Gürbüz Çimen
Değerli okuyucularım, yeni konseptteki yazılarım sosyal medya üzerinden epeyce dikkat çekti ki, siyasetten uzak ve daha toplumcu gerçekçi yazılar yazma fikrinin doğru olduğu kanaatine bir kez daha yakınlaştırdı beni...Sağ olun var olun, bugünkü konumuz da aslında yıllardır düzeltemediğimiz bir konu...Kadın-Bayan sorunsalı...Bir de benden dinleyin bu soruna ne gibi çözümler bulduk.
Bu başımıza gelen basit bir algıda seçicilik durumu mudur? Aklımızı taktığımız bir konu, acaba devamlı dikkatimizi de çeker mi oldu? Yoksa aslında söz konusu olan bir artış mı? Salt, biz ona takmadık da o her yerden karşımıza mı çıkıyor? Önce meselenin ne olduğu: Kadın kelimesinin geçeceği her durumda, onun yerine “bayan” kelimesinin tercih edilir olması.
Siz bugüne kadar bu konuya bizim kadar takmamışlardan iseniz de bugünden sonra biraz dikkat etmeye başlarsanız emin olun meselenin içine girmekte fazla zorlanmayacaksınız. Çünkü örnekler gerçekten de muhtelif: Eşinden bahsederken “ev bayanı” diye bahseden erkek, başvuru formlarında cinsiyet hanesine baktığınızda karşınıza çıkan “erkek-bayan” ifadesi, giyim mağazalarında erkek reyonlarının karşılığı olan bayan reyonları, matematik sorularında çıkan erkek-bayan problemleri, başlığı “şu bayanlara bakın” olarak gönderilen e-postalar, “kadın şoför bayan polise çarptı” haber manşetleri, doktor muayenesi sırasında ‘bebek bayan mi?‘ diye soran anneler, kaç çocuğu olduğunu sorusuna “iki-bir erkek, bir bayan” diye cevap veren babalar, ‘bu türkü ne anlatıyor?’ diye sorulduğunda ‘bir bayan üzerine’ açıklamasında bulunanlar, “dünya bayanlar günü kutlu olsun” ya da “bütün bayanların kadınlar gününü kutlarım” temennilerini iletenler, “ben bütün bayanları seviyorum, sonuçta benim annem de bayan” diye açıklama yapanlar ve daha niceleri...
Yukarıda bahsi geçen durumlar ya bizim kendi gözlemlerimize dayanıyor, ya da yaptığımız gazete taramasında rastladığımız yazılara.Ve sizi bilemeyiz ama biz bu işten gerçekten çok baydık! Bugün geldiğimiz noktada “bayan”ın kullanımı dil içinde nerdeyse tamamen normalleşti, algı radarlarını çoktan aştı, geçti. Biz kendi çevremizde buna karşı çıktık, eşimiz dostumuzu düzeltmekten geri durmadık. Ama karşılığında beklemediğimiz bir tepki aldık. Bize bayan kelimesinin iyi niyetli bir “kibarlık” sebebi ile kullanıldığı, bunun fazla büyütülmemesi gerektiği söylendi. Oysa bu özrü kabahatinden büyük bir cevap. Çünkü burada bize aslen söylenen kadın demenin ayıp olduğu ki mesele de zaten asıl burada. Ve görünen o ki biz bu süreci seyretmeye devam ettiğimiz sürece bu kadın olmayı ayıplama hali toplumsal olarak ve fütursuzca devam edecek.
Sonuçta bizim gördüğümüz tek başımıza bu işin içinden çıkamayacağımız. O yüzden sizden bir ricada bulunmak istiyoruz. Lütfen kadınlığınızı daha fazla kaybetmememiz konusunda bize siz yardımcı olun. Diliniz sürçüp yanlışlıkla bayan demeyin, diyenleri siz de düzeltin, “bazıları kendilerine kadın denmesinden hoşlanmayabilir” diyecekleri sorgulayın, “kadın olmanın, kadın denmenin nesi, niye ayıp olabilir ki?!” diye siz de karşılık verin, ısrar edin, pes etmeyin, vazgeçmeyin, susmayın. Bu itirazları çay sohbetlerinizde, okuldaki derslerinizde, bayram ziyaretlerinizde, vapur yolculuklarınızda, iş toplantılarınızda tekrar tekrar dile getirin. İlk basımı 1987’de yapılan Duygu Asena’nın ünlü romanı “Kadının Adı Yok”un son baskısını “Bayanın Adı Var ” olarak yapılacağı bir duruma gelmeyelim. Siz kadınlar o günlerden beri pek çok şeyin değişmesini talep ettiniz. Bunların kimisini elde ettiniz, kimisini edemediniz ama derdinizi anlatmaktan da hiç vazgeçmediniz. Ve bunları adına yaptığınız şey aslında kadınlığınızın ta kendisi idi. Oysa şimdi onca yıldır pek çok şeyin değişmesini adına talep ettiğiniz en temel şey, isminiz , göz göre göre elinizden alınıyor. Sahip olmaktan gurur duyduğunuz kadınlığınız onun bunun dilinde “adını söylemeye utanacağımız o şey” türü ne idüğü belirsiz bazı kodlamalara heba olup gidiyor.
Lütfen bu meseleyi bizimle beraber ciddiye alın. 8 Mart “Dünya Bayanlar Günü”, ev kadınları “ev bayanları”, doğmamış bebekler “bayan bebek”ler olmasın. Bugünden itibaren her durumda tekrar edelim: Asıl (Bay)an Sizsiniz, Biz Kadınız!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.05.2015
18.02.2015
28.01.2015
22.12.2014
20.10.2014
27.09.2014
11.09.2014
12.08.2014
11.07.2014
26.06.2014