Gürbüz ÖZALTINLI
Yunanistan’ı kim batırdı? Bu soruya biz neredeyse oybirliğiyle bir cevap bulmuş gözüküyoruz. En azından ben memleketi terk ederken, en popüler görüş, “Yunan halkının, AB fonlarıyla cırcırböceği hayatı yaşadığı ve uluslararası krizle birlikte kış geldiği” yönündeydi. Doğrusunu isterseniz; ürettiğinden fazla tüketen, politik rekabetin popülizm üzerine yürüdüğü, verimsiz kamu istihdamının ağır bastığı bir ekonominin gelip duvara yaslandığı düşüncesine itiraz etmek kolay gözükmüyor. Siyasette popülizmin hâkim olduğu toplumlarda, sarsıntılı bir hasar tecrübesi yaşanmadan gidişi tersine çevirmenin zorluğu, yabancısı olduğumuz bir konu değil. Ancak, bu popülist politikaların sorumluluğunun kime ait olduğu; faturayı ödeyenlerle, kaynakları ceplerine indirenlerin adaletli dağılıp dağılmadığı tartışması daha derin bir konu.
Ben kimin bu ülkeyi yere serdiğini söyleyemem. Ama, kimlerin sorumlu tutulamayacağını galiba biliyorum: Ada kadınları...
On gündür adalarda dolaşıyoruz. Küçücük köylerde; köy bile diyemeyeceğiniz ada köşelerinde o“tembel Yunan insanlarının” ne mucizeler yarattığını görmenizi isterim. Pırıl pırıl boyanmış iki katlı mavi-beyaz yapılar, sardunyadan ortancaya her tür Ege bitkisinin neşelendirdiği şahane bahçeler, renk renk saksıların dizildiği, taş döşeli, tertemiz, daracık sokaklar.
Bütün bunlarda; herhalde iyi düşünülmüş turizm teşviklerinin, en iyi satılan ürünlerden birinin estetik bir çevre olduğunu fark eden koruma politikalarının payı büyük. Ama, hiçbir siyaset ya da dış fon,Kos’ta Zorba’nın, Marithi’de Panthelis’in ya da Nisiros’ta Andriotis’in olağanüstü lezzetlerini yaratmaya yetmez. Onların ardında, Yunan kadınlarının olağanüstü emeği ve becerisi var.
Geçen yıl, en popüler adalardan, kuytularda kalmış balıkçı köylerine kadar birçok yere girip çıkmıştık. O zaman fark etmemişiz. İlk kez bu yıl, Panthelis’in gerçekten benzersiz sofrasına oturduğumuzda, servis yapan genç adam, yemekler ve harika bahçe üzerine konuşurken “Her şey benim annemin emeğiyle olur burada. O iyi bir bahçıvan, büyük bir aşçı ve bizim patronumuzdur”dediğinde yeni bir göz edindik. Derken, Kos’ta Zorba’nın garsonuna önceki yıl yediğimiz bir yemeği tarif etmeye çalışırken, “Ben bilemem 30 yıldır mutfakta annem var. Ona sormam gerekir”cevabını alınca bir istisna olmadığını düşündük Phantelis’in. Dün akşam, Nisiros’ta limanın üstündeki Astra Deni restoranının genç garsonu önümüze bildiğimiz lor peynirini koyduğunda nasıl hayalkırıklığına uğradıysak, annesinin kızartıp önümüze servis ettiği sübyeye loru sürerek yememizi önermesi üzerine yakaladığımız lezzete öyle şaşırdık. Biraz önce de yine bu adada, neredeyse bütün Ege’ye tepeden bakan 10 masalı Andriotis’in garsonunun, karısıyla annesinin birlikte çalıştığı mutfaktan kapıp önümüze koyduğu kuzu güvece bayıldık.
Aileler başarıyor bu işleri. Erkekler serviste. Kadınlar, onları ve herşeyi yönetiyor. İşletmeler büyüdükçe, işe sermaye karıştıkça, roller değişiyor. Güzel kızlar servise, erkek aşçılar mutfağa geçiyor. Atina’da, tavernaların çoğunda, ne erkek garsona rastlıyorsunuz, ne de mutfakta 30 yıldır çalışan“annelere”. Fakat, orada bir Phantelis bulmanıza da sanırım imkân yok.
Adaların Yunanistan’ın sırtında bir “yük” olduğuna ilişkin tezleri duymuşsanız, bu küçük aile işletmelerine yaptığım güzellemelere itiraz edebilirsiniz. Santorini, Mykonos gibi “dev”lerin aksine, giderek göç veren bu uzak köşelere merkezden götürülen hizmetlerin maliyetli olduğu söyleniyor.Santorini ve Mykonos’a her gün binlerce yolcu taşıyan gemiler yanaşır, Avrupalılar hesapsızca para akıtırken, bu “isimsiz” adalar bizim gibi makarnaya talim eden üç beş kişilik yelkenlileri bekliyorlar. Buralara aktarılan kaynaklar olmasaydı, belki bu ailelerle tanışma imkânımız da olmazdı, bunu bilmiyorum. Fakat bu, yine de o kadınların olağanüstü emeğine saygı duymamı engellemiyor. Oluk oluk kaynak aktarılan Yunan ordusunun, polisin ya da her bir iş için istihdam edilen çok sayıda kamu personelinin ne işe yaradığını pek bilmiyorum. Ama, o kadınların neler yaptığını gördüm.
Diyebilirsiniz ki, “kadınlar yaratır, erkekler yönetir”. Hele, “mutfağa kapanmış” kadın figürü, gözünüzde, cinsin iktidarsızlaştırılmasını temsil ediyor olabilir. Ama, görünen hiç de öyle değil. Bunların her biri kalifiye emek isteyen aile işletmeleri ve kadın bu emeğin üreticisi olarak o küçük dünyanın merkezinde duruyor. Doğurup yıllarca emek verdiği çocukları da şimdi onun yarattığı bu küçük mucizede çalışıyor.
Şunu söylerseniz bütün kalbimle hak veririm: Çocuk yetiştirmek, yemek yapmak, bahçe düzenlemek ve ancak bu ağır yükün bir “ödülü” olarak “sözü dinlenir” olmak... Erkeğin ayrıcalığını bundan iyi ne anlatır...
Bu, kendi cefalı dünyalarını yöneten güçlü kadınlara baktığınız zaman düşünüyorsunuz: Acaba hangi“otorite” onlara, kaç çocuk yapacağını, kürtaj olup olmayacağını, sezaryenden kaçınması gerektiğini“öğüt verebilir”?
Diyeceksiniz ki, bu “öğütler” bizim diyarlarda kadınlara değil, erkeklere veriliyor.
Çünkü, bu sesin ulaştığı hayatlarda kararları kadınlardan çok erkekler veriyor.
Ben bu tür genellemelere çok kuşkulu yaklaşıyorum. Bunda politik önyargıların izlerini buluyorum. Muhafazakâr dünyada da erkek egemenliği sorgulanmaktadır.
O hayatlarda da “sen kendi işine bak” diyecek kadın sesleri var ve bu giderek daha duyulur olacaktır.
Bundan şüphem yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023