Hayko BAĞDAT
Beraberce eşit ve özgür bir ülke kurma fikri iki halk için de bulunabilecek en iyi çözümdü. Yaşadıkları coğrafya kan gölüne dönmüş, katliamlar, vahşet haber değeri taşımaz duruma gelmişti.
Bu toz bulutu içerisinde bu iki halkın birbirini beğenmeme lüksü yoktu artık. Etnik ve mezhepsel ayrışmaların bataklığı Batılı emperyalistlerin en büyük tuzağıydı ve tüm bölge halkları bunu çoktan yutmuştu. Onlar bu tuzağa düşmemeliydiler.
Üstelik ceberrut yönetim geleneği bugüne kadar Anadolu halklarına baskı ve zulümden başka bir şey sunmamıştı.
Önce zulmeden eski devlet mantığı geriletilecek, sonra Anadolu’nun her rengini esas sayan ‘özgürlük’ ruhu tesis edilecekti.
İki halkın önderleri uzun süre bu birliktelikten bir mücadele ruhu çıkması için çalıştı. Kendi tabanlarının ikna edilmesi pek kolay olmamıştı.
Ne de olsa yakın tarihin karmaşası içerisinde birbirlerine fazlasıyla zarar vermişler ve yüzyıllar süren komşuluk teamülleri hırpalanmıştı.
Batı, kendi çıkarları için iki halkın da kulağına tehlikeli cümleler fısıldıyor, akıllarını çelmek için ardı sıra vaatlerde bulunuyordu.
Duymadılar, ikna olmadılar…
‘Türkiyelileşmek’ bu coğrafyada beraberce yaşayabilmenin tek formülüydü.
Dört elle sarıldılar bu fikre.
Miting meydanlarında iki dilde de ‘özgürlük’ yazan pankartları sırtlandılar.
Katliamcı eski devlete karşı tek vücut oldular.
Eşit, özgür ve rengarenk bir ülke kurmanın heyecanı kapladı tüm memleketi.
Bu ülke Türküyle, Kürdüyle, Ermenisiyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Çerkesiyle, Rumuyla hepimizindi. Yeni binr anayasa yazılmalı, çağın demokrasi ölçüsü neyse bizim ülkemizde de tesis edilmeliydi.
Fakat memleketin başkentinde bunlar konuşulurken Şark cephesinde durumun vehameti içler acısıydı.
Anadolu’nun kadim halklarından biri sürekli katliam ve yağma altındaydı.
O halkın parlamentodaki vekilleri, bürokratları bu duruma mani olmak için ne kadar çabalasalar da güçleri sınırlıydı.
İş öyle bir hale gelmişti ki kurulacak ‘Yeni Türkiye’ fikri, her gün katledilen Doğu insanları için fasa fiso olarak algılanmaya başlamıştı.
Hatta bu idealleri taşıyan halk temsilcileri ‘ihanet’ içinde olmakla itham edilir olmuştu. Onlar parlamentoda nutuk atarken Doğu’da insanlar canının derdindeydi.
Ölüm ve zulüm durmayacaksa halkın kendini korumak için başka fikirler de icat etmesi kaçınılmazdı. Bölgede pek çok denge vardı. Eşit ve özgür bir ülkeyi beraberce tesis etmek mümkün değilse bağımsızlık da pekâlâ düşünülebilirdi.
Bu iki halk nihayetinde eski devleti yendi.
Artık bu zorlu mücadelede aldıkları kararı uygulamalarının önünde hiçbir engel yok gibiydi.
Fakat devletin yeni sahipleri böyle yapılmasına izin vermedi.
İki halkın kurucu unsur olarak bir arada varlığı hiç tükenmeyecek bir güvensizliği beraberinde getiriyordu.
600 yıllık devlet olma bilinci, devlet ele geçirildikten hemen sonra yeni sahiplerinin üzerine giyecekleri kıyafete dönüştü.
Bu bilinç kendi çocuklarına, kardeşlerine kıymayı gerektirecek kadar gaddardı.
Önce katliamlar çoğaldı. Sonra bu katliamların gerekli olduğuna ikna edildi toplum. Düne kadar ülkeyi beraberce kurtarmak için el ele verilen bir halk sonradan emperyalistlerin maşası olarak tarif edildi.
Vatanın istikbali için devlet yine en iyi bildiği yöntemi kullanmalıydı.
Kullandı da…
Doğu’da öz savunmadan başka şansı kalmamış birkaç bin silahlı insan, yapılacak büyük operasyonun gerekçesi sayıldı.
Önce bir 24 Nisan sabahı parlamentodaki vekiller dahil tüm halk öncüleri toplanıverdi.
Sonra kadim Anadolu’nun her köşesinden kadınlar, çocuklar sürgün edilmeye başladı.
Bir iki yıla kalmadan tarihin gördüğü en acı kıyımlardan biri yaşandı.
İttihat ve Terakki, padişahlık dönemini aratmayacak kadar gözünü karartmıştı çoktan.
Aradan 100 yıl geçti.
O tarihte 2 milyona yakın nüfusu olan Ermeni halkından bugün sadece 50 bin kişi kaldı.
O 50 bin kişinin bugün anadilde eğitim, kendi dillerinde yayın yapma, mahkemelerde tercüman tutma, ibadethane açma gibi her hakkı var, var olmasına da!
Halkın kendisi yok artık.
Üstelik usulüne göre gömülmemiş, katledilmiş insanlarına küfür edilir olması adetten oldu yurdun her mahallesinde.
Bugün yaşadıklarımız nereye varacak kestiremiyorum.
Ama yaşanmış olanı anlatmak boynumun borcudur.
Aklınızda olsun bütün bunlar…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.03.2025
20.02.2025
12.02.2025
5.02.2025
29.01.2025
23.01.2025
15.01.2025
8.01.2025
18.12.2024
11.12.2024