Hadi ULUENGİN
ÖZERKLİK ve özyönetim farklı farklı şeylerdir!
Ses benzerliği yanıltmasın…
Zaten Latin kökenli dillerde ilkine “otonomi”, ikincisine ise “otojestiyon” deniyor.
Ve malûm, buradaki “oto” da Kadim Yunancada “kendi kendine” anlamına geliyor.
***
TÜRKÇEDE ise o “oto”ya eşdeğer olarak birincil bir “öz” takısını kullanıyoruz.
Yanlış sayılmaz… TDK bu defa doğru ve mantıkî bir etimolojik üretime imza atmıştır.
Fakat yine de gerek “oto”nun, gerekse “öz”ün her iki kelimedeki varlığı hem Batı lisanlarında, hem de bizim ifadelerimizde bazen ciddi kafa karışıklığına yol açıyor.
Hele hele, Kürt meselesinin şimdiki aşamasında özerklik ve özyönetim tanımlarının gelişigüzel ve birbirleriyle iç içe dil pelesengi edilmesi muğlâklığı daha da karmaşık kılıyor.
Dolayısıyla bugün “özyönetim- otojestiyon” kavramına netlik getirmeye çalışacağım.
***
KÖKENİ ütopik sosyalistlere, anarşistlere, az biraz da Marksistlere uzanan bu kelime özellikle iktisadi- toplumsal anlamda kullanılır. Tabii ki siyasi boyutu vardır ama çağrışımlıdır.
Üstelik de nispeten küçük birimleri kapsar. Kısmen kooperatifleri hatırlatır.
Meselâ bir fabrikadaki işçilerin; yahut daha büyük bir tröstteki ücretlilerin hammaddeyi alıştan, onu dönüştürerek pazarlamaya kadar götüren süreçte her şeyi kendilerinin idare etmesi; kazancı ihtiyaca göre bölüşmesi; yeni yatırımlardan kreş veya okul inşasına dek ekonomik- sosyolojik ihtiyaçlara kolektif biçimde karar vermesi; başka bir deyişle “patronsuz, bürokrasisiz ve otoritesiz” bir tarz yaratması özyönetim sözcüğüyle adlandırılır.
Teorik olarak harikulâde! İdeal!
***
HARİKULÂDE ve ideal ama adı üzerinde, ütopik… Yani, hayalî…
İster kapitalist, ister sosyalist olsun sanayi, teknoloji ve bilişim toplumlarının ulaştığı sonsuz komplike seviye; ultra- kalifiye uzmanlaşma; sektörel- küresel işbölümü çok, pek çok yazık ki böyle bir hayâle gerçekleşme fırsatı tanımıyor.
Nitekim anarşist İspanya’dan sosyalist Yugoslavya’ya kadar tüm tecrübeler akim kaldı.
Zaten kaosla başlamış Paris Komünü de kan banyosu bir tragedyayla nihayete ermişti.
- Savaş ertesindeki kapitalist Batı Almanya ise bir müddet sonra sözcüğü lügatten sildi.
Hattâ, bu defa komünist Doğu Almanya’daki Parti lideri Walter Ulbricht bile bütün Stalinci mazisine rağmen bir ara kısmî özyönetimi denemeye kalkışınca, anında tasfiye edildi.
Bilinen ve benim bizzat gördüğüm son otojestiyon projesi de 1968 Mayıs’ının ivmesiyle yetmişli yıllar Fransa’sında gerçekleşen Lip saat fabrikası girişimidir. Dehşet fiyaskoyla bitti.
Dolayısıyla, özyönetim muhtemelen ve o da belki belki, ancak İsviçre ve benzeri gibi zaten katılımcı geleneklerden süzülen ülkelerin küçük belediyelerinde; kentsel yahut kırsal birimlerinde; en fazla orta boy işletmelerinde az- çok hayata geçebilir ama gerisi hayâldir.
Hele hele mevcut sistemler içinde kalıcılık kazanması imkân ve ihtimal dışıdır!
***
HÂL dünyada bile böyle olunca tabii ki Kürt bölgelerinde de imkân ve ihtimal dışıdır!
Açık konuşalım ve devleti onaylamıyoruz diye Kürt hareketini dokunulmaz kılmayalım.
O devletin ezelden beri merkezî zapturaptla hüküm sürdüğü bir Türkiye’de; üstelik insan dokusunun feodal itaat kültürüyle; aynı devlete anti-kutbun ise PKK gibi ona dahi rahmet okutacak ölçüde katı bir platformla özdeşleştiği bir coğrafyada özyönetimden söz etmek abestir.
Ve, özyönetimden apayrı bir özerklik kelimesini illâ kullanmak gerekiyorsa bu tanımı da dâhil etmek kaydıyla, çözüm ancak genel bir ademimerkeziyetçilik çerçevesinde aranabilir.
Sözkonusu özerklik kavramını ve ademimerkeziyetçilik arayışını haftaya işleyeceğim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015