Gürbüz ÖZALTINLI
Kendi gerçeğimiz üzerine yürüyen tartışmada, tüm toplumun üzerinde anlaşabileceği tek bir cümle kaldı: “Ülke birbirini anlamayan; öfkeli; tehditkâr bir kutuplaşmanın içindedir”.
Herkes bundan yakınıyor ve sorumluluğu karşı cephede arıyor.
Aslında bu, “değişim” dediğimiz yıkım sürecinin yarattığı doğal bir patoloji. Yerleşik düzen alt üst olurken; kudret sosyolojik- siyasal yapılar arasında el değiştirirken, güçlü bir “ötekileştirme”nin önüne geçilebilmesi mümkün değil. Yeni gelenler, “mağduriyet” yaratan özne olarak eskileri; eskiler, kendi düzenlerinin meşruiyet kodları üzerinden yenileri ötekileştirirler.
Biz bu kaçınılmaz evreyi oldukça sert yaşadık.
Bu, “yıkım” için ne kadar kaçınılmaz ise; “yeniden inşa” için o kadar tehlikeli bir iklim. Kendisini yönetemeyen; ortak bir “meşruiyet normu” üretemeyen; çatışmacılığı kalıcılaştıran bir toplumun hangi parçası olursanız olun; ister“çoğunluk ve iktidar”, ister “azınlık ve muhalefet”… Kazançlı çıkmanız imkânsızdır.
Nedeni basit: Ortak meşruiyet üretememiş bir toplumda yönetenler giderek artan dozda şiddete başvurmak zorunda kalırlar. Şiddet, sadece muhatabına zarar vermez; onu kullananı da zayıf düşürür. İnsanları şiddetle birbirine bağlayamazsınız. Uçurumları büyütürsünüz; yer altını güçlendirirsiniz ve her türlü küresel oyunun kendisine alan bulduğu bir yumuşak karınla yaşamaya mahkûm olursunuz.
Ortadoğu… Şiddet cenneti… Bir tane güçlü iktidar var mı? Üstelik Türkiye’yi bir Ortadoğu ülkesi gibi yukarıdan aşağıya otoriteye-yasaklara-cezalara abanarak uzun süre yönetmek imkânsız. 200 yıla yaklaşan modernleşme tarihinden geliyor bu ülke.
***
Gelmek istediğim nokta şu: Türkiye yeniden şekillenirken hala bu kutuplaşmayı veri alıp onu tırmandırmak üzerine kurulan söylem ve siyasetler tek kelimeyleyanlıştır. Hangi kutuptan olunursa olunsun; kendi içine bakmayı “zaaf-kararsızlık-ihanet” olarak kodlayan; hiç hakkaniyet gözetmeksizin her koşulda karşı cepheye yüklenen; kendi cephesini “dava/düşman” ikiliği üzerinden “savaşa çağıran” dili dengeleyecek bir ağırlık merkezi oluşturulmaya çalışılması gerekir.
Hiçbir kesim, yürüttüğü sertlik ile diğer kutup içinde bir ılımlılık etkisi yaratamaz. Arada, yıkım sürecinin ürettiği ses geçirmez duvarlar var. Her kesimin bu sesleri kendi içinden yükseltmesi gerekiyor. Sesler büyüdükçe duvarlar küçülecek; “karşı tarafa” da ulaşabilecektir. Kategorik karşıtlık içinden bakanlar “karşı tarafta”oluşan farklı tutumları görebilir olacaktır. Böylelikle karşıtlıkları değil ama düşmanlıkları; rekabeti değil ama savaşı bitirebilecek medeni köprüler inşa edilebilecektir.
Kuşkusuz bu çok güç bir iş. Tribün baskısına; ağır hakaretlere; en hafifinden, alkış almaya alıştığınız çevrenin burun kıvırmalarına direnecek bir cesaretiniz olmalı. Hem muhafazakârlar, hem seküler kimlik dünyası ve hem de Kürt toplumu için çok sancılı bir tercih alanı bu. Kutuplaşmış bir toplumda, “dava! insanlarının”; “hain dedektörlerinin”, “ külyutmaz! cephe savaşçılarının” sesi güçlü çıkar.
***
Gerçekten toplumsal bölünmeden, ötekileştirmenin ağır dozundan şikâyetçiyseniz…
Şunu önerebilirim…
Öncelikle, Türkiye yeniden kurulurken “karşı tarafı” etkisizleştiremeyeceğinizi; onlarla barış içinde yaşamanın zorunlu olduğunu kabul etmekle başlayın işe. Aidiyet tarafınızda, kim sesiyle kalemiyle karşı tarafı tasfiye hayallerine en sert yatırımları yapıyor; kim ılımlı ve kendi dünyasına da yönelebilen hakkaniyetli bir eleştirel dil kullanıyor… Buna bakın. O sesi dikkate alın. Ezilmesine izin vermeyin.
Kavgayı kimin başlattığı; kimin haklı olduğu sorusuna değil; nasıl yumuşatılacağı sorusuna odaklanın. Buna dair cevabı olmayan kavga ajitatörlerine (kulağınızı kapatamıyorsanız bile) en azından cesaret vermeyin.
Yerim bitti.
Ama bu konu çok daha geniş tartışılmayı hak ediyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023