap biçimleri malum; daha önceleri tüm parti liderleri, TÜSİAD, çok sayıda sivil toplum örgütü, komşu ülkelerin devlet başkanları, en başta Esed, vs. bu hitap biçiminden nasibini aldı.
Bu hitap biçiminin, bu uzatılan “eeey”lerin muhtemelen azımsanmayacak bir siyasi alıcısı var ki, Sayın Erdoğan'dan sonra Başbakan Davutoğlu da dönem dönem bu hitap biçimine başvuruyor.
Bu “eeey”lerden sadece komşu ülkelerin devlet adamları değil, Avrupa Birliği ülkelerinin de liderleri, başbakanları, şansölyeleri, cumhurbaşkanları da nasiplerini almıştı. Benim hatırlayabildiğim kadarıyla bu hitap biçiminden, bu nidadan, bu tuhaf seslenişten, bu ilginç serzenişten payını almayan bir Birleşmiş Milletler, bir de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kalmıştı.
Geçtiğimiz hafta bu da oldu ve Sayın Cumhurbaşkanı'mız “Ey ABD”, “Ey BM” de diyerek kimseyi bu hitap tercihinin dışında bırakmayacağını ortaya koymuş oldu. Bir cumhurbaşkanının, Sayın Erdoğan'ın bu tür hitap biçimlerini siyaseten çok yoğun kullanmasını eleştirebilirsiniz, doğrusu bana da çok trajikomik geliyor. Aradan geçen bunca süreye rağmen kulaklarımı tırmalamayı sürdürüyor ama aynı süre bana da, bizlere de Sayın Erdoğan'ın bu tuhaflıklarını küçümsememeyi öğretti galiba biraz. Sayın Erdoğan'ın bu hitap tarzının mutlaka bir parça doğallık payı da vardır, kuşkum yok ama ben bu İstanbul eski kabadayılarına özgü “eeey”le başlayan cümlelerin biraz da siyaseten hesaplı, kitaplı bir tarza tekabül ettiğini düşünüyorum . Kanımca bu tarzın bu kısmı doğal kısmının çok önünde gidiyor. Bu hitap tarzlarının siyasi getirisinin bugüne kadar Sayın Erdoğan'a negatif bir siyasi maliyeti olduğunu söylemek mümkün değil ama bu malum ve ilginç tarzın ABD'ye, Rusya'ya, AB'ye de teşmil edilmesinin ne gibi siyasi sonuçlar vereceğinin iyi de düşünülmesi, analiz edilmesi gerekiyor.
Hitap tarzının getiri ve maliyetleri
Matematik, özellikle matematik mantığı sadece matematik ya da fizik için geçerli değildir; matematik mantığın toplumsal olaylara, olgulara uygulanması çok önemli sonuçlar üretir. Bu satırların yazarı Sayın Cumhurbaşkanı'mızın “Eeeey ABD” seslenişinin mutlaka önemli bir matematik analizinin yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyor. Sayın Cumhurbaşkanı ya da danışmanları da böyle bir matematik mantık analizi yapıp mı bu seslenişleri hayata geçiriyorlar, emin değilim ama olabilir. Bir danışman grubu bu durumun, bu hitap tarzının getirilrinin yani siyasi artılarının maliyetlerinin yani siyasi eksilerinin önünde olduğunu düşünebilir. Benim kanaatim ise özellikle bu hitap tarzı ABD'ye kadar uzandığında orta vadede Türkiye için çok yararlı olmayacağı istikamtinde.
