Eyüphan KAYA
Yakın tarihte böyle bir başlığı Roboski ile ilgili bir yazı için kullanmıştım, fakat gerçeği dile getirmek gerekirse Suriye için bin ah çekilse bile azdır. Biz iki yıldır 34 canımıza ağlıyoruz ancak Suriye’deki savaş değil yakın tarihin beki de asrımızın en dertli savaşıdır.Öldürülen insan sayısı 34 bin değil 134 bin değil fazla fazladır bile…
Bütçesinin %90’nını askeri harcamalara ayıran, El Muhaberata harcayan Esat rejimi devleti militarist hale getire getire sathı Suriye’yi savaş alanı haline getirdi. Bu gün yarın derken savaş dördüncü yılında, yüz binlerce vatandaşını öldürdü, milyonlarca vatandaşı mülteci duruma düştü, şu anda Suriye’de kim kimi asıyor kesiyor belli değil ve Suriye yaşanmaz bir hale geldi.
Birkaç ay önce “Suriye Serserileri” başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. Malum bu savaşta Rusya, Çin, İran ve Lübnan Hizbüllahı Beşar Esad’ı oyuna getirdiler. Şimdi Suriye’de Esat mı galip geldi, maalesef Suriye’nin tek galibi varsa bunlar da silah tüccarları ve orta doğunun geleceği üzerinde planlar kuran xunxar(kan emici) devletlerdir. Çini, Rusya’yı anlarım, ABD’nin pasif taraftarlığı da bana tuhaf gelmiyor ama İran’ın bu savaşa seyirci olması, Lübnan Hizbüllahı’nın Suriye’nin yanında yer alması beni derinden kahrediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu sürecin barışçıl bir tarzda ilerlemesi için çok çaba sarf etti ama olmadı. Esat Mütedeyyin bir Müslüman değil ki Dindar bir demokrat olan Recep Tayyip Erdoğan’ın dilinden anlasın. Eminim şu anda bin pişmandır ama son pişmanlık fayda vermez önemli olan kriz masasına sıra gelmeden risk analizine kafa yorabilmektir. Bu savaş. ülkeme ne getirir ne götürür hesabımı yapan bir kimsenin kriz masasında hasar tespit çalışmasına zaman ayırmaya ihtiyacı olmaz. Savaş vizyondan yoksun kimselerin işidir. ABD gibi. baksanıza nereye hücum ederse oranın kin ve nefretini kazanıyor. Yakın tarihte de sonunu getirecek, buna da inanıyorum.
Birleşmiş Milletler artık ne zamana kadar 5’li çetenin ağzına bakacak? 193 üyeli birleşmiş Milletler örgütü artık bu zulme “dur!”diyebilmelidir. Hele bakalım Cenevre-2’de neler olacak? Bu süreçte dünya öyle laubali davranıyor ki. “Bunlar bir araya gelse ne yazar?” diyesi gelir insanın.
Eğer Suriye için bir barış isteniyorsa Suriye bir federatif yapıya kavuşmalıdır: en az üç federasyonlu bir devlet halini almalı ve Kürt bölgesi, Özgür Suriye Ordusu taraftarları ve Şam yönetimi olmak üzere üç bölgeli bir yönetime kavuşturulmalı ki bir nebze insanlar rahat edebilsin yoksa ikinci bir ırak sendromu Suriye’yi bekliyor.
Rojava’da bir Kürt bölgesi oluşacak diye orda da yine militarist bir güç şimdiden dişini göstermeye başladı, etkili olmaya çalışıyor, tabiki PYD’yi kast ediyorum, daha devlet olmadan kendisi gibi düşünmeyen Kürtlere gözdağı veriyor, aman Allah’ım nedir insanlığın bu militarist güçlerden çektiği. Alem bilsin ki Rojava Kürtlerindir ama PYD’nin değil. Ayrıca orta kısmını ÖSO’na vereceksiniz ve Suriye’nin güneyi de Şam yönetimine kalacak başka türlü Suriye’ye huzur getirmek mümkün değil ayrıca şimdiye kadar Suriye’nin aldığı darbe bile Suriye’yi en az çeyrek asır geriye götürdü desem yanılmam herhalde.
Maalesef insan olarak bu sendromu, bu vahşeti izlediğimiz halde yetersizliğimin mahcubiyetini yaşıyorum sadece benim gibi vatandaşlar mı? Baksanıza Başbakanımız avazı çıktığı kadar dünyaya seslendiği halde yine kayda değer bir etki bırakamadı.
NATO, BM gibi demode olmuş kendini sorgulamaktan aziz sözüm ona barışçıl örgütler artık adalete hizmet etmekten yoksun hale gelmiş örgütlerdir. Belki bir zamanlar, soğuk savaşın yaşandığı zamanlarda dünya üzerinde bir etkileri vardı fakat bu gün yetersiz duruma gelmişler. Tabi yeryüzünde başka başka zulümler de yaşanıyor, velhasıl dünya yaşanmaz hale geldi ve birbirinden çok etkilenir bir hal aldı. Dolayısıyla BM Örgütünü Dünya İstişare kurulu(DÜİK) ile yer değiştirmek ve sembolik durumda çalışmalar yapan ancak belli bir olgunluğa ulaşmış İslam İşbirliği Teşkilatını(İİT) işlevli hale getirmeden bu tek uçlu, maddeye dayalı, insani değerden yoksun 193 üyeli olduğu halde beş üyenin ağzıyla kararlar alan BM gibi oluşumlar dünyaya huzur kazandıramazlar. Ey dünya Yaratanına dön!.. “ben yaparım, ben ederim” diye diye yeryüzünü yaşanmaz hale getirdin.
Artık yeter!..
İmdat Ey Yüce Rabbim demekten başka elimden ne geliyor ki? Sana sığınıyorum ya ilahelalemin. Bir çıkış yolu ihsan eyle…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2020
26.08.2019
20.08.2019
17.06.2018
17.04.2018
11.03.2018
25.10.2017
16.10.2017