Gürbüz ÖZALTINLI
Gecenin yarısında ikinci defa izledim. İlkinde de karman çorman duygular arasından en çok, insanın ruhuna kılçık gibi yapışan bir eziklik kalıyordu geriye. İçimi yokladım. Utanç orada öylece duruyordu.
Çocukluğumda beni de herkes gibi, Yeşilçam’ın veremli kızları ağlatırdı. Keşke hep onlara ağlasaydık. Rıfat’ın film daha başlarken dediği gibi “İnsan hep çocuk kalmak istiyor. Çünkü hayat, sadece çocukken hayat.”
Rıfat’a bu sözü söyleten gerçeği bilmek demiyorum hakikaten bıçak gibi hissetmek için bir 60 dakikaya ihtiyacınız var.
Bûka Baranê
Kürtçede gökkuşağına “bûka baranê” denirmiş. Bûka Baranê, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı küçük bir Kürt köyünde 1980’lerin başında dünyaya gelmiş Kürt gençlerinin hayatlarını anlattıkları bir belgeselin ismi olarak çıktı karşıma; oradan öğrendim anlamını. Kürt çocuklarının yumuşacık seslerinin size taşıdığı hayatlar karnınıza yumruk gibi oturuyor. “Bilmenin” ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Öğrenmeyi öğreniyorsunuz.
Ne ateşli bir propagandistin kılıç gibi sözleri, ne aklı erenlerin derinlere inen kalemleri, ne de soğuk suratlı stratejistlerin süzülmüş kavramları, savaşı bu hakiki insanlar kadar çıplak anlatabilir. Zulüm ve savaş gerçeğiyle aramızdaki mesafeyi oralardan kapatamayız. “Basit” ve gerçek seslere ihtiyacımız var. Bilmek için, anlamak için, utanmak için, o günümüzü “zehir etmek” için “bûka baranê”lerle yüzleşmeyi göze almak gerek.
30 yılımız “düşük yoğunluklu savaş”la geçti. Ne büyülü bir söz değil mi? “Düşük yoğunluklu savaş”... Nasıl da konsantre! Hangi soğuk aklın ürünü acaba? İlk kim buldu? “Savaşın sürdürülebilir olduğunu” anlatıyor. Meseleyi büyütmeyelim diyen bir hâli var. Bize uzak bir kötülük; baş edilebilir bir sorun... Öyle mi?
“Evet devlet bir takım hatalar yapmış olabilirdi”... “Pislik yedirmek densizlikti”... “Kurunun yanında yaş da yandı”... “Köyleri yakıp boşaltmadan bu iş nasıl halledilecekti”... “İyi de Kürtler bu memlekette cumhurbaşkanı bile oluyorlardı”... “Dış güçlerin komplosuydu”... “Bölünmeye rıza mı gösterecektik”...
Bu körleşmeye, bu nasırlaşmış ruha bir belgeselin sihirli değneği dokunsun hayat bayram olsun düşleri kurmuyorum elbette.
Sözüm iyi insanlara.
Gerçeğin gözünün içine bakmak
Her şeyi biliyorduk değil mi? Yasaklardan, işkencelerden, faili meçhullerden, cesetlerin marşlar eşliğinde panzerlerin arkasına bağlanıp caddelerde sürüklendiğinden, Yüksekova çetesinden, köy yakmalardan, koruculuktan, JİTEM’den, ... Hep haberdardık. “Düşük yoğunluk” bilgimiz dâhilindeydi.
Ben derim ki bir de bunları Kenan’dan, Necip’ten, Mansur’dan, Aysun’dan, Özay’dan, Azad’dan, Özgen’den, Rojhan’dan, Alaattin’den dinleyin.
» “Okulda hiç bilmediğimiz bir dille karşılaştık. Kürtçe yasaktı. Sanırım hayatımızın sonuna kadar kullanacağımız Türkçeyi öğrenmemiz için öğretmen yasaklamıştı aramızda Kürtçe konuşmayı. Okul bahçesinde de Kürtçe konuşmazdık. Fakat Türkçe de konuşamazdık. Bilmiyorduk çünkü. Aslında biz hiç konuşmazdık.”
» “Öğretmen isimlerimizi değiştirdi. Rojhad İsmail oldu. Özlem, İpek; Serbest, İrfan; Azad, İzzet. Özlem’le Serbest, İpek ve İrfan olarak kaldı. Azad, İzzet’i daha yeni değiştirdi. Bense Rojhad’da kaldım. Nüfus idaresindeki bir akraba halletti sanırım bu işi. Çevirmelerde kimliğime bakar ismimi telaffuz edemezdi askerler. Bu ne Kürşat mı, Reşat mı kim koydu sana bu ismi der, kimliğimi suratıma fırlatırlardı. Rojhad olduğum için çok dayak yedim.”
» “Oyunlarımız değişti. Boş kovanlarla bilye oynardık. Birbirimizden borç mermi kovanları alırdık. Hele patlamamış bir mermi bulmuşsan sen artık en birinciydin.”
» “İnsanın en güçlü gördüğü insan babasıdır. Ben babamın askerler tarafından köy meydanında kafasının kırıldığını gördüm. Babamın 80 yaşında amcasını yere yatırıp 20 yaşında bir askerin sırtında zıpladığına şahit oldum.”
» “Biz insanların hastalıktan kalbi durur ölür zannediyorduk. Başka insanların da bizi öldüreceğini öğrendik. Bu çok etkileyici oldu.”
Devam etmeyeyim. Ne yapsam olmaz. Kuru, bildik şeylerin tekrarı gibi gelir. Siz onlardan dinleyin. Bildiğiniz her şeyi bir de onlardan öğrenin.
Sağlam bir tokada hazır olun. Biliyorum içiniz sızlayacak. Ama buna değer.
Yaşayan insanın sesi; onun göz bebekleri. Galiba hakikatin daha güçlü bir kamçısı yok.
Bûka Baranê için, Dilek Gökçin, Murat Çelikkan, İrfan Aktan ve arkadaşlarına şükran duyacaksınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023