“Eeeey”lerle başlayan hitap tarzının getirileri ve maliyetleri var. Bunlara kısaca bir göz atmakta yarar var. Türkiye milliyetçilik, ulusalcılık damarı çok kuvvetli bir ülke. Bu durumun mutlaka çok farklı açıklamaları var, bu konulara detaylı bir biçimde girmek istemiyorum. Olağanüstü bir iletişim ve saydamlık çağında kişi başına gelir düzeyi ve verimlilik olarak ABD'den altı kat, Avrupa Birliği ortalamasından da yaklaşık dört kat geride kalmış olmak muhtemelen geniş kitlelerde büyük sıkıntılar yaratıyor. Bu fark Türkiye ile bu ülkeler arasındaki mevcut verimlilik farkını yansıtıyor. Türkiye'nin Avrupa ülkelerine oranla milliyetçilik kavramıyla en son tanışan ülke olmasının bu duygunun hâlâ çok ergence yaşanmasının da muhtemelen başka bir nedeni. Avrupa Birliği'nin Avrupalı olma kriterini ne kadar karşıladığı belirsiz muhteris ama yetersiz bir iki devlet ya da hükümet başkanının da bu konuda ciddi sorumluluğu var. Milli denen eğitim sisteminin yetersizliği nedeniyle ulusalcı tezlere çok fazla yüklenmesinin hepimiz üzerinde yarattığı olumsuzluklar da işin cabası. Başka çok vahim nedenler de sıralayabiliriz. Tüm bu olumsuzluklar havuzunda siyasi anlamda popülist bir siyasetçinin ABD'ye “Eeeey Amerika”, Avrupa Birliği'ne de “Eeeey Avrupa” diye hitap etmeyi tercih etmesi büyük bir sürpriz değil. Bu tarzın oy patlaması, oy maksimizasyonu yarattığı açık. Mesele siyaseten popülist lider için bu oy maksimizasyon konusu ile de sınırlı değil. Popülist milliyetçiliğe yaslanarak oy maksimizasyonu sağlayan lider ya da parti görünürde bir ölçüde bir siyasal istikrar ortamı da sağlar gibi oluyor ve bu görünürdeki, virtüel, sanal siyasal istikrarın yine lider ve partisi için pozitif dışsallıkları oluyor. Bu oy maksimizasyonu ve buna bağlı virtüel istikrar meselenin bir ayağı ama lider ve partisi için olumlu görünen ayağı.
“Eeeey”leri tercih eden liderler istikrarı olumsuz etkiliyor
Ancak, meselenin bir ayağı daha var, bu ayak da “Eeeey Amerika”ların hepimiz için olumsuz ayağı. Bu olumsuzluk orta ve uzun vadede popülist lider ve partisini de vuracak ama genel kuraldır, siyasetçi daima kısa vadeyi orta ve uzun vadeye tercih eden insandır. Şunu unutmayalım, Türkiye ekonomisi dünya ekonomisinin yüzde biri, ABD ekonomisinin de yaklaşık yirmide biri. Türkiye ekonomisi AB ülkeleri ekonomilerinin toplamının da yine yirmide biri. Böyle bir mukayeseli ortamda “Eeeey” ile başlayan hitap, sesleniş tarzlarının, yabancı ülke yöneticileri tarafından çok ciddiye alınmasa bile, çok belirgin gerginlik maliyetleri var . Bu da en fazla sermaye finans piyasalarında hissediliyor. Liderlerinin sürekli olarak finans dünyasının lider ülkelerine “Eeeey” ile başlayan hitap, sesleniş ve hatta tehdit tarzının “Eeeey”leri çok seven liderleri olan ülkelere küresel kaynak, tasarruf akışını olumsuz etkiliyor. Bu durum da “Eeeey”leri tercih eden liderlerin ülkelerinin büyüme oranlarını ve böylece de siyasal ve ekonomik istikrarı olumsuz etkiliyor. Bu konuda “Eeeey Amerika” hitap tarzının ilk ve en önemli olumsuz sonucu. Başka olumsuzluklar da, mesela sınırların kontrolünün güçleşmesi gibi, saymak mümkün. Siyaset, küresel siyaset nihai analizde bir güç dengesi olarak tanımlanabilir ve bu gücün temel kriteri de ülkelerin küresel katma değer üretimi içindeki payı tarafından belirleniyor. Cumhurbaşkanı'nın “Eeeey”leri çok sevdiği ülkesinin küresel ekonomi içindeki payının da yüzde bir olduğunu sevimsiz bir gerçek olarak tekrar hatırlatalım.
“Eeeey Amerika”nın matematiği dediğimi de bu iki farklı vektörün, eğilimin ortaya çıkardığı bileşke ya da sonuç. “Eeeey”lerin bizim gibi ülkelerde oy artırdığına, bu oy artışının lidere büyük bir siyasal güç verdiğine kuşku yok ama öte yandan da başka bir kuvvet devreye giriyor. Bu “Eeeey”ler ülke ekonomi ve siyasetini küresel dengelerin biraz dışına itiyor ve bu dışa itilmenin de azımsanmayacak ekonomik ve siyasal maliyetleri mevcut.
Türkiye devletinin yöneticileri şimdilik bu iki temel kuvvetten oy maksimizasyonu üreten “Eeey”li kuvveti, vektörü tercih etmiş görünüyorlar ama bu tercihin dışlanma maliyetlerini ne ölçüde hesaba katıyorlar, emin değilim. Zaman bize bu iki kuvvetten oluşan bileşkenin yönünü gösterecek ve bu satırların yazarı da dışlanma maliyetlerinin popülizm getirilerinin çok üzerine çıkacağından çok endişeli.
ZAMAN
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
18.12.2025
8.12.2025
1.12.2025
26.11.2025